<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Bu Forum Başka Forum - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.forumumuz.net/</link>
		<description><![CDATA[Bu Forum Başka Forum - http://www.forumumuz.net]]></description>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:55:43 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Malkoçoğlu .]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-681.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 13:02:25 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-681.html</guid>
			<description><![CDATA[Türk Akıncısı<br />
<br />
<br />
Türk Tarih Kurumu’nun ‘Yurtdışındaki Türk Kültür Varlıkları Envanteri Projesi’ ünlü akıncı ailesi Malkoçoğulları’nın atası Malkoç Bey’in türbesini Bulgaristan’ın Bourya Köyü’nde gün yüzüne çıkardı. Çalışmayı Gazi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet İbrahimgil başkanlığında Sanat Tarihçisi Neval Konuk ve Mimar Mehmet Emin Yılmaz ile Bulgar bilim adamı Prof. Dr. Lubomir Mikov yürüttü.<br />
<br />
Niğbolu gazisi <br />
<br />
Yıldırım Bayezid, Fatih Sultan Mehmed, Sultan II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim zamanlarında önemli hizmet ve kahramanlıkları görülen bu ailenin atası Malkoç Bey, 25 Eylül 1396 tarihinde Niğbolu Meydan Muharebesi’nde Türk cephesinin sol kanadında görev almış ve savaşın kazanılmasında önemli katkı sağlamıştı.<br />
<br />
Türkler yaşıyor <br />
<br />
Sanat Tarihçisi Neval Konuk, türbenin bulunduğu yerle ilgili çalışmasında da ilginç sonuçlara ulaştı. Buna göre, türbenin bulunduğu Gabrova ilinin Dryanovo İlçesi’ne bağlı Bourya Köyü, Malkoçova’ydı. İlçe merkeziyle Selvi (Selviova) kenti arasında kurulan Bourya (Malkoçova) Köyü, bugün de halkının çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bir köy. <br />
<br />
MALKOÇ AİLESİ:<br />
<br />
Malkoç Bey <br />
<br />
Sultan I. Murat ve Yıldırım Beyazid zamanının komutanlarındandır. 1389 yılında 1.Kosova savaşında sağ cenah okçu kumandanı olarak savaşmış bu savaşta oğlu Mustafa bey de sol cenah okçu kumandanı olarak görev yapmıştır. Tarih sayfalarında bu savaşta adı Hamidoğlu Malkoç olarak geçmiş olan Malkoç beyin Hamidoğulları Beyliğinin komutanlarından olduğu Hamidoğullarının Osmanlı devletine ilhakıyla Osmanlı devletine hizmete devam eden beylerden olduğu düşünülmektedir. 1396 yılında Niğbolu savaşında Türk ordusunun sol kanadında komutan olarak görev yapmıştır. Malkoç Beyin türbesi şu an Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Buryadadır (eski adıyla Malkoçova). Malkoç Bey’in Malkoçoğlu Mustafa Bey ve Malkoçoğlu Mehmet Bey adlarında bilinen iki oğlu vardır.<br />
<br />
Malkoçoğlu Mustafa Bey <br />
<br />
Malkoç Bey’in oğludur. İlk olarak 1389 yılında 1.Kosova savaşında babası Malkoç beyin sağ cenahta savaştığı orduda, sol cenah okçu komutanı olarak görev yaparak adını duyuırmuştur.Timur‘un Anadolu‘yu işgali sırasında Sivas kalesi komutanıdır. 1400 yılında Timur’un Sivası kuşatmasında 3.000 kişiyle 200.000 kişilik Timur ordusuna karşı kaleyi 18 gün yiğitçe savunan ve açlık ve susuzluğa dayanamayıp canlarının bağışlanacağı Timur tarafından vaat edildi ve kaleyi teslim etmek zorunda kaldı. Fakat Timur sözünde durmayıp kale teslim edildikten sonra bütün askerlerle beraber Malkoçoğlu Mustafa Bey’i de şehit etmiştir. Malkoçoğlu Hamza Bey adında bir oğlu vardır.<br />
<br />
Malkoçoğlu Mehmet Bey <br />
<br />
Malkoç Bey’in oğludur. Rumeli‘nin fethinde babası Malkoç Bey ile beraber görev yaptığı düşünülmektedir. Türbesi Gebze’de olup 1385 yılında vefat ettiği bilinmektedir. Türbesi babası Malkoç Bey tarafından yapılmıştır. Genç yaşta babasından evvel vefat etmiş olup çocuklarının olmadığı düşünülmektedir.<br />
<br />
Malkoçoğlu Hamza Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Mustafa Bey’in oğludur. Fatih Sultan Mehmet döneminde Niğbolu sancakbeyi olarak görev yapan Malkoçoğlu Hamza Bey’in 1461 yılında Eflak Voyvodası tarafından şehit edildiği bilinmektedir. Malkoçoğlu Hamza Bey, Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa ve Malkoçoğlu Bali Paşa‘nın babasıdır.<br />
<br />
Malkoçoğlu Bali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Hamza Bey’in oğludur. Fatih Sultan Mehmed Han’ın kurdurmuş olduğu, Enderun-ı Hümayün adlı Saray Üniversitesinde yetişen meşhur akıncı beyi.<br />
<br />
Sultan İkinci Bayezid Han devrinde Silistre Beylerbeyliği yaptı. Fevkalade cesur, sadık ve kabiliyetli bir kumandandı. Pek çok ve büyük hizmetlerde bulundu.Kendisi Silistre Beylerbeyi bulunduğu sıralarda isyan eden Eflak Voyvodasına karşı gönderilen Osmanlı ordusunda yararlıklar gösterdi. Yine aynı beylerbeyliği sırasında Macaristanda ordu sevkederek Varadin Kalesi ile diğer pek çok yeri zaptetti. Daha sonra Prut Nehrini geçerek Akkerman Kalesini ele geçirmek isteyen Buğdan Voyvodasını ordusu ile hezimete uğrattı. 1498 yılında 40.000 kişilik ordusu ile Lehistan üzerine akınlar yaparak Varşova şehrine kadar uzanmış ve büyük bir zafer kazanmıştı. Bu akınları sırasında tam 10.000 esir ve pek çok harb ganimeti ile dönmüştü. Bu ganimet ve esirlerden bir kısmını seçerek, Kethüdası Mustafa Bey ile Sultan İkinci Bayezid Hana gönderdi.<br />
Oğulları Ali ve Tur Ali Beyler de kendisi gibi cesur, silahşör ve kahraman idiler. Büyük oğlu Ali Bey, Sofya Sancakbeyliği yaptı. Küçük oğlu Tur Ali Bey ise, babasından sonra Silistre Sancakbeyliği hizmetinde bulundu. Bali Bey 1514 yılında vefat etti.<br />
<br />
Malkoçoğlu Ali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Bali Bey’in oğludur. Sofya sancak beyi olan Ali Bey de kardesi Tur Ali beyi gibi bu muharebede sehîd düsmüstür.<br />
<br />
Malkoçoğlu Turali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Bali Bey’in oğludur. Silistre sancakbeyi olarak görev yapmış, 1514 yılında Çaldıran Savaşı’nda bizzat Şah İsmail tarafından şehit edilmiştir.<br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa <br />
<br />
Malkoçoğlu Hamza Bey’in oğludur. 1501 yılında II. Beyazıt‘ın kızı Hüma Hatunla evlendiğinde Bali bey adında oğlu vardı. II. Beyazıt’ın kızı Hüma Hatundan da Malkoçoğlu Ahmet Bey ile Malkoçoğlu Mehmet Bey olmuştur. 1480′de Bosna Beyi, 1481‘de Rumeli Beylerbeyi, 1504 yılında Kubbe Veziri oldu ve 1506 yılında vefat etti. Bilinen 3 oğlu Malkoçoğlu Bali Bey (Silistre beylerbeyi olan Bali Bey en büyükleridir), Malkoçoğlu Mehmet Bey, Malkoçoğlu Ahmet Bey’dir. Bu komutanlardan aynı zamanda Yahyapaşazadeler diye bahsedilir.<br />
<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Bali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Yahya Paşa’nın oğludur. Koca Bali Paşa şeklinde de anılır. 1495‘de doğmuş olup, Kanuni Sultan Süleyman‘ın yaşıtıdır. 2.nci Bayezitin kızı Aynişah sultanın kızıyla evlidir . Semendire sancakbeyi olmuş, 1521 yılında Belgrad‘ın fethinde görev yapmıştır. Daha sonra Belgrad sancakbeyi ve Bosna Beylerbeyi oldu. 1526 yılında Mohaç Savaşı‘nda çok üstün başarılar gösterdi. Budin‘in (Budapeşte) ikinci beylerbeyi oldu. Vezir oldu. 1548 yılında vefat etti. Budapeşte’nin en büyük meydanının adı Osmanlıların Budapeşteyi kaybettiği zamana kadar Gazi Bali Paşa Meydanıdır. Mehmet Bey adında bir oğlu vardır.<br />
<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Mehmet Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın torunu, Bali Beyin oğludur. Enderunda yetişti. Varat sancakbeyi oldu. 1563 yılında Kanuni’nin Zigetvar seferinde Gyula kalesini fethetmekle görevli Pertev Paşa ile beraber 59 günde kaleyi teslim aldı. Aynı yıl Babofça kalesini fethetti. 1567 yılında Lala Mustafa Paşa ile beraber Yemen‘de savaştı. 1570 yılında Kıbrıs‘ın fethinde Magosa kuşatmasında vurularak şehit oldu.<br />
<br />
Gazi Kızan Mehmet Paşa <br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın oğludur. Gazi Sultanzade Mehmet Paşa şeklinde de geçer. Kanuni Sultan Süleyman’ın halasının oğludur. 1526‘da Mohaç alaybeyi, 1527′de Semendire sancakbeyi, ve aynı yıl Belgrad sancakbeyi oldu. 1529‘da 1. Viyana Kuşatmasında Bavyera‘nın merkezi Regensburg ve Morova‘nın başkenti Brünn’ü fiilen zaptetti. Çekoslavakya bölgesini işgal etti. 1530‘da Andrea Doria‘nın işgal ettiği Mora‘daki Koron kalesini geri aldı. Aynı yıl Budin’i kuşatan Alman mareşalini yendi. 1531 yılında Avusturya akınında 15.000 esirle geri geldi. Peç‘i Almanlardan geri aldı. 1535‘de tekrar Semendire sancakbeyi oldu ve 8 yıl görev yaptı. 1537 yılında Vertizo Savaşı’nda 45.000 kişilik Alman ordusunu imha etti. Bu zaferde kardeşi Yahyapaşazade Malkoçoğlu Ahmet Bey ile oğlu Şifalı Arslan Paşa da vardı. 1538‘de Boğdan seferine katıldı. 1541′de Budin seferine katıldı. 1543′de ölen abisi Koca Bali Paşa’nın yerine üçüncü Budin Beylerbeyi oldu. 4.5 yıl görevde kaldı. 1566 yılında Budin’de vefat etti.<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Ahmet Bey <br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın oğludur. İnebahtı sancakbeyi olarak bilinir. 1537 yılında Vertizo Savaşı‘na katıldı. 1543′de Belgrad sancakbeyi oldu.<br />
<br />
Şifalı Arslan Paşa <br />
<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Mehmet Bey’in oğulları Arslan Bey ve Derviş Bey olarak bilinmektedir.<br />
Arslan Bey, Şifalı Arslan Paşa şeklinde anılır. 1537 yılında Vertizo Savaşı’na katıldı. 1537′de Pojega sancakbeyi oldu. 1565‘de Budin’in ondördüncü beylerbeyi oldu. Kendisi aynı zamanda şairdir. 1566 yılında Sokollu Mehmet Paşa‘nın entrikalarıyla idam edildi. Ömer Seyfettin’in Kütük adlı hikayesinde anlattığı Arslan bey bu kişidir.<br />
<br />
Derviş Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın torunu, Mehmet Bey’in oğludur. İsmi bilinmekle birlikte hakkında bir bilgiye sahip olunamamıştır.<br />
<br />
Yavuz Ali Paşa <br />
<br />
Malkoçoğlu soyundan son olarak bilinen kişidir. Çok cesur, fevri ve deli dolu biriydi. 1603 yılına kadar Mısır Beylerbeyliği görevini yaptı. Bu sırada 1603 yılında İstanbul’a çağırıldı ve sadrazamlığa getirildi. İlk iş olarak İran meselesini ele aldı. 1604 yılında Macaristan seferi sırasında Sofya’da rahatsızlandı. Belgrad’a ulaştığında da vefat etmiştir.Mezarı Yozgatın yerköy ilçesindedir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türk Akıncısı<br />
<br />
<br />
Türk Tarih Kurumu’nun ‘Yurtdışındaki Türk Kültür Varlıkları Envanteri Projesi’ ünlü akıncı ailesi Malkoçoğulları’nın atası Malkoç Bey’in türbesini Bulgaristan’ın Bourya Köyü’nde gün yüzüne çıkardı. Çalışmayı Gazi Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Mehmet İbrahimgil başkanlığında Sanat Tarihçisi Neval Konuk ve Mimar Mehmet Emin Yılmaz ile Bulgar bilim adamı Prof. Dr. Lubomir Mikov yürüttü.<br />
<br />
Niğbolu gazisi <br />
<br />
Yıldırım Bayezid, Fatih Sultan Mehmed, Sultan II. Bayezid ve Yavuz Sultan Selim zamanlarında önemli hizmet ve kahramanlıkları görülen bu ailenin atası Malkoç Bey, 25 Eylül 1396 tarihinde Niğbolu Meydan Muharebesi’nde Türk cephesinin sol kanadında görev almış ve savaşın kazanılmasında önemli katkı sağlamıştı.<br />
<br />
Türkler yaşıyor <br />
<br />
Sanat Tarihçisi Neval Konuk, türbenin bulunduğu yerle ilgili çalışmasında da ilginç sonuçlara ulaştı. Buna göre, türbenin bulunduğu Gabrova ilinin Dryanovo İlçesi’ne bağlı Bourya Köyü, Malkoçova’ydı. İlçe merkeziyle Selvi (Selviova) kenti arasında kurulan Bourya (Malkoçova) Köyü, bugün de halkının çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bir köy. <br />
<br />
MALKOÇ AİLESİ:<br />
<br />
Malkoç Bey <br />
<br />
Sultan I. Murat ve Yıldırım Beyazid zamanının komutanlarındandır. 1389 yılında 1.Kosova savaşında sağ cenah okçu kumandanı olarak savaşmış bu savaşta oğlu Mustafa bey de sol cenah okçu kumandanı olarak görev yapmıştır. Tarih sayfalarında bu savaşta adı Hamidoğlu Malkoç olarak geçmiş olan Malkoç beyin Hamidoğulları Beyliğinin komutanlarından olduğu Hamidoğullarının Osmanlı devletine ilhakıyla Osmanlı devletine hizmete devam eden beylerden olduğu düşünülmektedir. 1396 yılında Niğbolu savaşında Türk ordusunun sol kanadında komutan olarak görev yapmıştır. Malkoç Beyin türbesi şu an Bulgaristan sınırları içerisinde bulunan Buryadadır (eski adıyla Malkoçova). Malkoç Bey’in Malkoçoğlu Mustafa Bey ve Malkoçoğlu Mehmet Bey adlarında bilinen iki oğlu vardır.<br />
<br />
Malkoçoğlu Mustafa Bey <br />
<br />
Malkoç Bey’in oğludur. İlk olarak 1389 yılında 1.Kosova savaşında babası Malkoç beyin sağ cenahta savaştığı orduda, sol cenah okçu komutanı olarak görev yaparak adını duyuırmuştur.Timur‘un Anadolu‘yu işgali sırasında Sivas kalesi komutanıdır. 1400 yılında Timur’un Sivası kuşatmasında 3.000 kişiyle 200.000 kişilik Timur ordusuna karşı kaleyi 18 gün yiğitçe savunan ve açlık ve susuzluğa dayanamayıp canlarının bağışlanacağı Timur tarafından vaat edildi ve kaleyi teslim etmek zorunda kaldı. Fakat Timur sözünde durmayıp kale teslim edildikten sonra bütün askerlerle beraber Malkoçoğlu Mustafa Bey’i de şehit etmiştir. Malkoçoğlu Hamza Bey adında bir oğlu vardır.<br />
<br />
Malkoçoğlu Mehmet Bey <br />
<br />
Malkoç Bey’in oğludur. Rumeli‘nin fethinde babası Malkoç Bey ile beraber görev yaptığı düşünülmektedir. Türbesi Gebze’de olup 1385 yılında vefat ettiği bilinmektedir. Türbesi babası Malkoç Bey tarafından yapılmıştır. Genç yaşta babasından evvel vefat etmiş olup çocuklarının olmadığı düşünülmektedir.<br />
<br />
Malkoçoğlu Hamza Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Mustafa Bey’in oğludur. Fatih Sultan Mehmet döneminde Niğbolu sancakbeyi olarak görev yapan Malkoçoğlu Hamza Bey’in 1461 yılında Eflak Voyvodası tarafından şehit edildiği bilinmektedir. Malkoçoğlu Hamza Bey, Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa ve Malkoçoğlu Bali Paşa‘nın babasıdır.<br />
<br />
Malkoçoğlu Bali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Hamza Bey’in oğludur. Fatih Sultan Mehmed Han’ın kurdurmuş olduğu, Enderun-ı Hümayün adlı Saray Üniversitesinde yetişen meşhur akıncı beyi.<br />
<br />
Sultan İkinci Bayezid Han devrinde Silistre Beylerbeyliği yaptı. Fevkalade cesur, sadık ve kabiliyetli bir kumandandı. Pek çok ve büyük hizmetlerde bulundu.Kendisi Silistre Beylerbeyi bulunduğu sıralarda isyan eden Eflak Voyvodasına karşı gönderilen Osmanlı ordusunda yararlıklar gösterdi. Yine aynı beylerbeyliği sırasında Macaristanda ordu sevkederek Varadin Kalesi ile diğer pek çok yeri zaptetti. Daha sonra Prut Nehrini geçerek Akkerman Kalesini ele geçirmek isteyen Buğdan Voyvodasını ordusu ile hezimete uğrattı. 1498 yılında 40.000 kişilik ordusu ile Lehistan üzerine akınlar yaparak Varşova şehrine kadar uzanmış ve büyük bir zafer kazanmıştı. Bu akınları sırasında tam 10.000 esir ve pek çok harb ganimeti ile dönmüştü. Bu ganimet ve esirlerden bir kısmını seçerek, Kethüdası Mustafa Bey ile Sultan İkinci Bayezid Hana gönderdi.<br />
Oğulları Ali ve Tur Ali Beyler de kendisi gibi cesur, silahşör ve kahraman idiler. Büyük oğlu Ali Bey, Sofya Sancakbeyliği yaptı. Küçük oğlu Tur Ali Bey ise, babasından sonra Silistre Sancakbeyliği hizmetinde bulundu. Bali Bey 1514 yılında vefat etti.<br />
<br />
Malkoçoğlu Ali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Bali Bey’in oğludur. Sofya sancak beyi olan Ali Bey de kardesi Tur Ali beyi gibi bu muharebede sehîd düsmüstür.<br />
<br />
Malkoçoğlu Turali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Bali Bey’in oğludur. Silistre sancakbeyi olarak görev yapmış, 1514 yılında Çaldıran Savaşı’nda bizzat Şah İsmail tarafından şehit edilmiştir.<br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa <br />
<br />
Malkoçoğlu Hamza Bey’in oğludur. 1501 yılında II. Beyazıt‘ın kızı Hüma Hatunla evlendiğinde Bali bey adında oğlu vardı. II. Beyazıt’ın kızı Hüma Hatundan da Malkoçoğlu Ahmet Bey ile Malkoçoğlu Mehmet Bey olmuştur. 1480′de Bosna Beyi, 1481‘de Rumeli Beylerbeyi, 1504 yılında Kubbe Veziri oldu ve 1506 yılında vefat etti. Bilinen 3 oğlu Malkoçoğlu Bali Bey (Silistre beylerbeyi olan Bali Bey en büyükleridir), Malkoçoğlu Mehmet Bey, Malkoçoğlu Ahmet Bey’dir. Bu komutanlardan aynı zamanda Yahyapaşazadeler diye bahsedilir.<br />
<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Bali Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Yahya Paşa’nın oğludur. Koca Bali Paşa şeklinde de anılır. 1495‘de doğmuş olup, Kanuni Sultan Süleyman‘ın yaşıtıdır. 2.nci Bayezitin kızı Aynişah sultanın kızıyla evlidir . Semendire sancakbeyi olmuş, 1521 yılında Belgrad‘ın fethinde görev yapmıştır. Daha sonra Belgrad sancakbeyi ve Bosna Beylerbeyi oldu. 1526 yılında Mohaç Savaşı‘nda çok üstün başarılar gösterdi. Budin‘in (Budapeşte) ikinci beylerbeyi oldu. Vezir oldu. 1548 yılında vefat etti. Budapeşte’nin en büyük meydanının adı Osmanlıların Budapeşteyi kaybettiği zamana kadar Gazi Bali Paşa Meydanıdır. Mehmet Bey adında bir oğlu vardır.<br />
<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Mehmet Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın torunu, Bali Beyin oğludur. Enderunda yetişti. Varat sancakbeyi oldu. 1563 yılında Kanuni’nin Zigetvar seferinde Gyula kalesini fethetmekle görevli Pertev Paşa ile beraber 59 günde kaleyi teslim aldı. Aynı yıl Babofça kalesini fethetti. 1567 yılında Lala Mustafa Paşa ile beraber Yemen‘de savaştı. 1570 yılında Kıbrıs‘ın fethinde Magosa kuşatmasında vurularak şehit oldu.<br />
<br />
Gazi Kızan Mehmet Paşa <br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın oğludur. Gazi Sultanzade Mehmet Paşa şeklinde de geçer. Kanuni Sultan Süleyman’ın halasının oğludur. 1526‘da Mohaç alaybeyi, 1527′de Semendire sancakbeyi, ve aynı yıl Belgrad sancakbeyi oldu. 1529‘da 1. Viyana Kuşatmasında Bavyera‘nın merkezi Regensburg ve Morova‘nın başkenti Brünn’ü fiilen zaptetti. Çekoslavakya bölgesini işgal etti. 1530‘da Andrea Doria‘nın işgal ettiği Mora‘daki Koron kalesini geri aldı. Aynı yıl Budin’i kuşatan Alman mareşalini yendi. 1531 yılında Avusturya akınında 15.000 esirle geri geldi. Peç‘i Almanlardan geri aldı. 1535‘de tekrar Semendire sancakbeyi oldu ve 8 yıl görev yaptı. 1537 yılında Vertizo Savaşı’nda 45.000 kişilik Alman ordusunu imha etti. Bu zaferde kardeşi Yahyapaşazade Malkoçoğlu Ahmet Bey ile oğlu Şifalı Arslan Paşa da vardı. 1538‘de Boğdan seferine katıldı. 1541′de Budin seferine katıldı. 1543′de ölen abisi Koca Bali Paşa’nın yerine üçüncü Budin Beylerbeyi oldu. 4.5 yıl görevde kaldı. 1566 yılında Budin’de vefat etti.<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Ahmet Bey <br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın oğludur. İnebahtı sancakbeyi olarak bilinir. 1537 yılında Vertizo Savaşı‘na katıldı. 1543′de Belgrad sancakbeyi oldu.<br />
<br />
Şifalı Arslan Paşa <br />
<br />
Yahyapaşazade Malkoçoğlu Mehmet Bey’in oğulları Arslan Bey ve Derviş Bey olarak bilinmektedir.<br />
Arslan Bey, Şifalı Arslan Paşa şeklinde anılır. 1537 yılında Vertizo Savaşı’na katıldı. 1537′de Pojega sancakbeyi oldu. 1565‘de Budin’in ondördüncü beylerbeyi oldu. Kendisi aynı zamanda şairdir. 1566 yılında Sokollu Mehmet Paşa‘nın entrikalarıyla idam edildi. Ömer Seyfettin’in Kütük adlı hikayesinde anlattığı Arslan bey bu kişidir.<br />
<br />
Derviş Bey <br />
<br />
Malkoçoğlu Damat Yahya Paşa’nın torunu, Mehmet Bey’in oğludur. İsmi bilinmekle birlikte hakkında bir bilgiye sahip olunamamıştır.<br />
<br />
Yavuz Ali Paşa <br />
<br />
Malkoçoğlu soyundan son olarak bilinen kişidir. Çok cesur, fevri ve deli dolu biriydi. 1603 yılına kadar Mısır Beylerbeyliği görevini yaptı. Bu sırada 1603 yılında İstanbul’a çağırıldı ve sadrazamlığa getirildi. İlk iş olarak İran meselesini ele aldı. 1604 yılında Macaristan seferi sırasında Sofya’da rahatsızlandı. Belgrad’a ulaştığında da vefat etmiştir.Mezarı Yozgatın yerköy ilçesindedir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Molla Gürani 1409 - 1487]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-680.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 13:01:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-680.html</guid>
			<description><![CDATA[Osmanlı âlimlerinden ve büyük velî. Dördüncü Osmanlı şeyhulislâmı. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî, lakabı Şerefüddîn, Şihâbüddîn ve Molla Gürânî'dir. Daha çok Molla Gürânî lakabıyla tanınıp, meşhûr oldu. 1410 (H.813) senesinde, Sûriye'nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle "Gürânî" denilmiştir.<br />
<br />
Molla Gürânî, küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Sarf, nahiv, beyân, meânî gibi âlet ve kırâat ilmini öğrendi. Sonra ilim öğrenmek için Bağdât, Diyarbakır, Hıns ve Hayfa şehirlerine gitti. On yedi yaşında iken de Şam'a gidip, bir müddet oradaki âlimlerden ders alıp, ilim tahsîl etti. Şam'dan Kâhire'ye gitti.Kâhire'de zamânın âlimlerinden ders alarak; kırâat, tefsîr, hadîs ve fıkıh ilimlerini öğrendi ve bu ilimlerde icâzet aldı. O devrin en meşhûr âlimi İbn-i Hacer Askalânî'den hadîs ve fıkıh ilmine dâir eserler okudu. Bu hocasından okuduğu eserler arasında, Sahîh-i Buhârî ve fıkıh ilminde meşhûr eserler vardı.Hadîs ilminde İbn-i Hacer Askalânî'den icâzet aldı. Molla Gürânî bu şekilde çalışarak tahsîlini tamamladıktan sonra; tefsîr, kırâat, hadîs ve fıkıh ilimlerinde değerli bir âlim olarak yetişti.Yavaş yavaş tanınmaya ve Kâhire'deki medreselerde ders vermeye başladı. Memlûk Devleti hükümdarları ile devletin ileri gelenlerinin kurdukları ilim meclislerine katılıp, münâzaralara girdi. İlmi ve fesâhati, güzel konuşmasıyla kısa zamanda tanındı. Hattâ Kâhire'de herkese açık bir ders verdi. Dersini dinleyen âlimler, onun ilimdeki üstünlüğünü takdîr ettiler. Hocası İbn-i Hacer Askalânî ona icâzet verdikten sonra, Sahîh-i Buhârî'yi gâyet güzel bir mahâretle okuttuğunu bizzat görüp, şâhid oldu. Bundan sonra hayâtının bir bölümünü Kâhire ve Şam taraflarında geçirip İstanbul'a geldi. İstanbul'a gelişi, hayâtında değişikliğe yol açtı. Önce Şâfiî mezhebindeydi. Sonradan Hanefî mezhebine geçti.<br />
<br />
Molla Gürânî'nin İstanbul'a gelişi şöyle vukû bulmuştur: O devrin meşhûr Osmanlı âlimlerindenMolla Yegân hacca gittiğinde, Kâhire'ye uğradı. Orada Molla Gürânî'yi tanıyıp, onun dîne bağlılığını ve ilimdeki yüksek derecesini görünce, İstanbul'a getirmek istedi. Lütuf ve iltifât göstererek istanbul'a gelmesini söyledi. O da bu teklifi kabûl edip, Molla Yegân ile birlikte İstanbul'a geldi. Meşhûr âlim MollaYegân, hacdan dönüp İstanbul'a gelince, Sultan İkinci Murâd Hanın otağına gidip, bir sohbet yaptı. Sohbet sırasında Pâdişâh; "Gezip gördüğün yerlerden bize ne armağan getirdin?" diye sordu. Bunun üzerine Molla Yegân; "Tefsîr, hadîs ve fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir âlim getirdim" dedi. "Şimdi nerededir?" deyince; "Bâb-üs-seâdede beklemektedir" dedi. Bunun üzerine Pâdişâh, onu içeri getirmelerini söyledi. Molla Gürânî içeri girip, selâm verdi, el öptü. Sohbet sırasında Molla Gürânî'nin konuşması ve hâli, pâdişâhın hoşuna gitti. Onu önce, dedesi Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzî'nin eski kaplıcadaki medresesine sonra da Yıldırım Medresesine müderris tâyin etti. Böylece bir müddet bu vazifede bulundu.Bundan sonra da Sultan İkinci Murâd Hân, Molla Gürânî'yi oğlu Şehzâde Mehmed'in yâni Fâtih'in yetiştirilmesi ile görevlendirdi.<br />
<br />
Şehzâde Mehmed (Fâtih), bu sırada Manisa'da emîrdi. Babası İkinci Murâd Hân, oğlunun (Fâtih'in) yetişmesi ve eğitilmesi için pekçok âlimi ona hoca olarak göndermişti. Fakat Şehzâde Mehmed, zekî ve celalli olduğundan, giden hocalar onu bir türlü derse yanaştıramamıştı. Bu sebeple pâdişâh İkinci Murâd Hân, oğlunu yetiştirecek heybetli bir muallim arıyordu. Molla Gürânî'nin heybetli ve vakûr bir âlim olduğunu görerek, sert tutumunu duyup, bu iş için onu tâyin etti. Onun iyi bir eğitimden geçmesini istediğini söyleyip, gerekirse dövebileceğini de işâret etti. Bunun üzerine Molla Gürânî, Manisa'ya gönderildi. Molla Gürânî, Şehzâde Mehmed'in (Fâtih'in) yetişmesi için ona ders vermeye başladı. Gördüğü gevşeklik karşısında, vakûr ve sert tutumuyla, Şehzâde Mehmed'in hırçınlığını yatıştırdı. Hattâ ders sırasında; "Darabtühû te'dîben" Terbiye etmek, eğitmek için onu dövdüm mânâsındaki Arabca cümleyi dil bakımından incelettirdi, tahlîl ve tercüme ettirdi. Bu tutum karşısında Şehzâde Mehmed derslere devâm edip, kısa zamandaKur'ân-ı kerîmi hatmetti ve ilim öğrendi. Pâdişâh İkinci Murâd Hân, oğlu Şehzâde Mehmed'in Kur'ân-ı kerîmi hatmettiğini öğrenince, çok sevinip, hocası Molla Gürânî'ye fazla mikdârda mal ve parayı hediye gönderdi.<br />
<br />
Fâtih Sultan Mehmed Hanın yetişmesinde, Molla Gürânî'nin büyük emeği geçti. Bu bakımdan Fâtih, şehzâdeliğinden beri hocasını çok sever, saygı ve hürmette kusûr etmezdi.<br />
<br />
Babası İkinciMurâd'dan sonra tahta geçen Fâtih Sultan Mehmed Han, Molla Gürânî'yi vezîr yapmak istedi. Molla Gürânî bu teklifi kabûl etmeyip; "Huzûrunuzda, size devlet işlerinde çok hizmet edenler vardır. Onların ciddî çalışmaları, sonunda vezîrliğe, sadr-ı a'zamlığa kavuşmak ideallerine bağlıdır. Vezîriniz onlardan başkası olursa, kalbleri kırılır ve sultânımıza zarar gelir" dedi. Sultan bu sözü beğendi ve onu kadısker yapmak istediğini bildirince, bunu kabûl etti. Kâdılığa başlayınca, ayrıca müderrislik görevini de yürüttü. Daha sonra Bursa evkâf idâresi vazifesi ve kâdılık vazifesi ile Bursa'ya gönderildi. Bursa'da bir müddet bu vazifeleri yaptı. Sonra bâzı sebeplerle Anadolu'dan ayrılıp, Mısır'a gitti<br />
<br />
Molla Gürânî Mısır'a vardığında, Mısır Sultânı Kayıtbay'dan tam bir kabûl ve çok ikrâm, hürmet gördü. Bir müddet sonra Fâtih Sultan Mehmed Hân, Mısır Sultânı Kayıtbay'a, Molla Gürânî'yi göndermesini ricâ etti. Kayıtbay, Fâtih Sultan Mehmed Hanın bu ricâsını Molla Gürânî'ye bildirerek; "Gitme, ben sana onunkinden daha çok ikrâm ve ihtirâm ederim" dedi. Molla Gürânî; "Evet inanıyorum, sizden çok fazla ikrâm gördüm. Ancak, benimle onun arasında baba ile oğul arasındaki gibi büyük bir sevgi vardır. Aramızdaki bu hâdise ise, bir başka şeydir. Bu sebepten o, tabiî olarak kendisine meyledeceğimi bilir. Eğer ona gitmezsem, sizin tarafınızdan gönderilmediğimi zanneder ve aranıza bir düşmanlık girebilir." cevâbını verdi. Sultan Kayıtbay bu cevâbı beğendi ve kendisine çok para ve yolda lâzım olabilecek eşyâları verip, büyük hediyelerle Fâtih Sultan Mehmed Hana gönderdi.<br />
<br />
Molla Gürânî İstanbul'a gelince, Sultan ona çok hürmet gösterip, ikinci defâ Bursa kâdılığına tâyin etti. Sonra yeniden Kadıaskerliğe getirildi. Bu arada müderrislik ve eser yazmakla da meşgûl iken, 1480 (H.885) senesinde Şeyhülislâmlık makâmına getirildi. Fâtih Sultan Mehmed Hân ona; maaş, hizmetçi ve diğer yardımları yanında, çok hediyeler vererek, ikrâm ve hürmet gösterdi. Sekiz sene Şeyhülislâmlık yaptı ve hakka, adâlete uymakta, titizlik göstererek, gayet güzel bir şekilde vazifesini yerine getirdi.<br />
<br />
Fâtih Sultan Mehmed Hana çok nasîhat eder, işlerinde yardımcı olurdu. Ona karşı duyduğu samîmi sevgi ve alâka sebebiyle, yeri geldikçe tenkid etmekten, uyarmaktan çekinmezdi. Hattâ giydiği ve yediği şeylere dikkat etmesini, dâimâ dînin emirlerine uygun olmasını isterdi. Nasîhatlerini sert sözlerle söylemekten çekinmezdi.<br />
<br />
Molla Gürânî; heybetli, vakûr, sarsılmaz bir ilim haysiyetine ve ahlâkına sâhipti. Uzun boylu, gür sakallı, doğru ve açık sözlüydü. Vezîrleri adlarıyla çağırır, Sultanın huzûruna girince, yüksek sesle selâm verip, müsâfeha yapardı.Dâvet edilmedikçe ve bayram günlerinden başka zamanlarda saraya gitmezdi. Bir defâsında bir Arafe günü, Sultan, Molla Gürânî'ye bir haberci göndererek; "Yarın bayramı kutlamak üzere teşrif etsin, geç kalmasın." diye haber yollamıştı. Molla Gürânî, gelen haberciye; "Yağışlı günlerdir, her yer çamur. Gelirsek, kılık kıyâfet değiştirmek îcâb eder. Yarın bizi bağışlasınlar. Biz uzaktan duâ ederiz. Bayramı uzaktan kutlayalım." dedi. Haberci dönüp bu sözleri pâdişâha iletince, Pâdişâh; "Biz onların gelmesi ile bayram yaparız. Her şeye rağmen gelmelerini bekliyoruz." dedi.Üzerlerinin çamur olmaması için de, sarayın selâmlığına kadar at ile girmesine izin verildi. Bunun üzerine dâveti kabûl etti. Molla Gürânî, devrin âlimlerine mütevâzî davranır ve onlara karşı kıskançlık göstermezdi. Hattâ resmî vazifelerde kendinden daha üst makamlara çıkan âlimleri takdîr ederdi. Müderrislikden resmen ayrıldıktan sonra da ilim öğretmeye devâm etti. Pekçok âlim yetiştirdi. Osmanlı âlimleri arasında ahlâkının üstünlüğü, ilmî hususlarda tâvizsiz olan ve ilme çok önem veren bir âlim bilinip öyle tanındı. Günlerini hep ders vermekle, kitap yazmakla ve ibâdetle geçirirdi. Bir defâsında talebelerinden biri, bir gece onun konağında kalmıştı. Hocası Molla Gürânî, yatsı namazından sonra Kur'ân-ı kerîm okumaya başladı. Başından başlayıp devamlı okurken talebesi bir müddet sonra uyuyakaldı. Sabaha doğru uyanınca hocası Molla Gürânî'nin Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm ettiğini gördü. Sabahleyin o talebe bu durumu hizmetçilere anlatınca, hizmetçileri; "O, her gece böyle Kur'ân-ı kerîm okur ve bunu hiçbir sebeple terk etmez." demiştir. MollaGürânî, ayrıca çok hayır ve hasenât yapmıştır. Dört câmi, bir Dâr-ül-hadîs medresesi, bir hamam ve binâlar yaptırmıştır.<br />
<br />
Molla Gürânî, vefât ettiği 1488 (H.893) senesinin bahar mevsiminde bir bahçe satın aldı. Kışa kadar o bahçede kaldı. Vezîrler haftada bir bu bahçede ziyâretine gelirlerdi. Kış geldiğinde iyice hâlsizleşti. İstanbul'daki konağına göçtü. O günlerde bir sabah namazını kıldıktan sonra, kendisine bir yatak hazırlanmasını istedi. Yatak hazırlandı. Kuşluk namazını kıldıktan sonrakıbleye dönerek, sağ yanı üzerine yattı. O gün, kendisinden Kur'ân-ı kerîmi, kırâat ilmini öğrenen hâfızların yanında toplanmasını istedi. Bu arzusu üzerine, talebelerine haber gönderildi.Onlar da yanına toplandılar. Talebelerine; "Üstünüzde olan hakkımı ödeme zamânı bu gündür. İkindi vaktine kadar benim üzerime Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm ediniz, ikindiden fazla uzamaz." dedi. Hâfız talebeleri, Kur'ân-ı kerîm okumaya başladılar. Vezîrler durumu öğrenince, yanına geldiler. Vezîrler arasındaki Dâvûd Paşa, Molla Gürânî hazretlerini çok sevdiği için, hâlini görünce dayanamayıp, ağlamaya başladı. MollaGürânî onun ağladığını görüp; "Niye ağlar durursun ey Dâvûd!" dedi. Dâvûd Paşa; "Sizi böyle zayıf görünce kendimi tutamadım." dedi. Bunun üzerine; "Ey Dâvûd, kendi hâline ağla! Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım. Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum." dedi.Sonra vezîrlere dönüp; "Benden Bâyezîd'e (İkinci Bâyezîd Hana) selâm söyleyin ve deyin ki, Adâlet üzere olsun, kulları himâye, beldeleri muhâfaza etsin. Namazımı bizzat kendisi kıldırsın ve borçlarımı, defnimden önce ödesin" dedi. Sonra; "Size vasiyetim olsun! Beni kabrin yanına koyunca, ayağımı tutun ve beni kabrin başına çekin, sonra kabre koyun." dedi. Öğle namazını îmâ ile kıldı. Sonra; "İkindi ezânı ne zaman okunacak?" dedi. İkindi vakti gelince, müezzinin ezân okumasını bekledi. Müezzin, Allahüekber diye ezân okumaya başlayınca, Molla Gürânî hazretleri; "Lâilâhe illallah" diyerek vefât etti.<br />
<br />
Sultan İkinci Bâyezîd Hân, namazında bulundu ve borçlarını ödedi. Cenâze namazı çok kalabalık olup, İstanbul ahâlisi onun vefâtından dolayı gözyaşı döktü. Cenâzesi kabrin başına getirilince, vasiyetine rağmen kimse ayağından tutup çekmeye cesâret edemedi. Cenâzesini bir hasır ile kabrin yanına çektiler ve kabre indirip defnettiler. Kabri,Aksaray-Topkapı arasındaki eski tramvay yolunun sol tarafında bulunan kendi yaptırdığı câminin önündedir.<br />
<br />
Arabca kaynaklarda "Diyâr-ı Rûm'un, Anadolu'nun âlimi" olarak zikredilen Molla Gürânî, kıymetli eserler yazmış olup, eserleri şunlardır: <br />
<br />
1) Gâyet-ül-Emânî fî Tefsîr-i Seb'il-Mesânî, <br />
2) El-Kevser-ül-Cârî alâ Riyâd-il-Buhârî; Hadîs-i şerîf kitaplarının en kıymetlisi olanSahîh-i Buhârî'ye yazdığı şerhdir. <br />
3) Şâtıbiyye Kasîdesi'nin Ca'berî şerhine güzel bir hâşiye yazmıştır. <br />
4) Keşf-ül-Esrâr an Kırâat-il-Eimmet-il-Ahyâr, <br />
5) Şerh-i Cem'ul-Cevâmi': Usûl-i fıkha dâirdir. <br />
6) Arûz ilmiyle ilgili bir kasîde.<br />
.<br />
1) Mu'cem-ül-Müellifîn; c1. ,s.166<br />
<br />
2) El-A'lâm; c.1, s.97<br />
<br />
3) Tam İlmihâl Seâdet-iEbediyye; (49. Baskı) s.1112<br />
<br />
4) Ed-Dav-ül-Lâmi; c.1, s.241<br />
<br />
5) Şakâyık-ı Nu'mâniyye Tercümesi (Mecdî Efendi); s.102<br />
<br />
6) Tabakât-üs-Seniyye fî Terâcim-il-Hanefiyye; c.1, s.280<br />
<br />
7) Esmâ-ül-Müellifîn; c.1, s.135<br />
<br />
8) Keşf-üz-Zünûn; c.1, s.553, 646, 899; c.2, s.1190, 1486<br />
<br />
9) Tâc-üt-Tevârih (Ulemâ kısmı)<br />
<br />
10) Osmanlı Müellifleri; c.2, s.1<br />
<br />
11) İzâh-ul-Meknûn; c.2, s.92<br />
<br />
12) Brockelmann; Sup-2, s.319<br />
<br />
13) Devhat-ül-Meşâyıh; s.10<br />
<br />
14) Rehber Ansiklopedisi; c.12, s.184<br />
<br />
15) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.12, s.298]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Osmanlı âlimlerinden ve büyük velî. Dördüncü Osmanlı şeyhulislâmı. İsmi, Ahmed bin İsmâil bin Osman Gürânî, lakabı Şerefüddîn, Şihâbüddîn ve Molla Gürânî'dir. Daha çok Molla Gürânî lakabıyla tanınıp, meşhûr oldu. 1410 (H.813) senesinde, Sûriye'nin Gürân kasabasına bağlı bir köyde doğdu. Doğduğu yere nisbetle "Gürânî" denilmiştir.<br />
<br />
Molla Gürânî, küçük yaşta Kur'ân-ı kerîmi ezberledi. Sarf, nahiv, beyân, meânî gibi âlet ve kırâat ilmini öğrendi. Sonra ilim öğrenmek için Bağdât, Diyarbakır, Hıns ve Hayfa şehirlerine gitti. On yedi yaşında iken de Şam'a gidip, bir müddet oradaki âlimlerden ders alıp, ilim tahsîl etti. Şam'dan Kâhire'ye gitti.Kâhire'de zamânın âlimlerinden ders alarak; kırâat, tefsîr, hadîs ve fıkıh ilimlerini öğrendi ve bu ilimlerde icâzet aldı. O devrin en meşhûr âlimi İbn-i Hacer Askalânî'den hadîs ve fıkıh ilmine dâir eserler okudu. Bu hocasından okuduğu eserler arasında, Sahîh-i Buhârî ve fıkıh ilminde meşhûr eserler vardı.Hadîs ilminde İbn-i Hacer Askalânî'den icâzet aldı. Molla Gürânî bu şekilde çalışarak tahsîlini tamamladıktan sonra; tefsîr, kırâat, hadîs ve fıkıh ilimlerinde değerli bir âlim olarak yetişti.Yavaş yavaş tanınmaya ve Kâhire'deki medreselerde ders vermeye başladı. Memlûk Devleti hükümdarları ile devletin ileri gelenlerinin kurdukları ilim meclislerine katılıp, münâzaralara girdi. İlmi ve fesâhati, güzel konuşmasıyla kısa zamanda tanındı. Hattâ Kâhire'de herkese açık bir ders verdi. Dersini dinleyen âlimler, onun ilimdeki üstünlüğünü takdîr ettiler. Hocası İbn-i Hacer Askalânî ona icâzet verdikten sonra, Sahîh-i Buhârî'yi gâyet güzel bir mahâretle okuttuğunu bizzat görüp, şâhid oldu. Bundan sonra hayâtının bir bölümünü Kâhire ve Şam taraflarında geçirip İstanbul'a geldi. İstanbul'a gelişi, hayâtında değişikliğe yol açtı. Önce Şâfiî mezhebindeydi. Sonradan Hanefî mezhebine geçti.<br />
<br />
Molla Gürânî'nin İstanbul'a gelişi şöyle vukû bulmuştur: O devrin meşhûr Osmanlı âlimlerindenMolla Yegân hacca gittiğinde, Kâhire'ye uğradı. Orada Molla Gürânî'yi tanıyıp, onun dîne bağlılığını ve ilimdeki yüksek derecesini görünce, İstanbul'a getirmek istedi. Lütuf ve iltifât göstererek istanbul'a gelmesini söyledi. O da bu teklifi kabûl edip, Molla Yegân ile birlikte İstanbul'a geldi. Meşhûr âlim MollaYegân, hacdan dönüp İstanbul'a gelince, Sultan İkinci Murâd Hanın otağına gidip, bir sohbet yaptı. Sohbet sırasında Pâdişâh; "Gezip gördüğün yerlerden bize ne armağan getirdin?" diye sordu. Bunun üzerine Molla Yegân; "Tefsîr, hadîs ve fıkıh ilminde iyi yetişmiş bir âlim getirdim" dedi. "Şimdi nerededir?" deyince; "Bâb-üs-seâdede beklemektedir" dedi. Bunun üzerine Pâdişâh, onu içeri getirmelerini söyledi. Molla Gürânî içeri girip, selâm verdi, el öptü. Sohbet sırasında Molla Gürânî'nin konuşması ve hâli, pâdişâhın hoşuna gitti. Onu önce, dedesi Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzî'nin eski kaplıcadaki medresesine sonra da Yıldırım Medresesine müderris tâyin etti. Böylece bir müddet bu vazifede bulundu.Bundan sonra da Sultan İkinci Murâd Hân, Molla Gürânî'yi oğlu Şehzâde Mehmed'in yâni Fâtih'in yetiştirilmesi ile görevlendirdi.<br />
<br />
Şehzâde Mehmed (Fâtih), bu sırada Manisa'da emîrdi. Babası İkinci Murâd Hân, oğlunun (Fâtih'in) yetişmesi ve eğitilmesi için pekçok âlimi ona hoca olarak göndermişti. Fakat Şehzâde Mehmed, zekî ve celalli olduğundan, giden hocalar onu bir türlü derse yanaştıramamıştı. Bu sebeple pâdişâh İkinci Murâd Hân, oğlunu yetiştirecek heybetli bir muallim arıyordu. Molla Gürânî'nin heybetli ve vakûr bir âlim olduğunu görerek, sert tutumunu duyup, bu iş için onu tâyin etti. Onun iyi bir eğitimden geçmesini istediğini söyleyip, gerekirse dövebileceğini de işâret etti. Bunun üzerine Molla Gürânî, Manisa'ya gönderildi. Molla Gürânî, Şehzâde Mehmed'in (Fâtih'in) yetişmesi için ona ders vermeye başladı. Gördüğü gevşeklik karşısında, vakûr ve sert tutumuyla, Şehzâde Mehmed'in hırçınlığını yatıştırdı. Hattâ ders sırasında; "Darabtühû te'dîben" Terbiye etmek, eğitmek için onu dövdüm mânâsındaki Arabca cümleyi dil bakımından incelettirdi, tahlîl ve tercüme ettirdi. Bu tutum karşısında Şehzâde Mehmed derslere devâm edip, kısa zamandaKur'ân-ı kerîmi hatmetti ve ilim öğrendi. Pâdişâh İkinci Murâd Hân, oğlu Şehzâde Mehmed'in Kur'ân-ı kerîmi hatmettiğini öğrenince, çok sevinip, hocası Molla Gürânî'ye fazla mikdârda mal ve parayı hediye gönderdi.<br />
<br />
Fâtih Sultan Mehmed Hanın yetişmesinde, Molla Gürânî'nin büyük emeği geçti. Bu bakımdan Fâtih, şehzâdeliğinden beri hocasını çok sever, saygı ve hürmette kusûr etmezdi.<br />
<br />
Babası İkinciMurâd'dan sonra tahta geçen Fâtih Sultan Mehmed Han, Molla Gürânî'yi vezîr yapmak istedi. Molla Gürânî bu teklifi kabûl etmeyip; "Huzûrunuzda, size devlet işlerinde çok hizmet edenler vardır. Onların ciddî çalışmaları, sonunda vezîrliğe, sadr-ı a'zamlığa kavuşmak ideallerine bağlıdır. Vezîriniz onlardan başkası olursa, kalbleri kırılır ve sultânımıza zarar gelir" dedi. Sultan bu sözü beğendi ve onu kadısker yapmak istediğini bildirince, bunu kabûl etti. Kâdılığa başlayınca, ayrıca müderrislik görevini de yürüttü. Daha sonra Bursa evkâf idâresi vazifesi ve kâdılık vazifesi ile Bursa'ya gönderildi. Bursa'da bir müddet bu vazifeleri yaptı. Sonra bâzı sebeplerle Anadolu'dan ayrılıp, Mısır'a gitti<br />
<br />
Molla Gürânî Mısır'a vardığında, Mısır Sultânı Kayıtbay'dan tam bir kabûl ve çok ikrâm, hürmet gördü. Bir müddet sonra Fâtih Sultan Mehmed Hân, Mısır Sultânı Kayıtbay'a, Molla Gürânî'yi göndermesini ricâ etti. Kayıtbay, Fâtih Sultan Mehmed Hanın bu ricâsını Molla Gürânî'ye bildirerek; "Gitme, ben sana onunkinden daha çok ikrâm ve ihtirâm ederim" dedi. Molla Gürânî; "Evet inanıyorum, sizden çok fazla ikrâm gördüm. Ancak, benimle onun arasında baba ile oğul arasındaki gibi büyük bir sevgi vardır. Aramızdaki bu hâdise ise, bir başka şeydir. Bu sebepten o, tabiî olarak kendisine meyledeceğimi bilir. Eğer ona gitmezsem, sizin tarafınızdan gönderilmediğimi zanneder ve aranıza bir düşmanlık girebilir." cevâbını verdi. Sultan Kayıtbay bu cevâbı beğendi ve kendisine çok para ve yolda lâzım olabilecek eşyâları verip, büyük hediyelerle Fâtih Sultan Mehmed Hana gönderdi.<br />
<br />
Molla Gürânî İstanbul'a gelince, Sultan ona çok hürmet gösterip, ikinci defâ Bursa kâdılığına tâyin etti. Sonra yeniden Kadıaskerliğe getirildi. Bu arada müderrislik ve eser yazmakla da meşgûl iken, 1480 (H.885) senesinde Şeyhülislâmlık makâmına getirildi. Fâtih Sultan Mehmed Hân ona; maaş, hizmetçi ve diğer yardımları yanında, çok hediyeler vererek, ikrâm ve hürmet gösterdi. Sekiz sene Şeyhülislâmlık yaptı ve hakka, adâlete uymakta, titizlik göstererek, gayet güzel bir şekilde vazifesini yerine getirdi.<br />
<br />
Fâtih Sultan Mehmed Hana çok nasîhat eder, işlerinde yardımcı olurdu. Ona karşı duyduğu samîmi sevgi ve alâka sebebiyle, yeri geldikçe tenkid etmekten, uyarmaktan çekinmezdi. Hattâ giydiği ve yediği şeylere dikkat etmesini, dâimâ dînin emirlerine uygun olmasını isterdi. Nasîhatlerini sert sözlerle söylemekten çekinmezdi.<br />
<br />
Molla Gürânî; heybetli, vakûr, sarsılmaz bir ilim haysiyetine ve ahlâkına sâhipti. Uzun boylu, gür sakallı, doğru ve açık sözlüydü. Vezîrleri adlarıyla çağırır, Sultanın huzûruna girince, yüksek sesle selâm verip, müsâfeha yapardı.Dâvet edilmedikçe ve bayram günlerinden başka zamanlarda saraya gitmezdi. Bir defâsında bir Arafe günü, Sultan, Molla Gürânî'ye bir haberci göndererek; "Yarın bayramı kutlamak üzere teşrif etsin, geç kalmasın." diye haber yollamıştı. Molla Gürânî, gelen haberciye; "Yağışlı günlerdir, her yer çamur. Gelirsek, kılık kıyâfet değiştirmek îcâb eder. Yarın bizi bağışlasınlar. Biz uzaktan duâ ederiz. Bayramı uzaktan kutlayalım." dedi. Haberci dönüp bu sözleri pâdişâha iletince, Pâdişâh; "Biz onların gelmesi ile bayram yaparız. Her şeye rağmen gelmelerini bekliyoruz." dedi.Üzerlerinin çamur olmaması için de, sarayın selâmlığına kadar at ile girmesine izin verildi. Bunun üzerine dâveti kabûl etti. Molla Gürânî, devrin âlimlerine mütevâzî davranır ve onlara karşı kıskançlık göstermezdi. Hattâ resmî vazifelerde kendinden daha üst makamlara çıkan âlimleri takdîr ederdi. Müderrislikden resmen ayrıldıktan sonra da ilim öğretmeye devâm etti. Pekçok âlim yetiştirdi. Osmanlı âlimleri arasında ahlâkının üstünlüğü, ilmî hususlarda tâvizsiz olan ve ilme çok önem veren bir âlim bilinip öyle tanındı. Günlerini hep ders vermekle, kitap yazmakla ve ibâdetle geçirirdi. Bir defâsında talebelerinden biri, bir gece onun konağında kalmıştı. Hocası Molla Gürânî, yatsı namazından sonra Kur'ân-ı kerîm okumaya başladı. Başından başlayıp devamlı okurken talebesi bir müddet sonra uyuyakaldı. Sabaha doğru uyanınca hocası Molla Gürânî'nin Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm ettiğini gördü. Sabahleyin o talebe bu durumu hizmetçilere anlatınca, hizmetçileri; "O, her gece böyle Kur'ân-ı kerîm okur ve bunu hiçbir sebeple terk etmez." demiştir. MollaGürânî, ayrıca çok hayır ve hasenât yapmıştır. Dört câmi, bir Dâr-ül-hadîs medresesi, bir hamam ve binâlar yaptırmıştır.<br />
<br />
Molla Gürânî, vefât ettiği 1488 (H.893) senesinin bahar mevsiminde bir bahçe satın aldı. Kışa kadar o bahçede kaldı. Vezîrler haftada bir bu bahçede ziyâretine gelirlerdi. Kış geldiğinde iyice hâlsizleşti. İstanbul'daki konağına göçtü. O günlerde bir sabah namazını kıldıktan sonra, kendisine bir yatak hazırlanmasını istedi. Yatak hazırlandı. Kuşluk namazını kıldıktan sonrakıbleye dönerek, sağ yanı üzerine yattı. O gün, kendisinden Kur'ân-ı kerîmi, kırâat ilmini öğrenen hâfızların yanında toplanmasını istedi. Bu arzusu üzerine, talebelerine haber gönderildi.Onlar da yanına toplandılar. Talebelerine; "Üstünüzde olan hakkımı ödeme zamânı bu gündür. İkindi vaktine kadar benim üzerime Kur'ân-ı kerîm okumaya devâm ediniz, ikindiden fazla uzamaz." dedi. Hâfız talebeleri, Kur'ân-ı kerîm okumaya başladılar. Vezîrler durumu öğrenince, yanına geldiler. Vezîrler arasındaki Dâvûd Paşa, Molla Gürânî hazretlerini çok sevdiği için, hâlini görünce dayanamayıp, ağlamaya başladı. MollaGürânî onun ağladığını görüp; "Niye ağlar durursun ey Dâvûd!" dedi. Dâvûd Paşa; "Sizi böyle zayıf görünce kendimi tutamadım." dedi. Bunun üzerine; "Ey Dâvûd, kendi hâline ağla! Ben dünyâda rahat ve huzûr içinde yaşadım. Allahü teâlâdan ümîdim odur ki, ömrümün sonunda da, son nefeste de selâmet üzere olurum." dedi.Sonra vezîrlere dönüp; "Benden Bâyezîd'e (İkinci Bâyezîd Hana) selâm söyleyin ve deyin ki, Adâlet üzere olsun, kulları himâye, beldeleri muhâfaza etsin. Namazımı bizzat kendisi kıldırsın ve borçlarımı, defnimden önce ödesin" dedi. Sonra; "Size vasiyetim olsun! Beni kabrin yanına koyunca, ayağımı tutun ve beni kabrin başına çekin, sonra kabre koyun." dedi. Öğle namazını îmâ ile kıldı. Sonra; "İkindi ezânı ne zaman okunacak?" dedi. İkindi vakti gelince, müezzinin ezân okumasını bekledi. Müezzin, Allahüekber diye ezân okumaya başlayınca, Molla Gürânî hazretleri; "Lâilâhe illallah" diyerek vefât etti.<br />
<br />
Sultan İkinci Bâyezîd Hân, namazında bulundu ve borçlarını ödedi. Cenâze namazı çok kalabalık olup, İstanbul ahâlisi onun vefâtından dolayı gözyaşı döktü. Cenâzesi kabrin başına getirilince, vasiyetine rağmen kimse ayağından tutup çekmeye cesâret edemedi. Cenâzesini bir hasır ile kabrin yanına çektiler ve kabre indirip defnettiler. Kabri,Aksaray-Topkapı arasındaki eski tramvay yolunun sol tarafında bulunan kendi yaptırdığı câminin önündedir.<br />
<br />
Arabca kaynaklarda "Diyâr-ı Rûm'un, Anadolu'nun âlimi" olarak zikredilen Molla Gürânî, kıymetli eserler yazmış olup, eserleri şunlardır: <br />
<br />
1) Gâyet-ül-Emânî fî Tefsîr-i Seb'il-Mesânî, <br />
2) El-Kevser-ül-Cârî alâ Riyâd-il-Buhârî; Hadîs-i şerîf kitaplarının en kıymetlisi olanSahîh-i Buhârî'ye yazdığı şerhdir. <br />
3) Şâtıbiyye Kasîdesi'nin Ca'berî şerhine güzel bir hâşiye yazmıştır. <br />
4) Keşf-ül-Esrâr an Kırâat-il-Eimmet-il-Ahyâr, <br />
5) Şerh-i Cem'ul-Cevâmi': Usûl-i fıkha dâirdir. <br />
6) Arûz ilmiyle ilgili bir kasîde.<br />
.<br />
1) Mu'cem-ül-Müellifîn; c1. ,s.166<br />
<br />
2) El-A'lâm; c.1, s.97<br />
<br />
3) Tam İlmihâl Seâdet-iEbediyye; (49. Baskı) s.1112<br />
<br />
4) Ed-Dav-ül-Lâmi; c.1, s.241<br />
<br />
5) Şakâyık-ı Nu'mâniyye Tercümesi (Mecdî Efendi); s.102<br />
<br />
6) Tabakât-üs-Seniyye fî Terâcim-il-Hanefiyye; c.1, s.280<br />
<br />
7) Esmâ-ül-Müellifîn; c.1, s.135<br />
<br />
8) Keşf-üz-Zünûn; c.1, s.553, 646, 899; c.2, s.1190, 1486<br />
<br />
9) Tâc-üt-Tevârih (Ulemâ kısmı)<br />
<br />
10) Osmanlı Müellifleri; c.2, s.1<br />
<br />
11) İzâh-ul-Meknûn; c.2, s.92<br />
<br />
12) Brockelmann; Sup-2, s.319<br />
<br />
13) Devhat-ül-Meşâyıh; s.10<br />
<br />
14) Rehber Ansiklopedisi; c.12, s.184<br />
<br />
15) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; c.12, s.298]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Muhsin Yazıcıoğlu 1954 - 2009]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-679.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 13:00:33 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-679.html</guid>
			<description><![CDATA[Büyük Birlik Paratisi Eski Genel Başkanı<br />
<br />
milletvekili, siyaset adamı<br />
<br />
<br />
1954 yılında, Sivas’ın Şarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu.İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı.Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972’de Ankara’ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tamamladı.1968’de cemiyetçilik çalışmalarına başladı. Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı. Ankara’ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı (1977-78). 1978’de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu. <br />
<br />
1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu. 12 Eylül 1980’de yapılan darbenin ardından, MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kalan Muhsin YAZICIOĞLU 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı. Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıdır.<br />
<br />
Yazıcıoğlu, cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardım amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nın başkanlığını yaptı. <br />
<br />
1987’de arkadaşları ile birlikte MÇP’de siyasete girdi. MÇP’de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. 1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis’e taşıyacak.” sloganıyla, Sivas’tan milletvekili seçildi. 1992 yılı Temmuz ayında, bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP’den ayrıldı. <br />
<br />
29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi. 24 Aralık 1995’te yapılan erken genel seçimlerinde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden parlementoya girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP’tan istifa ederek, BBP’ye döndü. BBP Genel Başkanlığına seçildi. <br />
<br />
22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde Sivas'tan bağımsız milletvekili seçildi. Bilahare BBP'ye geçti...<br />
<br />
25 Mart 2009 Çarşamba günü Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında vefat etti.<br />
<br />
<br />
<br />
English Biography<br />
<br />
Muhsin Yazıcıoğlu - Born in Sivas in 1954. He graduated from Ankara University's Veterinary School in 1972. Yazıcıoğlu was elected deputy from Sivas in 1991. He founded the Grand Union Party in 1993 and was elected chair. In the general early elections of December 2005 and July 2007, he became an independent deputy candidate from Sivas, and took a seat for the 23rd parliamentary term. Yazıcıoğlu is married and has two children. <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
1 hafta önce ölümü anlatmış<br />
Hürriyet 27 Mart 2009<br />
<br />
BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, geçtiğimiz hafta Karaman ziyaretinde ölüm üzerine bir konuşma yaparak, “Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok” şeklinde konuşmuştu.<br />
<br />
Önceki gün 5 kişiyle birlikte bindiği helikopter düşen ve bugün acı haberi gelen BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, 19 Mart günü partisinin Karaman Seçim Bürosu’nda şunları söylemişti:<br />
“Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız. Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah, bize ‘Niye iktidar olmadın’ diye sormayacak. Sorsa da ‘Vermediniz’ diyeceğiz.”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Büyük Birlik Paratisi Eski Genel Başkanı<br />
<br />
milletvekili, siyaset adamı<br />
<br />
<br />
1954 yılında, Sivas’ın Şarkışla ilçesi Elmalı Köyü’nde bir çiftçi ailesinin oğlu olarak doğdu.İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da yaptı.Yüksek öğrenimini yapmak üzere 1972’de Ankara’ya geldi. Üniversite tahsilini, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde tamamladı.1968’de cemiyetçilik çalışmalarına başladı. Şarkışla’da Genç Ülkücüler Hareketi’ne katıldı. Ankara’ya geldikten sonra ise, Ülkü Ocakları Genel Merkezi’nde görev yapmaya başladı. Sırasıyla; Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcılığı ve Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı (1977-78). 1978’de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneği’nin kurucu Genel Başkanı oldu. <br />
<br />
1980 yılına kadar MHP’de Genel Başkan Müşavirliği görevinde bulundu. 12 Eylül 1980’de yapılan darbenin ardından, MHP Ve Ülkücü Kuruluşlar Davası sanığı olarak cezaevine konuldu. 5,5 yılı hücrede olmak üzere 7,5 yıl Mamak Cezaevi’nde kalan Muhsin YAZICIOĞLU 7,5 yıl cezaevinde kaldığı bu davadan herhangi bir ceza almadı. Muhsin YAZICIOĞLU, evli ve iki çocuk babasıdır.<br />
<br />
Yazıcıoğlu, cezaevinden çıktıktan sonra, mağdur olmuş ülkücülere ve onların ailelerine yardım amacıyla kurulan Sosyal Güvenlik ve Eğitim Vakfı’nın başkanlığını yaptı. <br />
<br />
1987’de arkadaşları ile birlikte MÇP’de siyasete girdi. MÇP’de Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. 1991 genel seçimlerinde üç partinin oluşturduğu ittifak bünyesinde, milletvekili adayı oldu. “O, inançlarınızı Meclis’e taşıyacak.” sloganıyla, Sivas’tan milletvekili seçildi. 1992 yılı Temmuz ayında, bir grup arkadaşı ile birlikte MÇP’den ayrıldı. <br />
<br />
29 Ocak 1993 tarihinde Büyük Birlik Partisi kuruldu ve bu partinin Genel Başkanlığına seçildi. 24 Aralık 1995’te yapılan erken genel seçimlerinde ANAP-BBP ittifakından 20. Dönem Sivas milletvekili olarak, yeniden parlementoya girdi. 28.02.1996 tarihinde ANAP’tan istifa ederek, BBP’ye döndü. BBP Genel Başkanlığına seçildi. <br />
<br />
22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde Sivas'tan bağımsız milletvekili seçildi. Bilahare BBP'ye geçti...<br />
<br />
25 Mart 2009 Çarşamba günü Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde meydana gelen helikopter kazasında vefat etti.<br />
<br />
<br />
<br />
English Biography<br />
<br />
Muhsin Yazıcıoğlu - Born in Sivas in 1954. He graduated from Ankara University's Veterinary School in 1972. Yazıcıoğlu was elected deputy from Sivas in 1991. He founded the Grand Union Party in 1993 and was elected chair. In the general early elections of December 2005 and July 2007, he became an independent deputy candidate from Sivas, and took a seat for the 23rd parliamentary term. Yazıcıoğlu is married and has two children. <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
1 hafta önce ölümü anlatmış<br />
Hürriyet 27 Mart 2009<br />
<br />
BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı ve Sivas Milletvekili Muhsin Yazıcıoğlu, geçtiğimiz hafta Karaman ziyaretinde ölüm üzerine bir konuşma yaparak, “Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok” şeklinde konuşmuştu.<br />
<br />
Önceki gün 5 kişiyle birlikte bindiği helikopter düşen ve bugün acı haberi gelen BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu, 19 Mart günü partisinin Karaman Seçim Bürosu’nda şunları söylemişti:<br />
“Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız. Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah, bize ‘Niye iktidar olmadın’ diye sormayacak. Sorsa da ‘Vermediniz’ diyeceğiz.”]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mustafa Kemal Atatürk 1881 - 1938]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-678.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 12:59:05 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-678.html</guid>
			<description><![CDATA[TÜRKİYE CUMHURİYETİ 1.CUMHURBAŞKANI<br />
<br />
<br />
GÖREV SÜRESi: 29 EKİM 1923- 10 KASIM 1938<br />
<br />
<br />
1881 yılında Selanik'te doğdu. İlk öğrenimini ve askeri öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik'te yaptı. Manastır Askeri Lisesi'ni bitirdi. 1902 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1905 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu. Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya'da Ataşe Militer olarak bulundu.<br />
<br />
Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı.<br />
<br />
Mondros Mütarekesi'nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı Vahdettin Han tarafından Anadolu'ya gönderildi. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Türk milli mücadelesini başlattı. Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı. Askerî görevlerinden istifa ederek, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis Başkanı seçildi. 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık görevini üstlenerek, Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadele etti. Sakarya Meydan Savaşı'nı kazandı. 19 Eylül 1921'de Meclis tarafından kendisine Mareşal ve Gazi ünvanı verildi.<br />
<br />
26 Ağustos 1922'de işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı. Beş gün sonra 30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanıldı. Lozan Barış Konferansı'ndan sonra, 11 Ağustos 1923'de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeniden Başkan olarak seçildi. 9 Eylül 1923'de kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlığı'na seçildi.<br />
<br />
29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in ilan edildiği gün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu. Dört dönem üst üste seçildi. 10 Kasım 1938 tarihinde öldü.<br />
<br />
<br />
<br />
English Biography<br />
<br />
ATATURK<br />
<br />
Mustafa Kemal Atatürk was born in Salonika in 1881. His father is Ali Rıza Effendi, his mother is Zübeyde Hanim. Ali Rıza Effendi was from the local people of Salonika. His early grandfathers had settled down in Serez leaving Vidin, and went to Salonika from there. Ali Rıza Effendi, worked as a customs officer in the beginning of his life, and then left working as an officer and was engaged in timber trade. <br />
<br />
Ataturk’s mother, Zubeyde Hanim was from an old Turkish family settled down in a town named Langaza near Salonika. This family was one of the yoruks passed from Anatolia to Rumeli and were known as 'Varyemezoğulları'. This family had big farms in Langaza and they were engaged in both farming and animal husbandry. Upon Ali Rıza Effendi’s death in his fifty in 1888, who married Zubeyde Hanim in 1871, the duty of growing and bringing up little Mustafa was left to Zubeyde Hanim. Little Mustafa, obeying his mother, went to the quarter school of Hafiz Mehmet Effendi for his primary education. But, in a short period of time, he passed to Şemsi Effendi School in Salonika upon his father’s will, and completed the school there. His father died while he was studying in this school. At this time, he had two sisters younger than him whose names were Makbule and Naciye. <br />
<br />
When their father died, little Mustafa was seven years old, and Makbule had just completed her first age; Naciye was 40 days old. This youngest sister died in Salonika in her youth. Upon Ali Rıza Effendi’s death, Zubeyde Hanim settled down in Huseyin Effendi’s house, who worked as a steward in Rapla farm near Salonika. The education of little Mustafa was willy-nilly hampered because of farm life. However, after a short period of time, he turned back to Salonika and went on his education from where he left in his aunt’s house. <br />
<br />
Little Mustafa went for a period of time to Salonika Civil Service Secondary School after Şemsi Effendi Primary School, but he left this school and applied to Military Secondary school in 1893 with his own decision and carried on his education there. <br />
<br />
He went to his uncle Huseyin Effendi’s farm in summers and stayed there until it is the school time. Mustafa really loved this school. He showed himself among his friends in a short time with his intelligence and superior skills and made his teachers like him.<br />
<br />
<br />
<br />
ESERLERİ:<br />
<br />
Atatürk'ün Özel Mektupları <br />
Mustafa Kemal Atatürk <br />
Kaynak Yayınları / Siyasal Tarih ve Türkiye Dizisi <br />
<br />
"Atatürk'ün Özel Mektupları", ilk kez Sadi Borak tarafından derlenmiştir. 1961 yılında ilk basımı yapılan eser, kısa sürede tükenmiş, 1970'te ikinci ve 1980'de üçüncü basımı yapılmıştır. İlk basımı 42, ikinci basımı ise 80 mektubu kapsayan eser, üçüncü ve elinizdeki dördüncü basımında 157 mektubu içermektedir. <br />
<br />
Atatürk'ün bu mektupları, yaşadığı dönemin ve içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal olayların birer aynası gibidir. Ayrıca Atatürk'ü tüm yanlarıyla bu mektuplarda bulmak da mümkündür: Sevgileri, tutkuları, hatta kıskançlıklarıyla... Mektuplar, tarihimiz ve Atatürk'ün biyografisiyle ilgili birçok materyali de içermektedir. Bu eserde yer alan mektuplar, öyküleriyle birlikte birçok olayı aydınlığa kavuşturmaktadır. Yakın tarihimizin kimi olayları belge ve bilgi yetersizliği nedeniyle tarihimize yanlış olarak yansımıştır. Kimi olaylar da aynı nedenle birtakım gerçek dışı varsayımlar üzerine kurulmuştur. Bunlar arasında kasıtlı olarak saptırılan olaylar da vardır: Fevzi Çakmak'ın Anadolu'ya geçişi, Sovyet yöneticileriyle yazışmalar, Ardahan Milletvekili Hilmi ve Ali Galip olayları vs... <br />
<br />
"Atatürk'ün Özel Mektupları", yakın tarihimizin bilinmeyen ya da az bilinen kimi olaylarını açıklığa kavuşturmuş olması bakımından her zaman başvurulması gereken kaynak bir yapıt niteliğindedir. <br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk Konuşuyor <br />
"Nutuk Öncesi" <br />
Mahmut Soydan, Falih Rıfkı Atay <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Bu kitap için anılarını kağıda döken Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan'a Atatürk'ün özel demeci "Benim anlattıklarım ve anlattıklarımı değerlendirmek için size verdiğim <br />
belgeler okunduktan sonra, bütün Türk milletini, özellikle Türk aydınlarını vicdan ve fikir hesaplaşmasına çağırmak isterim. "Anılar" diye size anlattığı bu hikayelerin, zamanımıza kadar birtakım Devlet büyüklerinin anılarını yayımlamak sevdasına benzer bir eğilimden doğmuş olduğunu sanmayınız. Eğer ben, bu gerçekleri size söylüyorsam ve milletimize ulaştırıyorsam, elbette bundan, büsbütün başka bir amacım vardır. Bu amaç ne olabilir?... Bunu burada açıklayamam. Fakat benim tasarladıklarımı, düşüncelerimi içtenlikle ulaştıran bu yazılar okunduktan sonra, kuşku duymam ki milletim, kendi kendine durumu öğrenecek, değerlendirebilmek için gerekli belgelere sahip olacaktır. <br />
<br />
Dediklerimi, olaylar eylemlerle kanıtlamamış olsaydı, bu sözlerimin kapsadığı gerçeği -güç anlaşılabilir düşüncesiyle-, bir zaman daha yayımlamakta ağır <br />
davranmaya belki gerek görürdüm." <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
Atatürk'ten Anılar <br />
Kemal Arıburnu <br />
İnkılap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar <br />
<br />
Atatürk'ün düşüncelerini ve kişiliğini ortaya koymak ve değişik yönleriyle anlatmak çabasını güderken, çok dar bir çerçeve içinde de olsa, O'nu anlatanların da bu ortam içindeki yerlerine ve kişiliklerine de değinmiş bulunuyorum.Her anı ve izlenimin büyük bir değeri vardır. Uzun ve görkemli bir dönemin güçlü komutanları, tarihçileri, şairleri, yazarları, romancıları, müzisyenleri ve halk ozanları hep O'nu anlatmaya, ressamları O'nu çizmeye, heykeltraşları O'nu yontmaya çalışmışlardır. Bu anlatılanlar, hep gönüldeki Atatürk'tür. O'nu <br />
gönüllerinde duymayanlar, davasına baş koymayanlar, başlarını omuzlarının üzerinde bir yük gibi taşıyanlar O'nu anlatamazlardı ki... <br />
<br />
<br />
<br />
Anılarla Mustafa Kemal Atatürk <br />
İsmet Kür <br />
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi <br />
<br />
İsmet Kür, "Yazın bir bütündür... Diyelim ki, bir ulu ağaçtır. Bu ağacın her dalında ürün vermiş olmaktan mutluyum." diyor. Yayınlanmış 17 kitabı ve bunların arasında 9 baskı yapmış olanları var. Yazarımızın kitapları, -hatta günlük gazetelerde yayınlanmı kimi makaleleri, köşe yazıları bile- daima ses getirmiştir. Yazılanların tümünde vurgulanan, İsmet Kür'ün kendine özgü sürükleyici, rahat yazış biçimi; alışılagelmişten biraz farklı, hatasız, ustaca kullandığı dil olmuştur. Psikolojik irdelemelerindeki etkileme gücü de, yazılarının, üstünde durulan başka bir özelliğidir. <br />
<br />
<br />
Atatürk'ten Anılar <br />
Kazım Özalp, Teoman Özalp <br />
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi ... <br />
<br />
1930'lu yıllarda çocuk yaşlarında olan, bugünün belirli yaş düzeyinin üzerindeki akranlarımdan bir kısmı, Atatürk'ü, bir kez uzaktan dahi görmüş olmayı, haklı olarak büyük bir mutluluk saymaktadırlar. Ben bu yönden gerçekten çok şanslı bir insanım. Babamın ona yakınlığı nedeniyle çok kereler Atatürk'le beraber olabilmek şansına eriştim. Bu ülkede yaşayan herkes, eğer Atatürk ile ilgili bir anısı varsa, bunu milletine mal etmeyi bir görev saymalıdır. Bu nedenle, her ne kadar çocuk yaşlarımdaki anılar da olsa, bazıları, büyük dersler alınacak değerdedir. Anılarımı bu kitap içerisinde ikinci bölüm olarak yayınlamayı mutlu bir fırsat sayıyorum. Ailemizin elinde bulunan ve bazıları bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan fotoğrafların, bu yayına bir katkı sağladığı inancındayım. Kitabın birinci bölümünü oluşturan babamın anılarında, kendi yazdıklarına aynen sadık kalınmış, ancak o devirde kullanılmakta olan Arapça kelimelerin bazıları, gençlerin daha iyi anlayabilmeleri için, bugün kullanmakta olduğumuz şekilde Türkçeleştirilmiştir. Belirli bir tarihten sonraki anılarda, soyadları ve kullanılmaya başlanmış bulunan yeni kelimeler kullanılmıştır... <br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk'ün Avrasya Devleti <br />
İsmet Bozdağ <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Atatürk'ün gözünde Milli Misak'ın anlamı nedir? Milli Mücadele'de, Sovyetlerden, ne zaman ve ne kadar yardım aldık? İran'a 1923 yılında Uçak armağan ettik mi? Neden?... <br />
Enflasyonun yüzde 250'lerde olduğu 1924 yılında 100.000 altın harcayarak: "Türkiyat Enstitüsü" kurduk, "Etnografya Müzesi"nin temellerini attık mı?.. <br />
Niçin?.. Dil Kurumu, Tarih Kurumu'nun kurulmasında gözetilen hedef nedir? Bu Hedef'den Kim ve niçin saptı?.. Atatürk ve İnönü hangi fikirde çatıştılar?.. Kim haklı idi?.. <br />
Atatürk, İnönü'nün çocuklarına okumalarını sağlamak için mirasından pay ayırdı mı?.. Niçin?.. Atatürk'ün "Siyasi Vasiyeti" var mı?.. Neydi ve uygulanmasını kim önledi?.. <br />
Atatürk, kimin Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu? Kim oldu?.. Bütün bu soruların cevapları, bu kitapta! <br />
<br />
<br />
Atatürk'ün Fikir Sofrası <br />
İsmet Bozdağ <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Atatürk'ün akşam sofralarına çok ilişildi; "Yaran sofrası" denildi; "Malum Zevat Sofrası" denildi; hatta "Sarhoş Sofrası" diyenler bile oldu. Bu kitap, Atatürk'ün akşam sofralarının gerçeğini, en sağlam kaynaklardan soruşturarak, onların verdiği bilgilerle yazılmıştır. Atatürk'ün en yakınlarından alınan her bilgi, aynı olayın görgü tanıkları ile pekiştirilmiş, hafıza yanlışları düzeltilmiş ve gerçeğe en yakın biçime dönüştürülmüştür. <br />
<br />
Atatürk sofralarını en iyi anlatan söz, yine Atatürk'ün sözüdür: "Hükümet Uyandı; Hadi Biz Artık Yatalım!" <br />
<br />
<br />
Atatürk ve Pietro Canonica<br />
Semavi Eyice<br />
Eren Yayıncılık<br />
<br />
<br />
<br />
Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü <br />
Bir Dostluğun Öyküsü <br />
Melda Özverim <br />
Milliyet Yayınları <br />
<br />
"Çarşamba akşamı, sizinle geçirdiğim günün tatlı hatırasıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni sizden uzaklaştıran tren tahmin ettiğim gibi 18.30'da değil 17.20'de hareket etti." <br />
"Şu anda Hotel Bulgarie'deyim fakat bu otelden menun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum." <br />
<br />
"Ertesi gün şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya sefarethanede, büromdayım ve çalışıyorum. Fethi Bey'de başka bir şey yapmıyor." <br />
<br />
"İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim. Geri kalanı cesur kıtalarım tarafından sahile, donanmanın himaye ettiği bir noktaya sürüldü."<br />
<br />
<br />
Sınıf Arkadaşım Atatürk <br />
Okul ve Genç Subaylık Anıları <br />
Ali Fuat Cebesoy <br />
İnlilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar <br />
<br />
Mustafa Kemal'i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu'nda ve Harp Akademesi'nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu'suna katıldık. Önce Suriye'de Beşinci, sonra da Makedonya'da Üçüncü Ordu'larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık.Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-<br />
<br />
<br />
<br />
Gazi ve Latife <br />
İsmet Bozdağ <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Atatürk, "Gazi Mustafa Kemal" günlerinde, İzmir'de bir genç kızla tanıştı ve evlendi. 2 yıl, 6 ay, 4 gün birlikte yaşadılar. 25 Ağustos 1925 günü, Latife Hanım: "Latife Gazi Mustafa Kemal" olarak çıktığı İzmir'den; sadece "Latife" olarak yine İzmir'e dönüyordu. <br />
<br />
Nasıl tanıştılar, nasıl yaşadılar, niçin ayrıldtılar? <br />
<br />
Bu konuyu çok insan yazmaya heveslendi. Başaramadılar. Çünkü Latife Hanım: "Özel hayatımdır, yayınlayamazsınız" diye girişimleri, mahkeme kararı ile durduruyordu. Biz, bütün kaynakları kullanarak bu kitabı yazdık ve Hürriyet Gazetesinde yayınladık. Latife Uşaklıgil yayını durdurma girişiminde bulundu: "Biz, sizin hayatınızı değil, Atatürk'ün evlilik hikayesini yazdık ve yayınladık" savunusu ile yayını sürdürdük ve bu yayın -kitap olarak- bugün elinizdedir.Bu kitabın bir başka özelliği daha var. <br />
<br />
Kitap, Atatürk'ün bütün özelliklerini: Tutalım, sigara içerken, ne zaman halka yaptığını, ne zaman yapmadığını; yatağına pijama ile mi, gecelikle mi girdiğine varıncaya kadar titiz bir gerçekçilikle saptanmış ve işlenmiştir.Bu kitapta: İnsan Mustafa Kemal var.<br />
<br />
<br />
Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor<br />
Salih Bozok<br />
Doğan Kitapcılık İstanbul 2001<br />
<br />
"Atatürk'le birlikte yaptığım seyahetlere dair bazı defterde notlarım olduğu gibi, Atatürk'ün bana gönderdiği çok kıymetli mektupları vardır. Bunları neşretmek için benden satın almak isteyenler olmuştur, fakat Atatürk buna müsaade etmedi ve 'Bunları biz öldükten sonra neşretmek üzere çocuklarına miras bırak' dedi. Ben de onun için hepsini muhafaza ederek size miras bıraktım".<br />
İşte Salih Bozok'un bu mirası, ölümünün 60. yıldönümünde oğlu Muzaffer Bozok tarafından yayımlıyor.<br />
Esir aldığı Trikopis'e Napolyon'u örnek gösteren...<br />
İzmirde kendisine diklenen İngiliz konsolosu odasından kovan...<br />
Annesinin mezarının başında ulusal egemenlik yemini eden bir Mustafa Kemal bulacaksınız.<br />
Tabiî Latife Hanım'la evlenmelerinin ve boşanmalarının öyküsü,<br />
İnönü ile küslüklerinin içyüzünü, sofrada kopan kimi kavgaların ilginç ayrıntılarını ve Atatürk'ün hastalığının perde arkasını da...<br />
<br />
<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa'nın Sonbahar Gezileri <br />
Nuri Onat <br />
Çağdaş Yayınları / Tarih-Anı-Gezi-Olay Dizisi <br />
<br />
Devrim tarihimizdeki yeri çok önemli bir kitap bu. O yılların ünlü deyimi ile "Gazi" Mustafa Kemal Paşa'nın 1924 güzünde, uzun süren bir yurt gezisindeki söyleşileri, demeçleri ve söylevleri yanında, geziden izlenimler, içten coşkulu, sevgi dolu karşılama ve uğurlamalar, vurucu bir dille anlatılmış...<br />
<br />
<br />
Hümanist Atatürk <br />
Hamdi Ülkümen <br />
Çağdaş Yayınları <br />
<br />
İster günümüzde yaşasın ister tarihte yaşamış olsun, insanın sevdiği, saygı duyduğu, onu her anımsayışta heyecanlanıp mutlu olduğu insanlar vardır. Hamdi Ülkümen için Atatürk işte o büyük insandı. ... Yunus Nadi'nin de yakın dostuydu. Birlikte çalışmışlardır. Hamdi Ülkümen'in bir devrim lisesi açması üzerine, onun eğitimciliği ve okulculuğu üzerine Yunus Nadi'nin Cumhuriyet'e yazdığı bir başyazıyı da bu kitapçığın sonunda bulacaksınız.<br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk ve Filistin <br />
<br />
Ortadoğu’nun Batı emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz <br />
<br />
Atatürk’ün 27 Temmuz 1937 yılında TBMM’de yaptığı konuşma:<br />
Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplar’dan uzak kaldık. <br />
Fakat, kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyetin mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. <br />
Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki, buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. <br />
Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyete lakayt olmakla ittiham edildik. <br />
Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamberin son arzusunu, yani Mukaddes <br />
Toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.<br />
Cetlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün Allah’ın inayetiyle kuvvetliyiz. <br />
Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp, icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti Dahiliye Vekaleti Matbuat Umum Müdürlüğü, <br />
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 27.7.1937 tr. Ve 438-A sayı <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı<br />
Sefa Kaplan <br />
Hürriyet 2 Kasım 2009<br />
<br />
85 yıldır ortada görülmeyen ve Atatürk’ün akrabalarından Ahmet Esmen’in elinde bulunan bu soyağacı, NTVTarih tarafından yayımlandı.<br />
<br />
Soyağacı, başta Rıza Nur olmak üzere pek çok kişi tarafından Atatürk hakkında öne sürülen iddiaların niçin ciddiye alınmaması gerektiğini bir <br />
kez daha seriyor gözler önüne. <br />
<br />
Mustafa Kemal’in ailesi hakkında öteden beri, neredeyse tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi amaçlayan söylentiler ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal’in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan kuzeni Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, bütün bu iddialara cevap niteliği de taşıyor. <br />
TÜRKİYE’de öteden beri Atatürk’le uğraşmanın en ucuz yollarından birisi, ailesi ile ilgili iddialar ortaya atmaktır. Bunlardan en ünlüsü ise Sağlık ve Eğitim Bakanlığı da yapan Dr. Rıza Nur tarafından ‘Hatıratım’da dile getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi çalışan tarihçiler doğal olarak gülüp geçmişlerdir bu türden iddialara ama Atatürk’ü yıpratmayı yahut ismini zedelemeyi amaçlayanlar da bundan bir türlü vazgeçmemişlerdir.<br />
İşte NTVTarih Dergisi’nin Kasım sayısında ilk kez yayımlanan Atatürk’ün soyağacı, bu türden iddialara da cevap niteliği taşıyor. Derya Tulga ile Ayşegül Parlayan’ın imzasını taşıyan haber, Atatürk’ün soyağacı konusunda yapılan çalışmaların genel bir özetini de veriyor. Ancak, asıl önemli olan, 85 yıl sonra ilk kez yayımlanan bu soyağacının doğrudan Mustafa Kemal tarafından hazırlanması. Dergide yer alan bilgilere göre, Mustafa Kemal, kendisi gibi Hacı Abdullah Ağa’nın torununun torunu olan ve Cumhuriyet’in ilk Bayındırlık Bakanlığı görevini yürüten Süleyman Sırrı Bey ile birlikte oturup soyağacını hazırlamaya başlıyor. <br />
Dergiden takip ediyoruz:<br />
<br />
MUSTAFA KEMAL HAZIRLADI<br />
<br />
“Zübeyde Hanım dahil aile büyüklerinin peşpeşe hayata veda etmeleri, belki de bu kararın alınmasını etkilemiştir. Çalışmada diğer kağıtlara göre katlamaya biraz daha dayanıklı olan ve tuval olarak da kullanılan beyaz keten resim kağıdı seçilir. İş bittikten sonra Gazi, Süleyman Sırrı’ya kendisinden sonra bu şecereyi muhafaza etmesini tembihler. Fakat o sırada zor şartlarda çalışan Süleyman Sırrı Bey, 51 yaşında vefat eder. Böylece şecere, Süleyman Sırrı’nın ilk evliliğinden olan kızı Gülseren Hanım’la oğlu Fikri Ziya Aral’a miras kalır. Yeni kuşakların eski yazıdan anlamadıkları için şikâyet etmeleri üzerine Aral, 1987’de bunu Latin alfabesine çevirir, yeni kuşakları ekler ve kısa süre sonra vefat eder. Gülseren Hanım’a kalan aile emaneti 2009’da onun da vefatıyla tek çocuğu Ahmet Esmen’in eline geçer.”<br />
<br />
SOYAĞACI AHMET ESMEN'DE<br />
<br />
Peki ama bu kadar kıymetli bir belge, nasıl olmuş da bugüne kadar kütüphane raflarında kalmıştır? Ahmet Esmen şöyle diyor: “Durumu anlayabilecek yaşa geldiğimde annemle babam beni karşılarına alıp, ‘Tesadüfler bu kıymetli insanla aynı soydan gelmene sebep oldu. Senin bunda hiçbir marifetin yok. Ayrıca hepsinden önemlisi, akrabalığın verdiği bir mesuliyet var’ dediler.”<br />
<br />
SOYAĞACI HANGİ YALANLARI ÇÜRÜTÜYOR<br />
<br />
Dergİdekİ yazıda, 85 yıl sonra ortaya çıkan soyağacının bugüne kadar ortalıkta dolaşan pek çok iddiayı çürüttüğü de belirtiliyor:<br />
“Pek çok yerde ortaya atılan Zübeyde Hanım’ın Hacı Sofiler’den olduğu iddiası bu şecereyle çürüyor. Çünkü bu aile Mustafa Kemal’in değil, şecerede görüldüğü gibi Hacı Sofilere gelin giden Gülsüm Molla yoluyla Süleyman Sırrı’nın sülalesi. Bazı kaynaklar, Zübeyde Hanım’ın babasının tam üç kere evlendiğini kaydetmesine rağmen şecerede bunu göremiyoruz. Israrla Atatürk’ün teyzesinin oğlu iddia edilen eski TKP liderlerinden Reşat Fuad Baraner de şecerede gözükmüyor, zaten şecereye göre Atatürk’ün teyzesi yok, iki dayısı var.”<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
MAKEDONYA TÜRK ŞİİRİNDE ATATÜRK<br />
Avni ENGÜLLÜ, araştırmacı-yazar<br />
<br />
Makedonya Türk şiirinde Mustafa Kemal Atatürk’ün konu edildiği, ona adanmış şiirlerin azlığından-çokluğundan söz etmenin gereksiz olduğunu gösteren başlıca kanıt, bu şiirlerden bir kitap dolusu bir seçmeliğin rahatça yapılabileceğidir. "Makedonya Türk Şiirinde Atatürk" denince, bunun birçok yanıyla değerlendirilmesinin bir gereklilik olduğu da bellidir. Öyle ki, Makedonyalı Tür şairlerinde Atatürk’ü konu edinen, ona, yapıtına adanan şiirlerin sadece bulunduğunu anmakla yetinmek doğru olmaz. Buradan giderek de, konuya daha değişik bir yönden yanaşmayı doğru bulduk. <br />
<br />
Atatürk’ün bir halk ya da halkçı devrimi gerçekleştirdiği dönemde, Türkiye’de cumhuriyetin boy gösterdiği yıllarda, böylesi halkçı yönetimlerden yoksun olan ülkelerin sayısı da az değil. O yıllarda, bu ülkeler arasında içine Makedonya’yı da kapsayan Krallık Yugoslavya’nın da bulunduğu bilinen bir gerçektir. Yugoslavya’da Türk olmayan aydınlar arasından çıkan kalem erleri, Atatürk’ün yapıtını kendi ortamlarında dile getirip değerinden söz ediyorlardı. Onun yapıtında, insanlığa yeni çevrenlerin açıldığını gören, o dönemin Yugoslavya’sında yaşayan öteki ezik halklar arasında Türkler de bulunuyorlardı. Onlar ana ülkelerinde yenileşmeyi içten yaşayarak, bu yenileşmeyi aralarında dile getirmek gereksinimini de duyuyorlardı. <br />
<br />
Her ulusta şiire bir bağlılık sezilmektedir. Şiirle duygularını daha rahat, daha içeriksel açıklanabildiğinden olacak ki, böylesine durumlarda onlar şiire baş vurmaktalardı. Şiire olan bağlılıksa Türklerde biraz daha büyük olsa gerek. Bu, onların şiirle geleneksel bir bağ içinde olduklarından ileri geliyordu her halde. <br />
<br />
Nedir ki, hakların ciddi olarak kısıtlandığı bir dönemde, Türk halkı kendi dilinin yitirilmemesini, özellikle halk yazını türünden örneklerle sağlıyor. İşte bu yıllarda konumuzun işlenmesini kolaylaştıran, az da olsa, kimi yazın örneklerine rastlıyoruz. Yugoslavya ve dolayısıyla bu sınırlar içinde bulunan ama adı anılmayan Makedonya'da Türk halkı, Türkiye’nin kurtarıcısının dünyada, özellikle balkanlarda, toplumsal yaşamaya yeni bir soluk getireceğine inanıyordu. Bundan olacak o, bunu şiirleştirip türküleştirmeye çalışıyor: <br />
"... Anadolu mert yeridir <br />
Kemal Paşa rehberidir <br />
Ordumuz da nam kazandı <br />
Çünkü anın her yeridir.<br />
İstihkâmın içi derin <br />
Kurşun yağar karın karın <br />
Biz kurşundan çekinmeyiz <br />
Kader ne ise bulur yerin.<br />
<br />
Pek şanlıyız, <br />
Pek namlıyız... "<br />
Yayın etkinliğinin gerçek bir yönde gelişmemesi, yayınlanan gazetelerin bir yandan hiç denecek kadar az oluşu, öte yandan o zamanki kralcılığı önde tutan partilerin bir bakıma yayın organlığını yapmaları, halk arasında doğan bu şiir örneklerinin kaydını önlemiştir. Bu dönemde ilginç bir şey daha görülüyor. Atatürk devrimi yalnızca bura Türkleri arasında değil, özgürlükçü öteki halklar arasında da seviliyor, övülüyor. Atatürk’ün başlattığı kurtuluş savaşı, özgürlük severlerce Boşnakça söylenen bir destanda şöyle dile getiriliyor. <br />
"...Ovog lijeta petoga nisana <br />
Ferman stiže Mustaf’e Kemala, <br />
Ethem Paši na grčkoj granici<br />
Nek su hazur svi danas vojnici.<br />
U subotu jedanaest sahati <br />
Valja nama, deco, napisati <br />
Ko pogine na dugu mejdanu <br />
Nek halali Mustafu Kemalu<br />
Kemal njega zaboravit neče<br />
Dok se sunce oko zemlje kreče..." <br />
Aynı dizeleri, anlamını koruyarak şöyle Türkçeleştirebiliriz. <br />
"...Yunan sınırında Ethem Paşa’ya ilk elden <br />
Ferman ulaştı Mustafa Kemal’den,<br />
Bu yılın Nisan ayının beşinde<br />
Hazır olmalı erler, savaş eşiğinde.<br />
<br />
Günlerden cumartesi, saatin onbiri<br />
Bize saldırmak düşer, çocuklar, ileri,<br />
Savaş meydanında şehit düşecek olanlar <br />
Mustafa Kemal’e hakkını helâl etmeli onlar <br />
Dünya etrafında güneş döndükçe <br />
Kemal de unutmaz onları, bunu bildikçe... "<br />
<br />
Bu dilde buna benzer örneklerin daha da bulunduğuna inanmaktayız. Her nasıl olursa olsun, tarih buralarda yaşayan halkları birbirine kardeş etmiştir. Tarihçiler çıkar, bunu bir başka bir biçimde göstermeye çalışabilirler, oysa halk, bunu yapmacık bir davranış olduğundan içine sindiremez. Bunu bir destandan alınmış dizelerle de örneklemeye çalışalım. Boşnak dilindeki şiire yakın bir içerikte, bir de Arnavutça destan var. Arnavut halkının söylediği bu destanda da Atatürk’ün yapıtı şiirleştirilmektedir: <br />
"...Emën të ri pashës ja ka vue<br />
Emën të ri ni emën te madhë<br />
Heu, ju vu emnin Mustafa Qemalë... ej.<br />
Të shtat kralat në kom jan çue<br />
Me Qemalin dona me luftue!...<br />
<br />
Mir Qemali na u ngrit në kom,<br />
Kush osht turk me din me imon-e<br />
Çeksaj rendi ka me u ngrit në kome<br />
Heu, sot t’hakatje për vatone, ej... "<br />
Aynı dizeleri yine anlam bütünlüğüyle şöyle Türkçeleştirebiliriz:<br />
<br />
"... Yeni addır verdik bizler paşamıza<br />
Öyle yenice, uluca bir ad behey,<br />
Hey, Mustafa Kemal adını taktık, hey.<br />
Ayağa kalkmıştı yedi kral giderek, <br />
Kemal’le savaşa hazırız, diyerek.<br />
İyi ki Kemal ayaklandırdı bizi, <br />
Türk olan herkese, diniyle imanıyla<br />
Ayağa kalkıp baş kaldırma zamanı ,<br />
Hey, yurt uğruna çaba sunmanın anı... "<br />
<br />
Burada bir örneğin daha verilmesi herhalde yerinde olur. Yine arnavutça olarak bir dörtlük var.<br />
Rnoftë Mustafa Qemal Pasha<br />
Me m’ja e me vjetë!///<br />
I punoftë krejtë m’let’<br />
N'gur' e dru e bjeshkë t'shkretë!!!<br />
(Fahriye Spahiu, 1912-1980)<br />
Bunu Türkçe olarak da verelim:<br />
Yaşasın Mustafa Kemal Paşa<br />
Binlerce yıl yaşasın o...<br />
İşgüzar olsun milletin<br />
Taş ağaç çatlasa şu kara dağda.<br />
<br />
Bunun ezisini dinlerken SAKAYA MARŞI’nın ara nağmesini hatırlayacaksınız:<br />
<br />
Yaşa Kemal Paşa<br />
Sen binler yaşa<br />
İsmin yazılıdır<br />
Dağ ile taşa...<br />
Burada metinleri de karşılaştırdığınızda yakınlığı görmüş olacaksınız.<br />
<br />
Bunları sergilemeyi, Makedonya Türk şiirinde Atatürk konusunun nasıl bir temele dayandığını açıklamak açısından uygun görüyoruz. Kendi dilinde yaratan Türk halkının yaratılarına koşut olarak, öteki milletlerin de halk yaratıcılığında olup bitenleri izlemek olanağına iye olan bura Türkleri, kendi şiirinde Atatürk konusunu daha sağlam işleyebiliyor, daha soluklu dizeler vermeye halk yaratıcılığında destek buluyor.<br />
<br />
Krallık Yugoslavya sonrası doğan ve artık Makedonya'yı kendi adıyla anılmasına imkan tanıyan Federal Yugoslavya’da bununla Makedonya'da da yeni bir oluşum ile karşı karşıyayız. Bazı yönleriyle kısıtlı olsa da her halka birçok hakkın tanınması, yeni gelişmelere yol açıyor. Bu imkanlardan faydalanan bura Türkleri, bu topraklarda kültürel yönden de kalkınmasını başlatıyor. Bu kültürel kalkınma süreci içerisinde, kendi yazınının güçlü bir yönde sürdürülmesini de yaşıyor. Buradan giderek, Atatürk konusunun köklü bir biçimde işlenmesi, Türk şiirinin serbestçe solumağa, yaşamaya başladığı andan sonra geliyor. Burada bir başka yanı da anmalıyız. Makedonya Türk şairleri dışında, halktan, aydınlar arasından olan bireyler de Atatürk’e duydukları yakınlıklarını, saygıyı belirtmede şiire başvurmuştur. Kendilerine bir an olsun ozan demedikleri halde, çok iyi bir dille Atatürk’ü şiirleştirmek deneyinde bulunmaktadır bu bireyler. Bu kesimde olan şiirleri örneklemekte bir şiire başvuruyoruz: <br />
"...Devrim ilkesi<br />
Yüzyıllarımızın örneksel kuramı <br />
Zamandizinsel çözümü uygarlığı<br />
Olguculuk özeli <br />
Devrim ilkesi <br />
Kuramıdır olguculuk <br />
Olgucu dünyanın <br />
Dünya görüşü olguculuğu <br />
Atatürk’ün<br />
Özgürlük temelleri sağlam... " (Vefki Hasan: Ölümsüz İlke)<br />
<br />
Bundan ötürü Makedonya Türk Şiirinde Atatürk denince, değerlendirmeler yapıldığında, bu kesimde yazılanlar bu şiir bütünlüğü dışında tutulamaz. Bu örnekler Atatürk şiirini bütünleştirip tamamladığı gibi, Türkler arasında Atatürk’ün gerçek yerini görmeyi de kolaylaştırıyor. <br />
<br />
Makedonya Türk şiirinde Atatürk’e adanan dizelerin temelinde iyi bilinen bir başlangıç noktası vardır. Bu, sözü edilen şiirin çiçek açmaya başladığı ilerlemede bura gerçeklerine dayanan düşünceden hareket etmesi demektir. Bu yönden bu şiir, Atatürk gerçeğini, yenileşmeyi yaşadığı ortamdan bakarak görmektedir. Atatürk örneğinin sevilmesinin bir özelliği de buradan ileri gelir.<br />
<br />
"...Vaktiyle barut fıçısı denen yurdum<br />
Boğazlar hastası gibi geçti cenklerden <br />
Özgürlük ve insanlık kalbiyle yedeksiz<br />
Sevdirdi bizlere Atatürk örneğini... " (Şükrü Ramo: Atatürk anısı)<br />
<br />
Böylesine bağlarla yazılmaya başlayan Makedonya'daki Atatürk şiirinde, buralardan ana ülkeye gönderilen selamlar seziliyor. Bu selamlar, bağlılığı güçlendirdiği gibi, yakınlaşmanın arttırılması arzusunu da dile getiriyor:<br />
"...Burası Makedonya-Manastır kenti<br />
Anıyor Atatürk’ü şadırvan ve Dragor ... "(Şükrü Ramo: Atatürk anısı)<br />
<br />
"...Burası Üsküp kenti, dostluk aşığı <br />
Kabarıyor ortasında Vardar suları, <br />
Selam gönderiyor selam Haliç şevkine <br />
İstanbul anlında Atatürk sevgisine... " (Şükrü Ramo: Atatürk anısı) <br />
<br />
Bu selam herhalde bir merhabadır. Merhaba ise selamların en büyüğü, en içteni. Türk halkı Atatürk’le tekyürektir, insanlığa merhaba diyen bu selamla... Bunu sezerekten de kendi ortamından, Atatürk’e onun adına da dünyaya bir merhaba demeye gerek duyarcasına selamı seziliyor ozanın. <br />
<br />
Tarihte Atatürk’le buluşmak raslantı mıdır yoksa bir gereklilik mi? Nedir Atatürk’e tarihsel büyüklüğü veren öğe. Yaşadığı dönemin insanının derdini anlamak kolay şey değildir. Çünkü anlamak, o derde çare bulmak anlamına gelir. Bu çareyi bulmaksa herkese nasip olmaz. Yaşadığı dönemin koşullarını değerlendirmesini bilen kişi, çareyi bulabilecek kişidir. Tarihte böyle kişilere ender rastlanır. İşte bundandır, böylesine kişilerin tarihten doğduğu düşüncesinin Makedonya Türk Şiirinde ileri sürülmesi<br />
"... Seni tarih doğurdu dertli dünya anlında <br />
<br />
Seni tezat yarattı yeni gün rüzgarında... "(Şükrü Ramo: Atatürk eseri)<br />
Bu tarihsel doğuşun yine bir nedeni olsa gerek. Şair bunun farkındadır. İnsan, özgürlük güneşi altında yaşamayı hak eden varlıktır. Bunu bildikçe barış kubbesi altında insanın özgürce yürüyebileceğini kabullenmek, bu ışığı yakmak, yakabilmek anlamına gelmektedir<br />
<br />
"...Doğdun büyütmek için güneş altında insan <br />
Yaktın yaşatmak için barış içinde ışık... " (Şükrü Ramo: Atatürk eseri)<br />
Rengini ana topraktan alan, bu yüzdeki gözlerden dikilen o bakışlar çağlayan bir kişiliği göstermektedir. Bu kişilik doğal bir desteğe iye kişiliktir. Çünkü varını yoğunu özgürlük güneşinin parıldamasına adamıştır: <br />
<br />
"...Yüzünün rengi buğday rengi gibi ana topraktı<br />
Bakışlarının dikliği bir ok gibi, ulu ırmaktı... " (Nusret Dişo Ülkü: Ağıt)<br />
"...Atatürk’ü sayan özgür bahar güneşi <br />
<br />
Bakıyor uzaklardan savaş izlerine... " (Şükrü Ramo: Atatürk anısı)<br />
Savaş dedikçe bir kurtuluş savaşının başlatılması akla düşer. Kurtuluşu dilemek, kurtuluş savaşına katılmaktır. Kurtuluş savaşına katılmak, Atatürk’ü izlemektir. Devinimin bir başlangıç noktası var. Aslında o, devinimin gerçek başlangıç noktası, Atatürk’ün kişiliğinin oluşmağa başlamasındadır. Oysa Türkiye kurtuluş savaşının bir başlangıç noktasının Atatürk’ün Bandırma vapuruyla İstanbul’dan ayrılmasında olduğunu da vurgulamak ister. Sonra bu devinim büyüdükçe büyür, geniş kapsamlı yaygınlık kazanır: <br />
<br />
"...Samsun’a ayak basmanla başladı ya aydınçağı <br />
Boydan boya çiçeğe durdu kırcan Anadolu... " <br />
<br />
(Suat Engüllü’nün Doğumunun 100’üncü yılında Ata’ya) <br />
"...İnönü Sakarya Dumlupınar <br />
Akdeniz’e yayılan haykırışlar... " (Avni Engüllü: Sonsuz Onur Tükenmez<br />
<br />
Güvendir Her Türk’e, İnançla Bağlanmak Atatürk’e)<br />
<br />
Şiirlerinde Atatürk’e yer veren Makedonyalı Türk şairler, onu ve onun düşüncesini betimlemekte yer yer simgeseldir. Ama soyut değildir. Rahatlıkla anlaşılır anlatmak, söylemek istedikleri. Atatürk’ün başlattığı devinimin sonunda, artık barışın büyümesi görülür. Ozanımız burada insancıllığı sezer: <br />
"...Boğazdan Kars’a candan insancıl insancıl gülen<br />
Gözlerinde barış kutsal bir ışıktır büyüyen... " <br />
(Suat Engüllü: Doğumunun 100-üncü yılında Ata’ya)<br />
Onun büyüklüğünü devrimsel gücünde görmektedir ozan. Bu gücün etkisinin uzun soluklu, uzun ömürlü olacağını dile getirir üstelik...<br />
"...Güçlü ayaklarında taşımıştı <br />
Devrimsel gücünü <br />
Enginlere doğru uzanan yollarda... " (Sabit Yusuf: Ata)<br />
Atatürk insancıl dev bir devrimcidir. Onun insancıl oluşu, insancıl bir devrimin başında bulunuşu, haksızlıklara karşı olduğunu gösteriyor. Bunu da ozan dile getirmeye çalışıyor dizelerinde. <br />
"...Haksızlık denen alışkanlık yoktu<br />
Onun gözünde... " (Sabit Yusuf: Ata)<br />
<br />
Atatürk’ten insanlık sevgisi evrene yayılır. Onun evrenselliği devrim gücünden ileri gelir. Bu güç ise onun iç dünyasından türküleşip bayraklaşır. <br />
"...Türkü yayıldı sözlerinin devrim gücü <br />
Yeni evrenler doğdu sımsıcak sevgi dolu... "<br />
(Suat Engüllü: <br />
<br />
Doğumunun 100’üncü yılında Ata’ya)<br />
Atatürk’te, Atatürk’çülükte ilginç bir öğe var: Eskiden buralarda etkisi olan sosyalist öğreti içinde ulusçu demenin anlam itibariyle onun dışında bir anlam taşıdığını sezmemek olasıl değil. Onun ulusçuluğu, her şeyden çok bir halkçılık anlamına denk gelir. Bu ulusçulukta başka ulusu sevmemek anlamı yoktur. Bunun tam karşıtı olarak, o her Türk’ün barış sever olmasını, dünya uluslarının bir bütünlüğü oluşturması gereğini vurgular. Hatta çağdaş dünya uygarlığının bütünlüğü içinde her Türk’ü görmek istediğini bir yerde şöyle belirtir: “Türkler bütün uygar ulusların dostlarıdır. Memleketler çeşitlidir, ama uygarlık birdir ve bir ulusun ilerlemesi için de bu biricik uygarlığa katılması gerekir. Böyle bir düşünceye dayanan ülkü, aslında yarına doğru yansıyan bir ışıktır. Bu durumdaysa cumhuriyet bir ulunun, bir büyüğün Türk ulusuna armağanıdır. O, Ulu Atatürk’tür. O armağan, koca bir eserdir: <br />
"...Günün yarına umut Atatürk eserisin... " (Şükrü Ramo: Atatürk eseri)<br />
<br />
Makedonyalı şair tarafınca bunlar ileri sürülürken, Atatürk’ün eseri Cumhuriyetin Türk milletine hediyesi olduğu dile getirilmek istenir. Atatürk’ün Türk milletinin ulusu olarak görüldüğü, ona o gözle, o saygıyla bakıldığı anlatılır hep. Burada da bu eserin yarına doğru yaşamasından, umutu oluşturduğundan söz edilir. Atatürk bunu nasıl yaptı? Her halde milletine milli değerlerine bağlı kalarak, bağlı olduğunu kanıtlayarak. Milli değerleri korumak gayesiyle yaptı her halde. Bu konuyu da şair gözden kaçırmıyor. <br />
"...Dede Korkutları, <br />
Köroğluları<br />
Deli Dumrulları<br />
Pir Sultanları, <br />
Karacaoğlanları <br />
Yunus Emreleri <br />
Kaygusuz Abdalları <br />
Alıp <br />
Karanlık her <br />
Köşe-bucağa <br />
Çocuk gözlü<br />
Birer güneş <br />
İndirdi<br />
Kemal <br />
Atından... " (İlhami Emin: Mustafa Kemal)<br />
Atatürk eseri olan Türkiye’nin öyle kolayca doğmadığının farkındadır şair. Aslında en değerli şeylere ulaşmakta aşılacak yollar en çetin yollardır. En sarp kayalı yollardır. Dikenli yollardır. Hele hele ana yurdun bütünlüğünü korumak, bu bütünlüğün adını verip, dünyaya duyurtmak kadar zor bir iş yoktur her halde. Türkiye'nin de doğuşu öyleydi: <br />
"...Ferhat uyandı bundan <br />
Ve de <br />
Bayrak-bayrak <br />
<br />
Dalgalanan <br />
Yüzlerce <br />
Yalçın <br />
Kayadan <br />
Fışkırdı <br />
TÜRKİYE! " (İlhami Emin: Mustafa Kemal)<br />
Makedonya Türk şiirinde Atatürk’e adanan şiirlerin yazılış tarihlerine önem verirsek, bunların genelde Kasım ayına rastladığını göreceğiz. Dahası Atatürk’e adanan şiirler 1970’li yıllarda yoğunluk kazanmış olduğunu gösterir. İçeriğe indiğimizde ise şiirlerden çoğunun Atatürk’ün ölümü dolayısiyle sunu olarak yazıldığı gerçeğine varacağız. Burada, onun yokluğundan doğan üzüntünün yaşandığı anlarda da Atatürk’e bağlılık düzeyi gösterilmek isteniyor:<br />
"...Yalnız gökler mavi değil, gözlerin de maviydi <br />
Yalnız orman gür değil, kaşların da gürdü<br />
Masmavi göklerde bir güneş pırıl pırıl parıldardı<br />
Gür ormanlarda bir anaceylan için için ağlardı..." <br />
(Nüsret Dişo Ülkü: Ağıt)<br />
<br />
Pek doğal Atatürk sadece acıyla anıldığı Kasım ayında Makedonya Türk şiirine konu olmadı. Onun diğer fırsatlarda da yazılıp, içine sığdırılabileceği kadar şiirlerde yer aldığı rahatlıkla söylenebilir. Burada sığdırabileceği kadar dedik, aslında Makedonya’lı Türk şairler Atatürk’ün, Atatürk eserinin bir şiire sığdırılamıyacağının farkında olan kişilerdir. Bundandır Atatürk’e şiir adamış bir şair tek şiirle kalmamış, söylemek istediklerini yazdığı yeni şiirlerine sığdırmaya çalışmıştır. Dahası, Makedonya’lı Türk şair bir büyüğe şiir yazmakta her şeyi anlatamama tehlikesiyle yüzyüze bulunduğu bilinci içindedir. Boşlukları yeni şiirlerin yazılmasıyla doldurma girişimiyle her halde buradan kaynaklanmaktadır. <br />
<br />
"Makedonya Türk Şiirinde Atatürk" konusunu daha değişik yönlerden de ele almak mümkündür. Ancak bu fırsatta bukadarla kalmayı zorlayan zaman denen mesele yüzünden konuyu burada kapatmak mecburiyeti içindeyiz. Burada önemli olanı, Türkiye’den 800 kilometre uzak olmasına rağmen, Makedonya Türk şiirinin, Makedonya’lı Türk şairin Atatürk konusunda sağır kalmamasıdır, dilsiz kalmamasıdır.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TÜRKİYE CUMHURİYETİ 1.CUMHURBAŞKANI<br />
<br />
<br />
GÖREV SÜRESi: 29 EKİM 1923- 10 KASIM 1938<br />
<br />
<br />
1881 yılında Selanik'te doğdu. İlk öğrenimini ve askeri öğrenci olarak orta öğreniminin bir kısmını Selanik'te yaptı. Manastır Askeri Lisesi'ni bitirdi. 1902 yılında Kara Harp Okulu'ndan, 1905 yılında Harp Akademisi'nden mezun oldu. Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya'da Ataşe Militer olarak bulundu.<br />
<br />
Birinci Dünya Harbi sırasında, Çanakkale Muharebelerinde Tümen Komutanı olarak görev yapıı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde Kolordu ve Ordu Komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş'u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başındaydı. Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı.<br />
<br />
Mondros Mütarekesi'nden sonra Sevr Anlaşması hükümlerine dayanılarak ülkenin yabancılar tarafından işgali üzerine, son Osmanlı padişahı Vahdettin Han tarafından Anadolu'ya gönderildi. 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak Türk milli mücadelesini başlattı. Amasya Genelgesi, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı. Askerî görevlerinden istifa ederek, 23 Nisan 1920'de Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni topladı. Meclis Başkanı seçildi. 5 Ağustos 1921'de Başkomutanlık görevini üstlenerek, Anadolu'nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadele etti. Sakarya Meydan Savaşı'nı kazandı. 19 Eylül 1921'de Meclis tarafından kendisine Mareşal ve Gazi ünvanı verildi.<br />
<br />
26 Ağustos 1922'de işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz'u başlattı. Beş gün sonra 30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Savaşı kazanıldı. Lozan Barış Konferansı'ndan sonra, 11 Ağustos 1923'de toplanan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeniden Başkan olarak seçildi. 9 Eylül 1923'de kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'nin Genel Başkanlığı'na seçildi.<br />
<br />
29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in ilan edildiği gün, Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanı oldu. Dört dönem üst üste seçildi. 10 Kasım 1938 tarihinde öldü.<br />
<br />
<br />
<br />
English Biography<br />
<br />
ATATURK<br />
<br />
Mustafa Kemal Atatürk was born in Salonika in 1881. His father is Ali Rıza Effendi, his mother is Zübeyde Hanim. Ali Rıza Effendi was from the local people of Salonika. His early grandfathers had settled down in Serez leaving Vidin, and went to Salonika from there. Ali Rıza Effendi, worked as a customs officer in the beginning of his life, and then left working as an officer and was engaged in timber trade. <br />
<br />
Ataturk’s mother, Zubeyde Hanim was from an old Turkish family settled down in a town named Langaza near Salonika. This family was one of the yoruks passed from Anatolia to Rumeli and were known as 'Varyemezoğulları'. This family had big farms in Langaza and they were engaged in both farming and animal husbandry. Upon Ali Rıza Effendi’s death in his fifty in 1888, who married Zubeyde Hanim in 1871, the duty of growing and bringing up little Mustafa was left to Zubeyde Hanim. Little Mustafa, obeying his mother, went to the quarter school of Hafiz Mehmet Effendi for his primary education. But, in a short period of time, he passed to Şemsi Effendi School in Salonika upon his father’s will, and completed the school there. His father died while he was studying in this school. At this time, he had two sisters younger than him whose names were Makbule and Naciye. <br />
<br />
When their father died, little Mustafa was seven years old, and Makbule had just completed her first age; Naciye was 40 days old. This youngest sister died in Salonika in her youth. Upon Ali Rıza Effendi’s death, Zubeyde Hanim settled down in Huseyin Effendi’s house, who worked as a steward in Rapla farm near Salonika. The education of little Mustafa was willy-nilly hampered because of farm life. However, after a short period of time, he turned back to Salonika and went on his education from where he left in his aunt’s house. <br />
<br />
Little Mustafa went for a period of time to Salonika Civil Service Secondary School after Şemsi Effendi Primary School, but he left this school and applied to Military Secondary school in 1893 with his own decision and carried on his education there. <br />
<br />
He went to his uncle Huseyin Effendi’s farm in summers and stayed there until it is the school time. Mustafa really loved this school. He showed himself among his friends in a short time with his intelligence and superior skills and made his teachers like him.<br />
<br />
<br />
<br />
ESERLERİ:<br />
<br />
Atatürk'ün Özel Mektupları <br />
Mustafa Kemal Atatürk <br />
Kaynak Yayınları / Siyasal Tarih ve Türkiye Dizisi <br />
<br />
"Atatürk'ün Özel Mektupları", ilk kez Sadi Borak tarafından derlenmiştir. 1961 yılında ilk basımı yapılan eser, kısa sürede tükenmiş, 1970'te ikinci ve 1980'de üçüncü basımı yapılmıştır. İlk basımı 42, ikinci basımı ise 80 mektubu kapsayan eser, üçüncü ve elinizdeki dördüncü basımında 157 mektubu içermektedir. <br />
<br />
Atatürk'ün bu mektupları, yaşadığı dönemin ve içinde bulunduğu siyasal ve toplumsal olayların birer aynası gibidir. Ayrıca Atatürk'ü tüm yanlarıyla bu mektuplarda bulmak da mümkündür: Sevgileri, tutkuları, hatta kıskançlıklarıyla... Mektuplar, tarihimiz ve Atatürk'ün biyografisiyle ilgili birçok materyali de içermektedir. Bu eserde yer alan mektuplar, öyküleriyle birlikte birçok olayı aydınlığa kavuşturmaktadır. Yakın tarihimizin kimi olayları belge ve bilgi yetersizliği nedeniyle tarihimize yanlış olarak yansımıştır. Kimi olaylar da aynı nedenle birtakım gerçek dışı varsayımlar üzerine kurulmuştur. Bunlar arasında kasıtlı olarak saptırılan olaylar da vardır: Fevzi Çakmak'ın Anadolu'ya geçişi, Sovyet yöneticileriyle yazışmalar, Ardahan Milletvekili Hilmi ve Ali Galip olayları vs... <br />
<br />
"Atatürk'ün Özel Mektupları", yakın tarihimizin bilinmeyen ya da az bilinen kimi olaylarını açıklığa kavuşturmuş olması bakımından her zaman başvurulması gereken kaynak bir yapıt niteliğindedir. <br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk Konuşuyor <br />
"Nutuk Öncesi" <br />
Mahmut Soydan, Falih Rıfkı Atay <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Bu kitap için anılarını kağıda döken Falih Rıfkı Atay ve Mahmut Soydan'a Atatürk'ün özel demeci "Benim anlattıklarım ve anlattıklarımı değerlendirmek için size verdiğim <br />
belgeler okunduktan sonra, bütün Türk milletini, özellikle Türk aydınlarını vicdan ve fikir hesaplaşmasına çağırmak isterim. "Anılar" diye size anlattığı bu hikayelerin, zamanımıza kadar birtakım Devlet büyüklerinin anılarını yayımlamak sevdasına benzer bir eğilimden doğmuş olduğunu sanmayınız. Eğer ben, bu gerçekleri size söylüyorsam ve milletimize ulaştırıyorsam, elbette bundan, büsbütün başka bir amacım vardır. Bu amaç ne olabilir?... Bunu burada açıklayamam. Fakat benim tasarladıklarımı, düşüncelerimi içtenlikle ulaştıran bu yazılar okunduktan sonra, kuşku duymam ki milletim, kendi kendine durumu öğrenecek, değerlendirebilmek için gerekli belgelere sahip olacaktır. <br />
<br />
Dediklerimi, olaylar eylemlerle kanıtlamamış olsaydı, bu sözlerimin kapsadığı gerçeği -güç anlaşılabilir düşüncesiyle-, bir zaman daha yayımlamakta ağır <br />
davranmaya belki gerek görürdüm." <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
Atatürk'ten Anılar <br />
Kemal Arıburnu <br />
İnkılap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar <br />
<br />
Atatürk'ün düşüncelerini ve kişiliğini ortaya koymak ve değişik yönleriyle anlatmak çabasını güderken, çok dar bir çerçeve içinde de olsa, O'nu anlatanların da bu ortam içindeki yerlerine ve kişiliklerine de değinmiş bulunuyorum.Her anı ve izlenimin büyük bir değeri vardır. Uzun ve görkemli bir dönemin güçlü komutanları, tarihçileri, şairleri, yazarları, romancıları, müzisyenleri ve halk ozanları hep O'nu anlatmaya, ressamları O'nu çizmeye, heykeltraşları O'nu yontmaya çalışmışlardır. Bu anlatılanlar, hep gönüldeki Atatürk'tür. O'nu <br />
gönüllerinde duymayanlar, davasına baş koymayanlar, başlarını omuzlarının üzerinde bir yük gibi taşıyanlar O'nu anlatamazlardı ki... <br />
<br />
<br />
<br />
Anılarla Mustafa Kemal Atatürk <br />
İsmet Kür <br />
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi <br />
<br />
İsmet Kür, "Yazın bir bütündür... Diyelim ki, bir ulu ağaçtır. Bu ağacın her dalında ürün vermiş olmaktan mutluyum." diyor. Yayınlanmış 17 kitabı ve bunların arasında 9 baskı yapmış olanları var. Yazarımızın kitapları, -hatta günlük gazetelerde yayınlanmı kimi makaleleri, köşe yazıları bile- daima ses getirmiştir. Yazılanların tümünde vurgulanan, İsmet Kür'ün kendine özgü sürükleyici, rahat yazış biçimi; alışılagelmişten biraz farklı, hatasız, ustaca kullandığı dil olmuştur. Psikolojik irdelemelerindeki etkileme gücü de, yazılarının, üstünde durulan başka bir özelliğidir. <br />
<br />
<br />
Atatürk'ten Anılar <br />
Kazım Özalp, Teoman Özalp <br />
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları / Atatürk Dizisi ... <br />
<br />
1930'lu yıllarda çocuk yaşlarında olan, bugünün belirli yaş düzeyinin üzerindeki akranlarımdan bir kısmı, Atatürk'ü, bir kez uzaktan dahi görmüş olmayı, haklı olarak büyük bir mutluluk saymaktadırlar. Ben bu yönden gerçekten çok şanslı bir insanım. Babamın ona yakınlığı nedeniyle çok kereler Atatürk'le beraber olabilmek şansına eriştim. Bu ülkede yaşayan herkes, eğer Atatürk ile ilgili bir anısı varsa, bunu milletine mal etmeyi bir görev saymalıdır. Bu nedenle, her ne kadar çocuk yaşlarımdaki anılar da olsa, bazıları, büyük dersler alınacak değerdedir. Anılarımı bu kitap içerisinde ikinci bölüm olarak yayınlamayı mutlu bir fırsat sayıyorum. Ailemizin elinde bulunan ve bazıları bugüne kadar hiç yayınlanmamış olan fotoğrafların, bu yayına bir katkı sağladığı inancındayım. Kitabın birinci bölümünü oluşturan babamın anılarında, kendi yazdıklarına aynen sadık kalınmış, ancak o devirde kullanılmakta olan Arapça kelimelerin bazıları, gençlerin daha iyi anlayabilmeleri için, bugün kullanmakta olduğumuz şekilde Türkçeleştirilmiştir. Belirli bir tarihten sonraki anılarda, soyadları ve kullanılmaya başlanmış bulunan yeni kelimeler kullanılmıştır... <br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk'ün Avrasya Devleti <br />
İsmet Bozdağ <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Atatürk'ün gözünde Milli Misak'ın anlamı nedir? Milli Mücadele'de, Sovyetlerden, ne zaman ve ne kadar yardım aldık? İran'a 1923 yılında Uçak armağan ettik mi? Neden?... <br />
Enflasyonun yüzde 250'lerde olduğu 1924 yılında 100.000 altın harcayarak: "Türkiyat Enstitüsü" kurduk, "Etnografya Müzesi"nin temellerini attık mı?.. <br />
Niçin?.. Dil Kurumu, Tarih Kurumu'nun kurulmasında gözetilen hedef nedir? Bu Hedef'den Kim ve niçin saptı?.. Atatürk ve İnönü hangi fikirde çatıştılar?.. Kim haklı idi?.. <br />
Atatürk, İnönü'nün çocuklarına okumalarını sağlamak için mirasından pay ayırdı mı?.. Niçin?.. Atatürk'ün "Siyasi Vasiyeti" var mı?.. Neydi ve uygulanmasını kim önledi?.. <br />
Atatürk, kimin Cumhurbaşkanı olmasını istiyordu? Kim oldu?.. Bütün bu soruların cevapları, bu kitapta! <br />
<br />
<br />
Atatürk'ün Fikir Sofrası <br />
İsmet Bozdağ <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Atatürk'ün akşam sofralarına çok ilişildi; "Yaran sofrası" denildi; "Malum Zevat Sofrası" denildi; hatta "Sarhoş Sofrası" diyenler bile oldu. Bu kitap, Atatürk'ün akşam sofralarının gerçeğini, en sağlam kaynaklardan soruşturarak, onların verdiği bilgilerle yazılmıştır. Atatürk'ün en yakınlarından alınan her bilgi, aynı olayın görgü tanıkları ile pekiştirilmiş, hafıza yanlışları düzeltilmiş ve gerçeğe en yakın biçime dönüştürülmüştür. <br />
<br />
Atatürk sofralarını en iyi anlatan söz, yine Atatürk'ün sözüdür: "Hükümet Uyandı; Hadi Biz Artık Yatalım!" <br />
<br />
<br />
Atatürk ve Pietro Canonica<br />
Semavi Eyice<br />
Eren Yayıncılık<br />
<br />
<br />
<br />
Mustafa Kemal ve Corinne Lütfü <br />
Bir Dostluğun Öyküsü <br />
Melda Özverim <br />
Milliyet Yayınları <br />
<br />
"Çarşamba akşamı, sizinle geçirdiğim günün tatlı hatırasıyla İstanbul'dan ayrıldım. Beni sizden uzaklaştıran tren tahmin ettiğim gibi 18.30'da değil 17.20'de hareket etti." <br />
"Şu anda Hotel Bulgarie'deyim fakat bu otelden menun değilim, yarın değiştirmeyi düşünüyorum." <br />
<br />
"Ertesi gün şehirde kısa bir tur yaptım. Ekseriya sefarethanede, büromdayım ve çalışıyorum. Fethi Bey'de başka bir şey yapmıyor." <br />
<br />
"İşte Arıburnu'nda İngilizlerle savaştayım. Düşmanın esaslı kuvvetini ezdim. Geri kalanı cesur kıtalarım tarafından sahile, donanmanın himaye ettiği bir noktaya sürüldü."<br />
<br />
<br />
Sınıf Arkadaşım Atatürk <br />
Okul ve Genç Subaylık Anıları <br />
Ali Fuat Cebesoy <br />
İnlilap Kitabevi / Atatürk İle İlgili Kitaplar <br />
<br />
Mustafa Kemal'i altmış yıl önce bir cuma akşamı tanımıştım. Harp Okulu'nda ve Harp Akademesi'nde sınıf arkadaşımdı. 1905 yılı başlarında birer Kurmay Yüzbaşı olarak şanlı Türk Ordu'suna katıldık. Önce Suriye'de Beşinci, sonra da Makedonya'da Üçüncü Ordu'larda kurmay stajlarımızı birlikte yaptık. İttihat ve Terakki Cemiyeti'nde aynı safta bulunduk. Mücadelelerimiz ortaktı. Hürriyet hareketlerinde de birlikte çalıştık.Bu kitap, okul ve genç subaylık hayatımızın anılarını içine almaktadır. -Ali Fuat Cebesoy-<br />
<br />
<br />
<br />
Gazi ve Latife <br />
İsmet Bozdağ <br />
Tekin Yayınevi <br />
<br />
Atatürk, "Gazi Mustafa Kemal" günlerinde, İzmir'de bir genç kızla tanıştı ve evlendi. 2 yıl, 6 ay, 4 gün birlikte yaşadılar. 25 Ağustos 1925 günü, Latife Hanım: "Latife Gazi Mustafa Kemal" olarak çıktığı İzmir'den; sadece "Latife" olarak yine İzmir'e dönüyordu. <br />
<br />
Nasıl tanıştılar, nasıl yaşadılar, niçin ayrıldtılar? <br />
<br />
Bu konuyu çok insan yazmaya heveslendi. Başaramadılar. Çünkü Latife Hanım: "Özel hayatımdır, yayınlayamazsınız" diye girişimleri, mahkeme kararı ile durduruyordu. Biz, bütün kaynakları kullanarak bu kitabı yazdık ve Hürriyet Gazetesinde yayınladık. Latife Uşaklıgil yayını durdurma girişiminde bulundu: "Biz, sizin hayatınızı değil, Atatürk'ün evlilik hikayesini yazdık ve yayınladık" savunusu ile yayını sürdürdük ve bu yayın -kitap olarak- bugün elinizdedir.Bu kitabın bir başka özelliği daha var. <br />
<br />
Kitap, Atatürk'ün bütün özelliklerini: Tutalım, sigara içerken, ne zaman halka yaptığını, ne zaman yapmadığını; yatağına pijama ile mi, gecelikle mi girdiğine varıncaya kadar titiz bir gerçekçilikle saptanmış ve işlenmiştir.Bu kitapta: İnsan Mustafa Kemal var.<br />
<br />
<br />
Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor<br />
Salih Bozok<br />
Doğan Kitapcılık İstanbul 2001<br />
<br />
"Atatürk'le birlikte yaptığım seyahetlere dair bazı defterde notlarım olduğu gibi, Atatürk'ün bana gönderdiği çok kıymetli mektupları vardır. Bunları neşretmek için benden satın almak isteyenler olmuştur, fakat Atatürk buna müsaade etmedi ve 'Bunları biz öldükten sonra neşretmek üzere çocuklarına miras bırak' dedi. Ben de onun için hepsini muhafaza ederek size miras bıraktım".<br />
İşte Salih Bozok'un bu mirası, ölümünün 60. yıldönümünde oğlu Muzaffer Bozok tarafından yayımlıyor.<br />
Esir aldığı Trikopis'e Napolyon'u örnek gösteren...<br />
İzmirde kendisine diklenen İngiliz konsolosu odasından kovan...<br />
Annesinin mezarının başında ulusal egemenlik yemini eden bir Mustafa Kemal bulacaksınız.<br />
Tabiî Latife Hanım'la evlenmelerinin ve boşanmalarının öyküsü,<br />
İnönü ile küslüklerinin içyüzünü, sofrada kopan kimi kavgaların ilginç ayrıntılarını ve Atatürk'ün hastalığının perde arkasını da...<br />
<br />
<br />
<br />
Cumhurbaşkanı Gazi M. Kemal Paşa'nın Sonbahar Gezileri <br />
Nuri Onat <br />
Çağdaş Yayınları / Tarih-Anı-Gezi-Olay Dizisi <br />
<br />
Devrim tarihimizdeki yeri çok önemli bir kitap bu. O yılların ünlü deyimi ile "Gazi" Mustafa Kemal Paşa'nın 1924 güzünde, uzun süren bir yurt gezisindeki söyleşileri, demeçleri ve söylevleri yanında, geziden izlenimler, içten coşkulu, sevgi dolu karşılama ve uğurlamalar, vurucu bir dille anlatılmış...<br />
<br />
<br />
Hümanist Atatürk <br />
Hamdi Ülkümen <br />
Çağdaş Yayınları <br />
<br />
İster günümüzde yaşasın ister tarihte yaşamış olsun, insanın sevdiği, saygı duyduğu, onu her anımsayışta heyecanlanıp mutlu olduğu insanlar vardır. Hamdi Ülkümen için Atatürk işte o büyük insandı. ... Yunus Nadi'nin de yakın dostuydu. Birlikte çalışmışlardır. Hamdi Ülkümen'in bir devrim lisesi açması üzerine, onun eğitimciliği ve okulculuğu üzerine Yunus Nadi'nin Cumhuriyet'e yazdığı bir başyazıyı da bu kitapçığın sonunda bulacaksınız.<br />
<br />
<br />
<br />
Atatürk ve Filistin <br />
<br />
Ortadoğu’nun Batı emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz <br />
<br />
Atatürk’ün 27 Temmuz 1937 yılında TBMM’de yaptığı konuşma:<br />
Arapların arasında mevcut olan karışıklığı ve hoşnutsuzluğu kimse bizim kadar bilemez. Biz vakıa birkaç sene Araplar’dan uzak kaldık. <br />
Fakat, kendimize kafi derecede güvenip ve kudretimizi bildiğimiz için İslamiyetin mukaddes yerlerini Musevilerin ve Hristiyanların nüfuzunun altına girmesine mani olacağız. <br />
Binaenaleyh şunu söylemek istiyoruz ki, buraların Avrupa emperyalizminin oyun sahası olmasına müsaade etmeyeceğiz. <br />
Biz şimdiye kadar dinsiz ve İslamiyete lakayt olmakla ittiham edildik. <br />
Fakat bu ittihamlara rağmen Peygamberin son arzusunu, yani Mukaddes <br />
Toprakların daima İslam hakimiyetinde kalmasını temin için hemen bugün kanımızı dökmeye hazırız.<br />
Cetlerimizin, Selahaddin’in idaresi altında, uğrunda Hristiyanlarla mücadele ettikleri topraklarda yabancı hakimiyet ve nüfuzunun tahtında bulunmasına müsaade etmeyeceğimizi beyan edecek kadar bugün Allah’ın inayetiyle kuvvetliyiz. <br />
Avrupa bu mukaddes yerlere temellük etmek için yapacağı ilk adımda bütün İslam aleminin ayaklanıp, icraata geçeceğine şüphemiz yoktur.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti Dahiliye Vekaleti Matbuat Umum Müdürlüğü, <br />
Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi, 27.7.1937 tr. Ve 438-A sayı <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
Atatürk’ün soyağacı 85 yıl sonra yayımlandı<br />
Sefa Kaplan <br />
Hürriyet 2 Kasım 2009<br />
<br />
85 yıldır ortada görülmeyen ve Atatürk’ün akrabalarından Ahmet Esmen’in elinde bulunan bu soyağacı, NTVTarih tarafından yayımlandı.<br />
<br />
Soyağacı, başta Rıza Nur olmak üzere pek çok kişi tarafından Atatürk hakkında öne sürülen iddiaların niçin ciddiye alınmaması gerektiğini bir <br />
kez daha seriyor gözler önüne. <br />
<br />
Mustafa Kemal’in ailesi hakkında öteden beri, neredeyse tamamı dedikodu niteliğinde olan ve itibarını zedelemeyi amaçlayan söylentiler ortaya atılmıştır. Mustafa Kemal’in, 1924 yılında Bayındırlık Bakanı olan kuzeni Süleyman Sırrı Bey ile birlikte hazırladığı soyağacı, bütün bu iddialara cevap niteliği de taşıyor. <br />
TÜRKİYE’de öteden beri Atatürk’le uğraşmanın en ucuz yollarından birisi, ailesi ile ilgili iddialar ortaya atmaktır. Bunlardan en ünlüsü ise Sağlık ve Eğitim Bakanlığı da yapan Dr. Rıza Nur tarafından ‘Hatıratım’da dile getirilmiştir. Cumhuriyet dönemi çalışan tarihçiler doğal olarak gülüp geçmişlerdir bu türden iddialara ama Atatürk’ü yıpratmayı yahut ismini zedelemeyi amaçlayanlar da bundan bir türlü vazgeçmemişlerdir.<br />
İşte NTVTarih Dergisi’nin Kasım sayısında ilk kez yayımlanan Atatürk’ün soyağacı, bu türden iddialara da cevap niteliği taşıyor. Derya Tulga ile Ayşegül Parlayan’ın imzasını taşıyan haber, Atatürk’ün soyağacı konusunda yapılan çalışmaların genel bir özetini de veriyor. Ancak, asıl önemli olan, 85 yıl sonra ilk kez yayımlanan bu soyağacının doğrudan Mustafa Kemal tarafından hazırlanması. Dergide yer alan bilgilere göre, Mustafa Kemal, kendisi gibi Hacı Abdullah Ağa’nın torununun torunu olan ve Cumhuriyet’in ilk Bayındırlık Bakanlığı görevini yürüten Süleyman Sırrı Bey ile birlikte oturup soyağacını hazırlamaya başlıyor. <br />
Dergiden takip ediyoruz:<br />
<br />
MUSTAFA KEMAL HAZIRLADI<br />
<br />
“Zübeyde Hanım dahil aile büyüklerinin peşpeşe hayata veda etmeleri, belki de bu kararın alınmasını etkilemiştir. Çalışmada diğer kağıtlara göre katlamaya biraz daha dayanıklı olan ve tuval olarak da kullanılan beyaz keten resim kağıdı seçilir. İş bittikten sonra Gazi, Süleyman Sırrı’ya kendisinden sonra bu şecereyi muhafaza etmesini tembihler. Fakat o sırada zor şartlarda çalışan Süleyman Sırrı Bey, 51 yaşında vefat eder. Böylece şecere, Süleyman Sırrı’nın ilk evliliğinden olan kızı Gülseren Hanım’la oğlu Fikri Ziya Aral’a miras kalır. Yeni kuşakların eski yazıdan anlamadıkları için şikâyet etmeleri üzerine Aral, 1987’de bunu Latin alfabesine çevirir, yeni kuşakları ekler ve kısa süre sonra vefat eder. Gülseren Hanım’a kalan aile emaneti 2009’da onun da vefatıyla tek çocuğu Ahmet Esmen’in eline geçer.”<br />
<br />
SOYAĞACI AHMET ESMEN'DE<br />
<br />
Peki ama bu kadar kıymetli bir belge, nasıl olmuş da bugüne kadar kütüphane raflarında kalmıştır? Ahmet Esmen şöyle diyor: “Durumu anlayabilecek yaşa geldiğimde annemle babam beni karşılarına alıp, ‘Tesadüfler bu kıymetli insanla aynı soydan gelmene sebep oldu. Senin bunda hiçbir marifetin yok. Ayrıca hepsinden önemlisi, akrabalığın verdiği bir mesuliyet var’ dediler.”<br />
<br />
SOYAĞACI HANGİ YALANLARI ÇÜRÜTÜYOR<br />
<br />
Dergİdekİ yazıda, 85 yıl sonra ortaya çıkan soyağacının bugüne kadar ortalıkta dolaşan pek çok iddiayı çürüttüğü de belirtiliyor:<br />
“Pek çok yerde ortaya atılan Zübeyde Hanım’ın Hacı Sofiler’den olduğu iddiası bu şecereyle çürüyor. Çünkü bu aile Mustafa Kemal’in değil, şecerede görüldüğü gibi Hacı Sofilere gelin giden Gülsüm Molla yoluyla Süleyman Sırrı’nın sülalesi. Bazı kaynaklar, Zübeyde Hanım’ın babasının tam üç kere evlendiğini kaydetmesine rağmen şecerede bunu göremiyoruz. Israrla Atatürk’ün teyzesinin oğlu iddia edilen eski TKP liderlerinden Reşat Fuad Baraner de şecerede gözükmüyor, zaten şecereye göre Atatürk’ün teyzesi yok, iki dayısı var.”<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
<br />
MAKEDONYA TÜRK ŞİİRİNDE ATATÜRK<br />
Avni ENGÜLLÜ, araştırmacı-yazar<br />
<br />
Makedonya Türk şiirinde Mustafa Kemal Atatürk’ün konu edildiği, ona adanmış şiirlerin azlığından-çokluğundan söz etmenin gereksiz olduğunu gösteren başlıca kanıt, bu şiirlerden bir kitap dolusu bir seçmeliğin rahatça yapılabileceğidir. "Makedonya Türk Şiirinde Atatürk" denince, bunun birçok yanıyla değerlendirilmesinin bir gereklilik olduğu da bellidir. Öyle ki, Makedonyalı Tür şairlerinde Atatürk’ü konu edinen, ona, yapıtına adanan şiirlerin sadece bulunduğunu anmakla yetinmek doğru olmaz. Buradan giderek de, konuya daha değişik bir yönden yanaşmayı doğru bulduk. <br />
<br />
Atatürk’ün bir halk ya da halkçı devrimi gerçekleştirdiği dönemde, Türkiye’de cumhuriyetin boy gösterdiği yıllarda, böylesi halkçı yönetimlerden yoksun olan ülkelerin sayısı da az değil. O yıllarda, bu ülkeler arasında içine Makedonya’yı da kapsayan Krallık Yugoslavya’nın da bulunduğu bilinen bir gerçektir. Yugoslavya’da Türk olmayan aydınlar arasından çıkan kalem erleri, Atatürk’ün yapıtını kendi ortamlarında dile getirip değerinden söz ediyorlardı. Onun yapıtında, insanlığa yeni çevrenlerin açıldığını gören, o dönemin Yugoslavya’sında yaşayan öteki ezik halklar arasında Türkler de bulunuyorlardı. Onlar ana ülkelerinde yenileşmeyi içten yaşayarak, bu yenileşmeyi aralarında dile getirmek gereksinimini de duyuyorlardı. <br />
<br />
Her ulusta şiire bir bağlılık sezilmektedir. Şiirle duygularını daha rahat, daha içeriksel açıklanabildiğinden olacak ki, böylesine durumlarda onlar şiire baş vurmaktalardı. Şiire olan bağlılıksa Türklerde biraz daha büyük olsa gerek. Bu, onların şiirle geleneksel bir bağ içinde olduklarından ileri geliyordu her halde. <br />
<br />
Nedir ki, hakların ciddi olarak kısıtlandığı bir dönemde, Türk halkı kendi dilinin yitirilmemesini, özellikle halk yazını türünden örneklerle sağlıyor. İşte bu yıllarda konumuzun işlenmesini kolaylaştıran, az da olsa, kimi yazın örneklerine rastlıyoruz. Yugoslavya ve dolayısıyla bu sınırlar içinde bulunan ama adı anılmayan Makedonya'da Türk halkı, Türkiye’nin kurtarıcısının dünyada, özellikle balkanlarda, toplumsal yaşamaya yeni bir soluk getireceğine inanıyordu. Bundan olacak o, bunu şiirleştirip türküleştirmeye çalışıyor: <br />
"... Anadolu mert yeridir <br />
Kemal Paşa rehberidir <br />
Ordumuz da nam kazandı <br />
Çünkü anın her yeridir.<br />
İstihkâmın içi derin <br />
Kurşun yağar karın karın <br />
Biz kurşundan çekinmeyiz <br />
Kader ne ise bulur yerin.<br />
<br />
Pek şanlıyız, <br />
Pek namlıyız... "<br />
Yayın etkinliğinin gerçek bir yönde gelişmemesi, yayınlanan gazetelerin bir yandan hiç denecek kadar az oluşu, öte yandan o zamanki kralcılığı önde tutan partilerin bir bakıma yayın organlığını yapmaları, halk arasında doğan bu şiir örneklerinin kaydını önlemiştir. Bu dönemde ilginç bir şey daha görülüyor. Atatürk devrimi yalnızca bura Türkleri arasında değil, özgürlükçü öteki halklar arasında da seviliyor, övülüyor. Atatürk’ün başlattığı kurtuluş savaşı, özgürlük severlerce Boşnakça söylenen bir destanda şöyle dile getiriliyor. <br />
"...Ovog lijeta petoga nisana <br />
Ferman stiže Mustaf’e Kemala, <br />
Ethem Paši na grčkoj granici<br />
Nek su hazur svi danas vojnici.<br />
U subotu jedanaest sahati <br />
Valja nama, deco, napisati <br />
Ko pogine na dugu mejdanu <br />
Nek halali Mustafu Kemalu<br />
Kemal njega zaboravit neče<br />
Dok se sunce oko zemlje kreče..." <br />
Aynı dizeleri, anlamını koruyarak şöyle Türkçeleştirebiliriz. <br />
"...Yunan sınırında Ethem Paşa’ya ilk elden <br />
Ferman ulaştı Mustafa Kemal’den,<br />
Bu yılın Nisan ayının beşinde<br />
Hazır olmalı erler, savaş eşiğinde.<br />
<br />
Günlerden cumartesi, saatin onbiri<br />
Bize saldırmak düşer, çocuklar, ileri,<br />
Savaş meydanında şehit düşecek olanlar <br />
Mustafa Kemal’e hakkını helâl etmeli onlar <br />
Dünya etrafında güneş döndükçe <br />
Kemal de unutmaz onları, bunu bildikçe... "<br />
<br />
Bu dilde buna benzer örneklerin daha da bulunduğuna inanmaktayız. Her nasıl olursa olsun, tarih buralarda yaşayan halkları birbirine kardeş etmiştir. Tarihçiler çıkar, bunu bir başka bir biçimde göstermeye çalışabilirler, oysa halk, bunu yapmacık bir davranış olduğundan içine sindiremez. Bunu bir destandan alınmış dizelerle de örneklemeye çalışalım. Boşnak dilindeki şiire yakın bir içerikte, bir de Arnavutça destan var. Arnavut halkının söylediği bu destanda da Atatürk’ün yapıtı şiirleştirilmektedir: <br />
"...Emën të ri pashës ja ka vue<br />
Emën të ri ni emën te madhë<br />
Heu, ju vu emnin Mustafa Qemalë... ej.<br />
Të shtat kralat në kom jan çue<br />
Me Qemalin dona me luftue!...<br />
<br />
Mir Qemali na u ngrit në kom,<br />
Kush osht turk me din me imon-e<br />
Çeksaj rendi ka me u ngrit në kome<br />
Heu, sot t’hakatje për vatone, ej... "<br />
Aynı dizeleri yine anlam bütünlüğüyle şöyle Türkçeleştirebiliriz:<br />
<br />
"... Yeni addır verdik bizler paşamıza<br />
Öyle yenice, uluca bir ad behey,<br />
Hey, Mustafa Kemal adını taktık, hey.<br />
Ayağa kalkmıştı yedi kral giderek, <br />
Kemal’le savaşa hazırız, diyerek.<br />
İyi ki Kemal ayaklandırdı bizi, <br />
Türk olan herkese, diniyle imanıyla<br />
Ayağa kalkıp baş kaldırma zamanı ,<br />
Hey, yurt uğruna çaba sunmanın anı... "<br />
<br />
Burada bir örneğin daha verilmesi herhalde yerinde olur. Yine arnavutça olarak bir dörtlük var.<br />
Rnoftë Mustafa Qemal Pasha<br />
Me m’ja e me vjetë!///<br />
I punoftë krejtë m’let’<br />
N'gur' e dru e bjeshkë t'shkretë!!!<br />
(Fahriye Spahiu, 1912-1980)<br />
Bunu Türkçe olarak da verelim:<br />
Yaşasın Mustafa Kemal Paşa<br />
Binlerce yıl yaşasın o...<br />
İşgüzar olsun milletin<br />
Taş ağaç çatlasa şu kara dağda.<br />
<br />
Bunun ezisini dinlerken SAKAYA MARŞI’nın ara nağmesini hatırlayacaksınız:<br />
<br />
Yaşa Kemal Paşa<br />
Sen binler yaşa<br />
İsmin yazılıdır<br />
Dağ ile taşa...<br />
Burada metinleri de karşılaştırdığınızda yakınlığı görmüş olacaksınız.<br />
<br />
Bunları sergilemeyi, Makedonya Türk şiirinde Atatürk konusunun nasıl bir temele dayandığını açıklamak açısından uygun görüyoruz. Kendi dilinde yaratan Türk halkının yaratılarına koşut olarak, öteki milletlerin de halk yaratıcılığında olup bitenleri izlemek olanağına iye olan bura Türkleri, kendi şiirinde Atatürk konusunu daha sağlam işleyebiliyor, daha soluklu dizeler vermeye halk yaratıcılığında destek buluyor.<br />
<br />
Krallık Yugoslavya sonrası doğan ve artık Makedonya'yı kendi adıyla anılmasına imkan tanıyan Federal Yugoslavya’da bununla Makedonya'da da yeni bir oluşum ile karşı karşıyayız. Bazı yönleriyle kısıtlı olsa da her halka birçok hakkın tanınması, yeni gelişmelere yol açıyor. Bu imkanlardan faydalanan bura Türkleri, bu topraklarda kültürel yönden de kalkınmasını başlatıyor. Bu kültürel kalkınma süreci içerisinde, kendi yazınının güçlü bir yönde sürdürülmesini de yaşıyor. Buradan giderek, Atatürk konusunun köklü bir biçimde işlenmesi, Türk şiirinin serbestçe solumağa, yaşamaya başladığı andan sonra geliyor. Burada bir başka yanı da anmalıyız. Makedonya Türk şairleri dışında, halktan, aydınlar arasından olan bireyler de Atatürk’e duydukları yakınlıklarını, saygıyı belirtmede şiire başvurmuştur. Kendilerine bir an olsun ozan demedikleri halde, çok iyi bir dille Atatürk’ü şiirleştirmek deneyinde bulunmaktadır bu bireyler. Bu kesimde olan şiirleri örneklemekte bir şiire başvuruyoruz: <br />
"...Devrim ilkesi<br />
Yüzyıllarımızın örneksel kuramı <br />
Zamandizinsel çözümü uygarlığı<br />
Olguculuk özeli <br />
Devrim ilkesi <br />
Kuramıdır olguculuk <br />
Olgucu dünyanın <br />
Dünya görüşü olguculuğu <br />
Atatürk’ün<br />
Özgürlük temelleri sağlam... " (Vefki Hasan: Ölümsüz İlke)<br />
<br />
Bundan ötürü Makedonya Türk Şiirinde Atatürk denince, değerlendirmeler yapıldığında, bu kesimde yazılanlar bu şiir bütünlüğü dışında tutulamaz. Bu örnekler Atatürk şiirini bütünleştirip tamamladığı gibi, Türkler arasında Atatürk’ün gerçek yerini görmeyi de kolaylaştırıyor. <br />
<br />
Makedonya Türk şiirinde Atatürk’e adanan dizelerin temelinde iyi bilinen bir başlangıç noktası vardır. Bu, sözü edilen şiirin çiçek açmaya başladığı ilerlemede bura gerçeklerine dayanan düşünceden hareket etmesi demektir. Bu yönden bu şiir, Atatürk gerçeğini, yenileşmeyi yaşadığı ortamdan bakarak görmektedir. Atatürk örneğinin sevilmesinin bir özelliği de buradan ileri gelir.<br />
<br />
"...Vaktiyle barut fıçısı denen yurdum<br />
Boğazlar hastası gibi geçti cenklerden <br />
Özgürlük ve insanlık kalbiyle yedeksiz<br />
Sevdirdi bizlere Atatürk örneğini... " (Şükrü Ramo: Atatürk anısı)<br />
<br />
Böylesine bağlarla yazılmaya başlayan Makedonya'daki Atatürk şiirinde, buralardan ana ülkeye gönderilen selamlar seziliyor. Bu selamlar, bağlılığı güçlendirdiği gibi, yakınlaşmanın arttırılması arzusunu da dile getiriyor:<br />
"...Burası Makedonya-Manastır kenti<br />
Anıyor Atatürk’ü şadırvan ve Dragor ... "(Şükrü Ramo: Atatürk anısı)<br />
<br />
"...Burası Üsküp kenti, dostluk aşığı <br />
Kabarıyor ortasında Vardar suları, <br />
Selam gönderiyor selam Haliç şevkine <br />
İstanbul anlında Atatürk sevgisine... " (Şükrü Ramo: Atatürk anısı) <br />
<br />
Bu selam herhalde bir merhabadır. Merhaba ise selamların en büyüğü, en içteni. Türk halkı Atatürk’le tekyürektir, insanlığa merhaba diyen bu selamla... Bunu sezerekten de kendi ortamından, Atatürk’e onun adına da dünyaya bir merhaba demeye gerek duyarcasına selamı seziliyor ozanın. <br />
<br />
Tarihte Atatürk’le buluşmak raslantı mıdır yoksa bir gereklilik mi? Nedir Atatürk’e tarihsel büyüklüğü veren öğe. Yaşadığı dönemin insanının derdini anlamak kolay şey değildir. Çünkü anlamak, o derde çare bulmak anlamına gelir. Bu çareyi bulmaksa herkese nasip olmaz. Yaşadığı dönemin koşullarını değerlendirmesini bilen kişi, çareyi bulabilecek kişidir. Tarihte böyle kişilere ender rastlanır. İşte bundandır, böylesine kişilerin tarihten doğduğu düşüncesinin Makedonya Türk Şiirinde ileri sürülmesi<br />
"... Seni tarih doğurdu dertli dünya anlında <br />
<br />
Seni tezat yarattı yeni gün rüzgarında... "(Şükrü Ramo: Atatürk eseri)<br />
Bu tarihsel doğuşun yine bir nedeni olsa gerek. Şair bunun farkındadır. İnsan, özgürlük güneşi altında yaşamayı hak eden varlıktır. Bunu bildikçe barış kubbesi altında insanın özgürce yürüyebileceğini kabullenmek, bu ışığı yakmak, yakabilmek anlamına gelmektedir<br />
<br />
"...Doğdun büyütmek için güneş altında insan <br />
Yaktın yaşatmak için barış içinde ışık... " (Şükrü Ramo: Atatürk eseri)<br />
Rengini ana topraktan alan, bu yüzdeki gözlerden dikilen o bakışlar çağlayan bir kişiliği göstermektedir. Bu kişilik doğal bir desteğe iye kişiliktir. Çünkü varını yoğunu özgürlük güneşinin parıldamasına adamıştır: <br />
<br />
"...Yüzünün rengi buğday rengi gibi ana topraktı<br />
Bakışlarının dikliği bir ok gibi, ulu ırmaktı... " (Nusret Dişo Ülkü: Ağıt)<br />
"...Atatürk’ü sayan özgür bahar güneşi <br />
<br />
Bakıyor uzaklardan savaş izlerine... " (Şükrü Ramo: Atatürk anısı)<br />
Savaş dedikçe bir kurtuluş savaşının başlatılması akla düşer. Kurtuluşu dilemek, kurtuluş savaşına katılmaktır. Kurtuluş savaşına katılmak, Atatürk’ü izlemektir. Devinimin bir başlangıç noktası var. Aslında o, devinimin gerçek başlangıç noktası, Atatürk’ün kişiliğinin oluşmağa başlamasındadır. Oysa Türkiye kurtuluş savaşının bir başlangıç noktasının Atatürk’ün Bandırma vapuruyla İstanbul’dan ayrılmasında olduğunu da vurgulamak ister. Sonra bu devinim büyüdükçe büyür, geniş kapsamlı yaygınlık kazanır: <br />
<br />
"...Samsun’a ayak basmanla başladı ya aydınçağı <br />
Boydan boya çiçeğe durdu kırcan Anadolu... " <br />
<br />
(Suat Engüllü’nün Doğumunun 100’üncü yılında Ata’ya) <br />
"...İnönü Sakarya Dumlupınar <br />
Akdeniz’e yayılan haykırışlar... " (Avni Engüllü: Sonsuz Onur Tükenmez<br />
<br />
Güvendir Her Türk’e, İnançla Bağlanmak Atatürk’e)<br />
<br />
Şiirlerinde Atatürk’e yer veren Makedonyalı Türk şairler, onu ve onun düşüncesini betimlemekte yer yer simgeseldir. Ama soyut değildir. Rahatlıkla anlaşılır anlatmak, söylemek istedikleri. Atatürk’ün başlattığı devinimin sonunda, artık barışın büyümesi görülür. Ozanımız burada insancıllığı sezer: <br />
"...Boğazdan Kars’a candan insancıl insancıl gülen<br />
Gözlerinde barış kutsal bir ışıktır büyüyen... " <br />
(Suat Engüllü: Doğumunun 100-üncü yılında Ata’ya)<br />
Onun büyüklüğünü devrimsel gücünde görmektedir ozan. Bu gücün etkisinin uzun soluklu, uzun ömürlü olacağını dile getirir üstelik...<br />
"...Güçlü ayaklarında taşımıştı <br />
Devrimsel gücünü <br />
Enginlere doğru uzanan yollarda... " (Sabit Yusuf: Ata)<br />
Atatürk insancıl dev bir devrimcidir. Onun insancıl oluşu, insancıl bir devrimin başında bulunuşu, haksızlıklara karşı olduğunu gösteriyor. Bunu da ozan dile getirmeye çalışıyor dizelerinde. <br />
"...Haksızlık denen alışkanlık yoktu<br />
Onun gözünde... " (Sabit Yusuf: Ata)<br />
<br />
Atatürk’ten insanlık sevgisi evrene yayılır. Onun evrenselliği devrim gücünden ileri gelir. Bu güç ise onun iç dünyasından türküleşip bayraklaşır. <br />
"...Türkü yayıldı sözlerinin devrim gücü <br />
Yeni evrenler doğdu sımsıcak sevgi dolu... "<br />
(Suat Engüllü: <br />
<br />
Doğumunun 100’üncü yılında Ata’ya)<br />
Atatürk’te, Atatürk’çülükte ilginç bir öğe var: Eskiden buralarda etkisi olan sosyalist öğreti içinde ulusçu demenin anlam itibariyle onun dışında bir anlam taşıdığını sezmemek olasıl değil. Onun ulusçuluğu, her şeyden çok bir halkçılık anlamına denk gelir. Bu ulusçulukta başka ulusu sevmemek anlamı yoktur. Bunun tam karşıtı olarak, o her Türk’ün barış sever olmasını, dünya uluslarının bir bütünlüğü oluşturması gereğini vurgular. Hatta çağdaş dünya uygarlığının bütünlüğü içinde her Türk’ü görmek istediğini bir yerde şöyle belirtir: “Türkler bütün uygar ulusların dostlarıdır. Memleketler çeşitlidir, ama uygarlık birdir ve bir ulusun ilerlemesi için de bu biricik uygarlığa katılması gerekir. Böyle bir düşünceye dayanan ülkü, aslında yarına doğru yansıyan bir ışıktır. Bu durumdaysa cumhuriyet bir ulunun, bir büyüğün Türk ulusuna armağanıdır. O, Ulu Atatürk’tür. O armağan, koca bir eserdir: <br />
"...Günün yarına umut Atatürk eserisin... " (Şükrü Ramo: Atatürk eseri)<br />
<br />
Makedonyalı şair tarafınca bunlar ileri sürülürken, Atatürk’ün eseri Cumhuriyetin Türk milletine hediyesi olduğu dile getirilmek istenir. Atatürk’ün Türk milletinin ulusu olarak görüldüğü, ona o gözle, o saygıyla bakıldığı anlatılır hep. Burada da bu eserin yarına doğru yaşamasından, umutu oluşturduğundan söz edilir. Atatürk bunu nasıl yaptı? Her halde milletine milli değerlerine bağlı kalarak, bağlı olduğunu kanıtlayarak. Milli değerleri korumak gayesiyle yaptı her halde. Bu konuyu da şair gözden kaçırmıyor. <br />
"...Dede Korkutları, <br />
Köroğluları<br />
Deli Dumrulları<br />
Pir Sultanları, <br />
Karacaoğlanları <br />
Yunus Emreleri <br />
Kaygusuz Abdalları <br />
Alıp <br />
Karanlık her <br />
Köşe-bucağa <br />
Çocuk gözlü<br />
Birer güneş <br />
İndirdi<br />
Kemal <br />
Atından... " (İlhami Emin: Mustafa Kemal)<br />
Atatürk eseri olan Türkiye’nin öyle kolayca doğmadığının farkındadır şair. Aslında en değerli şeylere ulaşmakta aşılacak yollar en çetin yollardır. En sarp kayalı yollardır. Dikenli yollardır. Hele hele ana yurdun bütünlüğünü korumak, bu bütünlüğün adını verip, dünyaya duyurtmak kadar zor bir iş yoktur her halde. Türkiye'nin de doğuşu öyleydi: <br />
"...Ferhat uyandı bundan <br />
Ve de <br />
Bayrak-bayrak <br />
<br />
Dalgalanan <br />
Yüzlerce <br />
Yalçın <br />
Kayadan <br />
Fışkırdı <br />
TÜRKİYE! " (İlhami Emin: Mustafa Kemal)<br />
Makedonya Türk şiirinde Atatürk’e adanan şiirlerin yazılış tarihlerine önem verirsek, bunların genelde Kasım ayına rastladığını göreceğiz. Dahası Atatürk’e adanan şiirler 1970’li yıllarda yoğunluk kazanmış olduğunu gösterir. İçeriğe indiğimizde ise şiirlerden çoğunun Atatürk’ün ölümü dolayısiyle sunu olarak yazıldığı gerçeğine varacağız. Burada, onun yokluğundan doğan üzüntünün yaşandığı anlarda da Atatürk’e bağlılık düzeyi gösterilmek isteniyor:<br />
"...Yalnız gökler mavi değil, gözlerin de maviydi <br />
Yalnız orman gür değil, kaşların da gürdü<br />
Masmavi göklerde bir güneş pırıl pırıl parıldardı<br />
Gür ormanlarda bir anaceylan için için ağlardı..." <br />
(Nüsret Dişo Ülkü: Ağıt)<br />
<br />
Pek doğal Atatürk sadece acıyla anıldığı Kasım ayında Makedonya Türk şiirine konu olmadı. Onun diğer fırsatlarda da yazılıp, içine sığdırılabileceği kadar şiirlerde yer aldığı rahatlıkla söylenebilir. Burada sığdırabileceği kadar dedik, aslında Makedonya’lı Türk şairler Atatürk’ün, Atatürk eserinin bir şiire sığdırılamıyacağının farkında olan kişilerdir. Bundandır Atatürk’e şiir adamış bir şair tek şiirle kalmamış, söylemek istediklerini yazdığı yeni şiirlerine sığdırmaya çalışmıştır. Dahası, Makedonya’lı Türk şair bir büyüğe şiir yazmakta her şeyi anlatamama tehlikesiyle yüzyüze bulunduğu bilinci içindedir. Boşlukları yeni şiirlerin yazılmasıyla doldurma girişimiyle her halde buradan kaynaklanmaktadır. <br />
<br />
"Makedonya Türk Şiirinde Atatürk" konusunu daha değişik yönlerden de ele almak mümkündür. Ancak bu fırsatta bukadarla kalmayı zorlayan zaman denen mesele yüzünden konuyu burada kapatmak mecburiyeti içindeyiz. Burada önemli olanı, Türkiye’den 800 kilometre uzak olmasına rağmen, Makedonya Türk şiirinin, Makedonya’lı Türk şairin Atatürk konusunda sağır kalmamasıdır, dilsiz kalmamasıdır.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mevlana Celaleddin Rumi 1207 - 1273]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-677.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 12:57:24 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-677.html</guid>
			<description><![CDATA[Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. <br />
<br />
Babası Bahaeddin Veled<br />
<br />
Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. <br />
<br />
Mevlana Hazretleri Evleniyor<br />
<br />
Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.<br />
<br />
Babası Ölüyor<br />
<br />
Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. <br />
<br />
Mevlana Hazretleri Tedris'e Başlıyor<br />
<br />
Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.Hayatını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. <br />
<br />
Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı. Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu. "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir" <br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
1.Ben Rüzgarım Sen Ateş <br />
Mevlana Celaleddin Rumi Büyük Mutasavvıfın Hayatı ve Eseri <br />
Annemarie Schimmel <br />
Ötüken Neşriyat / Kültür Dizisi <br />
<br />
“Gençlik yıllarında Mevlana'yı tanıyan Annemarie Schimmel, hayatını, kendi ifadesiyle, sadece İslam tasavvufunun değil, genel olarak mistisizmin de bu en büyük şairine hasretmiştir adamıştır. Bugün ise ilmi ve şahsiyeti Mevlana'nın yörüngesinde kemal derecesine ulaşmış bu büyük alim, Avrupa'da ve hayatta bütün dünyada Mevlana'yı en iyi bilenlerden biri, belki de birincisidir. Tercümesini sunduğumuz bu eser, hem Mevlana'nın dehasını göstermesi bakımından hem de bizim fikir ve ruh iklimimizde kıvamını bulan büyük bir Avrupalı alimin derinliğini göstermesi açısından fevkalade önemlidir. Elinizdeki eserde Schimmel, Mevlana'nın sembollar dünyasında seyahat ederek onun dünya görüşünü, aşk anlayışını, şiire bakışını ve dua hakkındaki ince fikirlerini kendi şairane üslubuyla sunmaktadır. Kitap baştan sona Mevlana'nın kullandığı sayısız mecaz ve espirilerle adeta bir dantel gibi dukunmuştur. Mevlana hakkında yazılan her kitap şüphesiz kazançtır. Ancak Schimmel'in bu kitabı, Mevlana'nın bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz fikirlerini yeni mana boyutlarıyla önümüze açmaktadır. O bakımdan bu eser, Mevlana'yı anlamak isteyenler için vazgeçilmez bir klavuzdur.”]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Mevlâna 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde yer alan Horasan Ülkesi'nin Belh şehrinde doğmuştur. <br />
<br />
Babası Bahaeddin Veled<br />
<br />
Mevlâna'nın babası Belh Şehrinin ileri gelenlerinden olup, sağlığında "Bilginlerin Sultânı" ünvanını almış olan Hüseyin Hatibî oğlu Bahâeddin Veled'tir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kızı Mümine Hatun'dur. Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazı siyasi olaylar ve yaklaşmakta olan Moğol istilası nedeniyle Belh'den ayrılmak zorunda kalmıştır. Sultânü'I-Ulemâ 1212 veya 1213 yılllarında aile fertleri ve yakın dostları ile birlikte Belh'den ayrıldı. Sultânü'I-Ulemâ'nın ilk durağı Nişâbur olmuştur. Nişâbur şehrinde tanınmış mutasavvıf Ferîdüddin Attar ile de karşılaştılar. Mevlâna burada küçük yaşına rağmen Ferîdüddin Attar'ın ilgisini çekmiş ve takdirlerini kazanmıştır. Sultânü'I Ulemâ Nişabur'dan Bağdat'a ve daha sonra Kûfe yolu ile Kâ'be'ye hareket etti. Hac farîzasını yerine getirdikten sonra, dönüşte Şam'a uğradı. Şam'dan sonra Malatya, Erzincan, Sivas, Kayseri, Niğde yolu ile Lârende'ye (Karaman) geldiler. Karaman'da Subaşı Emir Mûsâ'nın yaptırdıkları medreseye yerleştiler. 1222 yılında Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yıl kaldılar. <br />
<br />
Mevlana Hazretleri Evleniyor<br />
<br />
Mevlâna 1225 yılında Şerefeddin Lala'nın kızı Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nın Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adlı iki oğlu oldu. Yıllar sonra Gevher Hatun'u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerrâ Hatun ile ikinci evliliğini yaptı. Mevlâna'nın bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Âlim Çelebi adlı iki oğlu ile Melike Hatun adlı bir kızı dünyaya geldi. Bu yıllarda Anadolunun büyük bir kısmı Selçuklu Devleti'nin egemenliği altında idi. Konya'da bu devletin baş şehri idi. Konya sanat eserleri ile donatılmış, ilim adamları ve sanatkarlarla dolup taşmıştı. Kısaca Selçuklu Devleti en parlak devrini yaşıyordu ve Devletin hükümdarı Alâeddin Keykubâd idi. Alâeddin Keykubâd Sultânü'I-Ulemâ Bahaeddin Veled'i Karaman'dan Konya'ya davet etti ve Konya'ya yerleşmesini istedi.Bahaeddin Veled Sultanın davetini kabul etti ve Konya'ya 3 Mayıs 1228 yılında ailesi ve dostları ile geldiler. Sultan Alâeddin kendilerini muhteşem bir törenle karşıladı ve Altunapa (İplikçi) Medresesi'ni ikametlerine tahsis ettiler.<br />
<br />
Babası Ölüyor<br />
<br />
Sultânü'l-Ulemâ 12 Ocak 1231 yılında Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak, Selçuklu Sarayının Gül Bahçesi seçildi. Halen müze olarak kullanılan Mevlâna Dergâhı'ndaki bugünkü yerine defnolundu. <br />
<br />
Mevlana Hazretleri Tedris'e Başlıyor<br />
<br />
Sultânü'I-Ulemâ ölünce, talebeleri ve müridleri bu defa Mevlâna'nın çevresinde toplandılar. Mevlâna'yı babasının tek varisi olarak gördüler. Gerçekten de Mevlâna büyük bir ilim ve din bilgini olmuş, İplikçi Medresesi'nde vaazlar veriyordu. Vaazları kendisini dinlemeye gelenlerle dolup taşıyordu. Mevlâna 15 Kasım 1244 yılında Şems-i Tebrizî ile karşılaştı. Mevlâna Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Şems aniden öldü. Mevlâna Şems'in ölümünden sonra uzun yıllar inzivaya çekildi. Daha sonraki yıllarda Selâhaddin Zerkûbî ve Hüsameddin Çelebi, Şems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalıştılar.Hayatını "Hamdım, piştim, yandım" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralık 1273 Pazar günü Hakk' ın rahmetine kavuştu. <br />
<br />
Mevlâna'nın cenaze namazını Mevlâna'nın vasiyeti üzerine Sadreddin Konevî kıldıracaktı. Ancak Sadreddin Konevî çok sevdiği Mevlâna'yı kaybetmeye dayanamayıp cenazede bayıldı. Bunun üzerine, Mevlâna'nın cenaze namazını Kadı Sıraceddin kıldırdı. Mevlâna ölüm gününü yeniden doğuş günü olarak kabul ediyordu. O öldüğü zaman sevdiğine yani Allah'ına kavuşacaktı. Onun için Mevlâna ölüm gününe düğün günü veya gelin gecesi manasına gelen "Şeb-i Arûs" diyordu ve dostlarına ölümünün ardından ah-ah, vah-vah edip ağlamayın diyerek vasiyet ediyordu. "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde aramayınız! Bizim mezarımız âriflerin gönüllerindedir" <br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
1.Ben Rüzgarım Sen Ateş <br />
Mevlana Celaleddin Rumi Büyük Mutasavvıfın Hayatı ve Eseri <br />
Annemarie Schimmel <br />
Ötüken Neşriyat / Kültür Dizisi <br />
<br />
“Gençlik yıllarında Mevlana'yı tanıyan Annemarie Schimmel, hayatını, kendi ifadesiyle, sadece İslam tasavvufunun değil, genel olarak mistisizmin de bu en büyük şairine hasretmiştir adamıştır. Bugün ise ilmi ve şahsiyeti Mevlana'nın yörüngesinde kemal derecesine ulaşmış bu büyük alim, Avrupa'da ve hayatta bütün dünyada Mevlana'yı en iyi bilenlerden biri, belki de birincisidir. Tercümesini sunduğumuz bu eser, hem Mevlana'nın dehasını göstermesi bakımından hem de bizim fikir ve ruh iklimimizde kıvamını bulan büyük bir Avrupalı alimin derinliğini göstermesi açısından fevkalade önemlidir. Elinizdeki eserde Schimmel, Mevlana'nın sembollar dünyasında seyahat ederek onun dünya görüşünü, aşk anlayışını, şiire bakışını ve dua hakkındaki ince fikirlerini kendi şairane üslubuyla sunmaktadır. Kitap baştan sona Mevlana'nın kullandığı sayısız mecaz ve espirilerle adeta bir dantel gibi dukunmuştur. Mevlana hakkında yazılan her kitap şüphesiz kazançtır. Ancak Schimmel'in bu kitabı, Mevlana'nın bildiğimiz veya bildiğimizi zannettiğimiz fikirlerini yeni mana boyutlarıyla önümüze açmaktadır. O bakımdan bu eser, Mevlana'yı anlamak isteyenler için vazgeçilmez bir klavuzdur.”]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kazım Koyuncu 1971 - ?]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-676.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 12:55:41 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-676.html</guid>
			<description><![CDATA[Artvin'in Hopa ilçesinde, 7 Kasım 1971 tarihinde doğdu. Resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir. Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı. Çocukluğu, "üstadım" dediği, "Kemençeci Yaşar" lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçti. İstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandı, bilahare ayrıldı. 20 yaşında iken, 1992'de Ali Elver’le "Dinmeyen" adlı özgün müzik grubunu kurdu ve profesyonel müzik yapmaya başladı. <br />
<br />
1993’te Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Zuğaşi Berepe ( Denizin Çocukları) adlı rock müzik grubunu kurdu. 1995'te Va Mişkunan (Bilmiyoruz), 1998'de de İgzas (Gidiyor) adlı albümleri yapan grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü (Bruxel Live) çıkardıktan sonra 1999 yılında dağıldı.<br />
<br />
Kazım Koyuncu, tek başına müziğe devam etti ve Salkım Söğüt adlı projelerin ikincisinde 3 şarkıyla yer aldı. 2001’de Viya adlı ilk solo albümünü çıkardı. Daha sonra Kanal D televizyonunda yayınlanan ve çok sevilen Gülbeyaz adlı dizinin hem müziklerini yaptı, hem de dizinin bazı bölümlerinde oyuncu olarak görev aldı ve bundan sonra yurt çapında tanınmaya başlandı. Daha sonra da Kemal Sahir Gürel ile birlikte Sultan Makamı adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırladı.<br />
Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı. Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü Hayde ile yoluna devam etti.<br />
<br />
2004'ün sonlarında akciğer kanseri (Bir çeşit testis kanseri olan tümör akciğerinde bulunduğundan akciğer kanseri etkisi yaratmıştır) teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 Haziran 2005'de, 34 yaşında, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. <br />
<br />
ESERLERİ<br />
16 şarkının 4 tanesi konser kaydı, 4 tanesi (Dünyada Bir Yerde, Yalnızlığı Anla, Hoşçakal, Yine Burada) demo kayıt, geri kalanı ise farklı albümlerde (Gitarın Asi Çocukları (Anılar Düştü Peşime), Grup Patika/Aşk Beni Büyütmedi (Ayrılık Şarkısı), Seyduna (Hayat), Tuncay Akdoğan/Bir Nehir ki Ömrüm (Darbedar), Dinmeyen/Sisler Bulvarı (Askıda Yaşamak), dizi müziği (Le le le) yer alan Dünyada Bir Yerdeyim albümü ! Halkevleri tarafından Ocak 2007 çıkartıldı. <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
Tulum ve gözyaşlarıyla <br />
Muhammet Kaçar, Hürriyet 28.06.2005 <br />
<br />
İstanbul’da kanser tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitiren etnik rock’ın ve Karadeniz müziğinin önemli temsilcilerinden Kazım Koyuncu son yolculuğuna uğurlandı.<br />
<br />
İstanbul’da kanser tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitiren etnik rock’ın ve Karadeniz müziğinin önemli temsilcilerinden Kazım Koyuncu, memleketi Artvin’in Hopa İlçesi’nde, binlerce kişinin katılımıyla, gözyaşları ve çok sevdiği ‘tulum’ çalınarak son yolculuğuna uğurlandı. Sanatçı arkadaşları Volkan Konak, Gökhan Birben, radyo programcısı Nihat Sırdar, Almanya’dan Selma Kociva ve Grup Yorum elemanları da gözyaşlarını tutamadı. Törene Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ ve Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da katıldı. Koyuncu’nun cenazesi, önce ilçe merkezinde Sugörün Mahallesi’ndeki evine götürüldü. Koyuncu daha sonra, sevenlerinin omuzunda, 1 saat süren yolu yürüyen yaklaşık 1000 kişilik grup tarafından tören alanına getirildi. Yoldan insanların da katılımı ile çoğalan grubun önünde sanatçı Birol Topaloğlu tulum çalarak yürüdü. Tabutunun başında babası Cavit Koyuncu, nişanlısı Gönül Bozoğlu ve annesi Hüsniye Koyuncu yer aldı. Merkez Camii’nde kılınan namazdan sonra Koyuncu’nun cenazesi Hopa’nın Yeşilköy Köyü’ne götürülerek toprağa verildi. Koyuncu’nun mezarına bir konserde çekilen fotoğrafı konuldu.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Artvin'in Hopa ilçesinde, 7 Kasım 1971 tarihinde doğdu. Resmi doğum tarihi 10 Mayıs 1972'dir. Müziğe ortaokul birinci sınıfta mandolin çalarak başladı. Çocukluğu, "üstadım" dediği, "Kemençeci Yaşar" lakabı ile tanınan Yaşar Turna'nın yanında türkü dinleyerek geçti. İstanbul'a üniversite eğitimi için geldikten sonra müzikle yoğun olarak uğraşmaya başladı. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni kazandı, bilahare ayrıldı. 20 yaşında iken, 1992'de Ali Elver’le "Dinmeyen" adlı özgün müzik grubunu kurdu ve profesyonel müzik yapmaya başladı. <br />
<br />
1993’te Mehmedali Barış Beşli ile birlikte Zuğaşi Berepe ( Denizin Çocukları) adlı rock müzik grubunu kurdu. 1995'te Va Mişkunan (Bilmiyoruz), 1998'de de İgzas (Gidiyor) adlı albümleri yapan grup, sınırlı sayıda (yalnızca 130 adet) basılmış bir konser albümü (Bruxel Live) çıkardıktan sonra 1999 yılında dağıldı.<br />
<br />
Kazım Koyuncu, tek başına müziğe devam etti ve Salkım Söğüt adlı projelerin ikincisinde 3 şarkıyla yer aldı. 2001’de Viya adlı ilk solo albümünü çıkardı. Daha sonra Kanal D televizyonunda yayınlanan ve çok sevilen Gülbeyaz adlı dizinin hem müziklerini yaptı, hem de dizinin bazı bölümlerinde oyuncu olarak görev aldı ve bundan sonra yurt çapında tanınmaya başlandı. Daha sonra da Kemal Sahir Gürel ile birlikte Sultan Makamı adlı televizyon dizisinin müziklerini hazırladı.<br />
Karadeniz müziğinin güçlü temsilcilerinden Fuat Saka, Volkan Konak ve Bayar Şahin ile birlikte düzenledikleri, büyük ilgi gören Hey Gidi Karadeniz konserler dizisinin de öncülüğünü yaptı. Nisan 2004'te çıkardığı ikinci solo albümü Hayde ile yoluna devam etti.<br />
<br />
2004'ün sonlarında akciğer kanseri (Bir çeşit testis kanseri olan tümör akciğerinde bulunduğundan akciğer kanseri etkisi yaratmıştır) teşhisi konuldu ve tedavi görmeye başladı. 25 Haziran 2005'de, 34 yaşında, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. <br />
<br />
ESERLERİ<br />
16 şarkının 4 tanesi konser kaydı, 4 tanesi (Dünyada Bir Yerde, Yalnızlığı Anla, Hoşçakal, Yine Burada) demo kayıt, geri kalanı ise farklı albümlerde (Gitarın Asi Çocukları (Anılar Düştü Peşime), Grup Patika/Aşk Beni Büyütmedi (Ayrılık Şarkısı), Seyduna (Hayat), Tuncay Akdoğan/Bir Nehir ki Ömrüm (Darbedar), Dinmeyen/Sisler Bulvarı (Askıda Yaşamak), dizi müziği (Le le le) yer alan Dünyada Bir Yerdeyim albümü ! Halkevleri tarafından Ocak 2007 çıkartıldı. <br />
<br />
<br />
<br />
HAKKINDA YAZILANLAR<br />
<br />
Tulum ve gözyaşlarıyla <br />
Muhammet Kaçar, Hürriyet 28.06.2005 <br />
<br />
İstanbul’da kanser tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitiren etnik rock’ın ve Karadeniz müziğinin önemli temsilcilerinden Kazım Koyuncu son yolculuğuna uğurlandı.<br />
<br />
İstanbul’da kanser tedavisi gördüğü Amerikan Hastanesi’nde yaşamını yitiren etnik rock’ın ve Karadeniz müziğinin önemli temsilcilerinden Kazım Koyuncu, memleketi Artvin’in Hopa İlçesi’nde, binlerce kişinin katılımıyla, gözyaşları ve çok sevdiği ‘tulum’ çalınarak son yolculuğuna uğurlandı. Sanatçı arkadaşları Volkan Konak, Gökhan Birben, radyo programcısı Nihat Sırdar, Almanya’dan Selma Kociva ve Grup Yorum elemanları da gözyaşlarını tutamadı. Törene Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu, Trabzonspor Başkanı Atay Aktuğ ve Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu da katıldı. Koyuncu’nun cenazesi, önce ilçe merkezinde Sugörün Mahallesi’ndeki evine götürüldü. Koyuncu daha sonra, sevenlerinin omuzunda, 1 saat süren yolu yürüyen yaklaşık 1000 kişilik grup tarafından tören alanına getirildi. Yoldan insanların da katılımı ile çoğalan grubun önünde sanatçı Birol Topaloğlu tulum çalarak yürüdü. Tabutunun başında babası Cavit Koyuncu, nişanlısı Gönül Bozoğlu ve annesi Hüsniye Koyuncu yer aldı. Merkez Camii’nde kılınan namazdan sonra Koyuncu’nun cenazesi Hopa’nın Yeşilköy Köyü’ne götürülerek toprağa verildi. Koyuncu’nun mezarına bir konserde çekilen fotoğrafı konuldu.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gelip Sana ulaşan yolları biz şaşkın kullarına da göster..]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-675.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:09:54 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-675.html</guid>
			<description><![CDATA[Ey yücelerden yüce Sultanımız! Senden, ulu ve münezzeh Zâtının nurlarıyla kalblerimizi ulvî hakîkatlere açmanı diliyoruz. Salih kullarını aynı zamanda birer idrak ve anlayış kahramanı hâline getirdiğin gibi bizi de nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin marifet vesilesi ilimle donat ve idrak ufku açık kullarından eyle.. dostlarının duyuş ve görüş hislerini nasıl inkişaf ettirmişsen, bizleri de öyle, sadece Seni görüp Seni duyan ve başka şeylere bakarken de yine Senin işaret ve emir buyurduğun çerçevede bakan bahtiyar kullardan kıl! Ey Mevlâ-yı Müteâl! Gelip Sana ulaşan yolları biz şaşkın kullarına da göster.. fazlınla işlerimizi kolaylaştır ve bizi başka değil sadece –libasların en hayırlısı olan– takva elbisesiyle zinetlendir. Bütün bunları Senden dileniyoruz Ya Rabbenâ; dileniyoruz, çünkü Sen her şeye gücü yeten, kudreti sonsuz yegâne zâtsın. Rabbimiz! Ne olur, bize de rahmet, şefkat ve merhametinle muamelede bulun; bulun ve her türlü tasa, gam ve darlıktan çıkış yolları nasip eyle!<br />
<br />
Amin.. Amin.. Amin..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ey yücelerden yüce Sultanımız! Senden, ulu ve münezzeh Zâtının nurlarıyla kalblerimizi ulvî hakîkatlere açmanı diliyoruz. Salih kullarını aynı zamanda birer idrak ve anlayış kahramanı hâline getirdiğin gibi bizi de nezd-i ulûhiyetinden göndereceğin marifet vesilesi ilimle donat ve idrak ufku açık kullarından eyle.. dostlarının duyuş ve görüş hislerini nasıl inkişaf ettirmişsen, bizleri de öyle, sadece Seni görüp Seni duyan ve başka şeylere bakarken de yine Senin işaret ve emir buyurduğun çerçevede bakan bahtiyar kullardan kıl! Ey Mevlâ-yı Müteâl! Gelip Sana ulaşan yolları biz şaşkın kullarına da göster.. fazlınla işlerimizi kolaylaştır ve bizi başka değil sadece –libasların en hayırlısı olan– takva elbisesiyle zinetlendir. Bütün bunları Senden dileniyoruz Ya Rabbenâ; dileniyoruz, çünkü Sen her şeye gücü yeten, kudreti sonsuz yegâne zâtsın. Rabbimiz! Ne olur, bize de rahmet, şefkat ve merhametinle muamelede bulun; bulun ve her türlü tasa, gam ve darlıktan çıkış yolları nasip eyle!<br />
<br />
Amin.. Amin.. Amin..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse..]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-674.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:09:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-674.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #006400;">Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.</span><br />
<br />
Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #006400;">Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.</span><br />
<br />
Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Her şey göçüp gittikten sonra bâ-kî kalacak Âhir Sensin..]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-673.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:06:51 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-673.html</guid>
			<description><![CDATA[Allahım! Bütün eşyadan önce var olan Evvel Sensin; Senden önce hiçbir şey yoktu. Her şey göçüp gittikten sonra bâ-kî kalacak Âhir Sensin; Senden sonra hiçbir şey kalmayacaktır. Sayısız açık delillerle varlığı meydanda olan Zâhir Sensin; Senden ayan hiçbir nesne olamaz. Varlığının keyfiyeti gözlerden ve idrakten uzak olan Bâtın da yine Sensin; Senden başka hiçbir şey bizzat mevcut değildir. Allahım! Seninle aramıza –göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa– hiçbir engelin girmesine fırsat verme ve bizi hiçbir zaman huzurundan kovma! Bize –bizim istihkakımıza göre değil de– Senin keremine yakışır bir şekilde muamelede bulun. Ne olur, işlediğimiz günahlardan dolayı bizi azaba uğratma! Ya Rab! Bu muhtaç ve müştak kullarına muhabbetinin halavetini tattır da, sinelerimiz inşiraha ersin.. marifetinin nurlarıyla zâhir-bâtın bütün latîfelerimizi öyle aydınlat ki, kalblerimiz bir kez daha hayat bulsun.. gönüllerimizi esmâ-i hüsnânın ve sıfât-ı sübhâniyenin ziyasıyla tenvir buyur ve bizi Yüce Nebi’nin sünnetini ihya edebileceğimiz kıvamda faydalı bir ilimle rızıklandır! Rabbimiz! Bütün bunlara mazhar olabilmek için Senin rahmet ve merhametine iltica ediyor; havl ve kuvvetine sığınıyoruz.. Sana, Senin yüce dinine ve sevgili kullarına karşı kin ve gayzla köpürüp duran insafsız ve vicdansızları da yine Sana havale ediyoruz!<br />
<br />
Amin.. Amin.. Amin..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Allahım! Bütün eşyadan önce var olan Evvel Sensin; Senden önce hiçbir şey yoktu. Her şey göçüp gittikten sonra bâ-kî kalacak Âhir Sensin; Senden sonra hiçbir şey kalmayacaktır. Sayısız açık delillerle varlığı meydanda olan Zâhir Sensin; Senden ayan hiçbir nesne olamaz. Varlığının keyfiyeti gözlerden ve idrakten uzak olan Bâtın da yine Sensin; Senden başka hiçbir şey bizzat mevcut değildir. Allahım! Seninle aramıza –göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa– hiçbir engelin girmesine fırsat verme ve bizi hiçbir zaman huzurundan kovma! Bize –bizim istihkakımıza göre değil de– Senin keremine yakışır bir şekilde muamelede bulun. Ne olur, işlediğimiz günahlardan dolayı bizi azaba uğratma! Ya Rab! Bu muhtaç ve müştak kullarına muhabbetinin halavetini tattır da, sinelerimiz inşiraha ersin.. marifetinin nurlarıyla zâhir-bâtın bütün latîfelerimizi öyle aydınlat ki, kalblerimiz bir kez daha hayat bulsun.. gönüllerimizi esmâ-i hüsnânın ve sıfât-ı sübhâniyenin ziyasıyla tenvir buyur ve bizi Yüce Nebi’nin sünnetini ihya edebileceğimiz kıvamda faydalı bir ilimle rızıklandır! Rabbimiz! Bütün bunlara mazhar olabilmek için Senin rahmet ve merhametine iltica ediyor; havl ve kuvvetine sığınıyoruz.. Sana, Senin yüce dinine ve sevgili kullarına karşı kin ve gayzla köpürüp duran insafsız ve vicdansızları da yine Sana havale ediyoruz!<br />
<br />
Amin.. Amin.. Amin..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Ey bize her şeyden daha yakın bulunan Yüce Rabbimiz! ]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-672.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:04:20 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-672.html</guid>
			<description><![CDATA[Ey Rabbimiz! Zihinlerin idrakinden âciz olduğu yücelerden yüce Zâtın, ulvî sıfatların, birbirinden güzel isimlerin hakkı için ve Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem) hürmetine sinelerimizi tertemiz hâle getirerek pürnur eyle.. her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağı olan muhabbetine mazhar kıl ve ‘mustafeyne’l-ahyar’ diye tavsif buyurduğun seçkinlerden seçkin kullarının evsafıyla bizleri de donat.. her zaman ve her yerde işiten kulağımız, gören gözümüz, hisseden kalbimiz ol ve nezdindeki ilm-i ledünden bizleri de hissedar eyle! Ey merhameti hayallerimizin sınırlarını aşkın Merhametliler Merhametlisi! Biz nâçar ve kimsesiz kullarına da şefkatle muamelede bulun! Ey bize her şeyden daha yakın bulunan Yüce Rabbimiz! Bizleri uzaklığın yakıp kavuran soğuğundan kurtar.. bulacağını bulmuş ve başka aramalardan kurtulmuş gerçek vuslat kahramanlarının, gezip yüzmeden sıyrılmış temkin erlerinin zümresine bizi de dâhil eyle.. lâhut âleminin ferah-feza ikliminin kapılarını bu müştak kulların için de arala.. hidayet tacıyla taçlandırarak himayene al ve sevip hoşnut olduğun kullarını her zaman muhafaza buyurduğun gibi bizi de koruyup kolla!<br />
<br />
Amin.. Amin.. Amin..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Ey Rabbimiz! Zihinlerin idrakinden âciz olduğu yücelerden yüce Zâtın, ulvî sıfatların, birbirinden güzel isimlerin hakkı için ve Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sallallahü aleyhi ve sellem) hürmetine sinelerimizi tertemiz hâle getirerek pürnur eyle.. her şeyin başı ve bütün sevgilerin de en saf, en duru kaynağı olan muhabbetine mazhar kıl ve ‘mustafeyne’l-ahyar’ diye tavsif buyurduğun seçkinlerden seçkin kullarının evsafıyla bizleri de donat.. her zaman ve her yerde işiten kulağımız, gören gözümüz, hisseden kalbimiz ol ve nezdindeki ilm-i ledünden bizleri de hissedar eyle! Ey merhameti hayallerimizin sınırlarını aşkın Merhametliler Merhametlisi! Biz nâçar ve kimsesiz kullarına da şefkatle muamelede bulun! Ey bize her şeyden daha yakın bulunan Yüce Rabbimiz! Bizleri uzaklığın yakıp kavuran soğuğundan kurtar.. bulacağını bulmuş ve başka aramalardan kurtulmuş gerçek vuslat kahramanlarının, gezip yüzmeden sıyrılmış temkin erlerinin zümresine bizi de dâhil eyle.. lâhut âleminin ferah-feza ikliminin kapılarını bu müştak kulların için de arala.. hidayet tacıyla taçlandırarak himayene al ve sevip hoşnut olduğun kullarını her zaman muhafaza buyurduğun gibi bizi de koruyup kolla!<br />
<br />
Amin.. Amin.. Amin..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki..!]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-671.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 11:03:04 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-671.html</guid>
			<description><![CDATA[<span style="color: #006400;">Ebu Zerr (r.a.) şöyle nakletmiştir:<br />
Bir defasında Peygamber’in (a.s.) yanına vardığımda, kendisi Kâbe’nin gölgesinde oturmaktaydı. Beni görünce: “Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki muhakkak onlar çok büyük hüsranda (zararda) dırlar!” dedi. Nihayet ben oturdum, fakat oturmada karar ve sebat kılamadım, kalkıp: Ey Allah’ın Resulü! Babam ve annem sana feda olsun. Bu büyük ziyanda olanlar kimlerdir? diye sordum. Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: “Onlar malları çok olan zenginlerdir. Ancak bunlardan şöyle, şöyle, şöyle verenler müstesnadır. (Bunu önündeki, arkasındaki, sağındaki ve solundaki fakirlere ve hayır yerlerine verişi işaret ederek söyledi). Onlar ne kadar da azdır! zekâtlarını ödemeyen deve, sığır ve davar sahibi herkese Kıyamet gününde bu hayvanlar, olduklarından daha iri ve daha semiz olarak gelecekler. Boynuzları ile sahiblerini toslayacak ve sert ayaklarıyla da çiğneyeceklerdir. Bütün insanlar arasında hüküm verilinceye kadar o sürülerin sonu geldikçe tekrar döndürülecektir.”</span><br />
<br />
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 1652]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="color: #006400;">Ebu Zerr (r.a.) şöyle nakletmiştir:<br />
Bir defasında Peygamber’in (a.s.) yanına vardığımda, kendisi Kâbe’nin gölgesinde oturmaktaydı. Beni görünce: “Kâbe’nin Rabbine yemin ederim ki muhakkak onlar çok büyük hüsranda (zararda) dırlar!” dedi. Nihayet ben oturdum, fakat oturmada karar ve sebat kılamadım, kalkıp: Ey Allah’ın Resulü! Babam ve annem sana feda olsun. Bu büyük ziyanda olanlar kimlerdir? diye sordum. Resulüllah (a.s.) şöyle buyurdu: “Onlar malları çok olan zenginlerdir. Ancak bunlardan şöyle, şöyle, şöyle verenler müstesnadır. (Bunu önündeki, arkasındaki, sağındaki ve solundaki fakirlere ve hayır yerlerine verişi işaret ederek söyledi). Onlar ne kadar da azdır! zekâtlarını ödemeyen deve, sığır ve davar sahibi herkese Kıyamet gününde bu hayvanlar, olduklarından daha iri ve daha semiz olarak gelecekler. Boynuzları ile sahiblerini toslayacak ve sert ayaklarıyla da çiğneyeceklerdir. Bütün insanlar arasında hüküm verilinceye kadar o sürülerin sonu geldikçe tekrar döndürülecektir.”</span><br />
<br />
Sahih-i Müslim’deki hadis numarası: 1652]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mozambik]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-670.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:56:56 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-670.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzey Afrika, Mozambik Kanalı kıyısında, Güney Afrika ve Tanzanya arasında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 18 15 Güney enlemi, 35 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Afrika<br />
Yüzölçümü: 801,590 km²<br />
Sınırları: toplam: 4,571 km<br />
sınır komşuları: Malavi 1,569 km, Güney Afrika 491 km, Svaziland 105 km, Tanzanya 756 km, Zambiya 419 km, Zimbabve 1,231 km<br />
Sahil şeridi: 2,470 km<br />
İklimi: tropikalden subtropikale geçiş iklimi.<br />
Arazi yapısı: Kıyı ovaları, merkezde yüksek araziler, kuzeybatıda yüksek platolar, batıda dağlar yer alır.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m<br />
en yüksek noktası: Monte Binga 2,436 m<br />
Doğal kaynakları: Kömür, titanyum, doğal gaz, hidro enerji, tantal, grafit<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4<br />
daimi ekinler: %0<br />
otlaklar: %56<br />
ormanlık arazi: %18<br />
diğer: %22 (1993 verileri)<br />
Sulanan arazi: 1,200 km² (2000 verileri)<br />
Doğal afetler: Kuraklıklar, su baskınları, yok edici siklonlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 21,669,278 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %1.3 (2001 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 139.2 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 36.45 yıl<br />
erkeklerde: 37.25 yıl<br />
kadınlarda: 35.62 yıl (2001 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 4.82 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %13.22 (1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1.2 milyon(1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 98,000 (1999 verileri)<br />
Ulus: Mozambikli<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Yerel kabile grupları %99.66 (Shangaan, Chokwe, Manyika, Sena, Makua ve diğerleri), Avrupalılar %0.06, Avrupa-Afrikalı karışımı %0.2, Hintliler %0.08<br />
Din: Yerel inançlar %50, Hıristiyan %30, Müslümanlar %20<br />
Diller: Portekizce (resmi), yerel lehçeler<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %47.8<br />
erkekler: %63.5<br />
kadınlar: %32.7 (2003 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Mozambik Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Mozambik Yerel tam adı: Republica de Mocambique<br />
yerel kısa şekli: Mocambique<br />
eski adı: Portekiz Doğu Afrikası<br />
Yönetim biçimi: Cumhuriyet<br />
Başkent: Maputo<br />
İdari bölümler: 10 bölge; Cabo Delgado, Gaza, Inhambane, Manica, Maputo, Nampula, Niassa, Sofala, Tete, Zambezia<br />
Bağımsızlık günü: 25 Haziran 1975 (Portekiz'den)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Haziran (1975)<br />
Anayasa: 30 Kasım 1990<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), SADC, UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi 19.1 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %3.8 (2000 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %44<br />
endüstri: %19<br />
hizmet: %37 (1999 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %11.4 (2000 verileri)<br />
İş gücü: 7.4 milyon (1997 verileri)<br />
İşsizlik oranı: tarım %81, endüstri %6, hizmet %13 (1997 verileri)<br />
Endüstri artış oranı: %21 (1997 verileri)<br />
Endüstri: Gıda, içecek, kimyasallar, petrol ürünleri, tekstil, çimento, cam, asbest, tütün<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %7.2 (1999)<br />
Elektrik üretimi: 2.3 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik tüketimi: 307 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik ihracatı: 1.9 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik ithalatı: 68 milyon kWh (1999)<br />
Tarım ürünleri: Pamuk, fındık, şekerkamışı, çay, manyok, mısır, hindistancevizi, tropikal meyveler, sığır eti, kümes hayvanı<br />
İhracat: 390 milyon &#36; (f.o.b., 2000 verileri)<br />
İhracat ürünleri: karidesler %40, maun, pamuk, şeker, narenciye, kereste (2000)<br />
İhracat ortakları: AB %27, Güney Afrika %26, Zimbabve 1%5, Hindistan %12, ABD %5, Japonya %4 (1999 verileri)<br />
İthalat: 1.4 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, mineral ürünler, kimyasallar, metaller, gıda maddeleri, tekstil (2000)<br />
İthalat ortakları: Güney Afrika %44, AB %16, ABD %6.5, Japonya %6.5, Pakistan %3, Hindistan %3 (1999 verileri)<br />
Dış borç tutarı: 1.4 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
Para birimi: Metical (MZM)<br />
Para birimi kodu: MZM<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 65,354 (2000)<br />
Telefon kodu: 258<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 13, FM 16, kısa dalga 12 (2000)<br />
Radyolar: 730,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (2000)<br />
Televizyonlar: 67,600 (2000)<br />
Internet kısaltması: .mz<br />
Internet servis sağlayıcıları: 8 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 6,250 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 3,131 km (1994)<br />
Karayolları: 30,400 km (1996)<br />
Su yolları: 3,750 km<br />
Boru hatları: Ham petrol 306 km; petrol ürünleri 289 km<br />
Limanları: Beira, Inhambane, Maputo, Nacala, Pemba, Quelimane<br />
Hava alanları: 168 (2000 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzey Afrika, Mozambik Kanalı kıyısında, Güney Afrika ve Tanzanya arasında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 18 15 Güney enlemi, 35 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Afrika<br />
Yüzölçümü: 801,590 km²<br />
Sınırları: toplam: 4,571 km<br />
sınır komşuları: Malavi 1,569 km, Güney Afrika 491 km, Svaziland 105 km, Tanzanya 756 km, Zambiya 419 km, Zimbabve 1,231 km<br />
Sahil şeridi: 2,470 km<br />
İklimi: tropikalden subtropikale geçiş iklimi.<br />
Arazi yapısı: Kıyı ovaları, merkezde yüksek araziler, kuzeybatıda yüksek platolar, batıda dağlar yer alır.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hint Okyanusu 0 m<br />
en yüksek noktası: Monte Binga 2,436 m<br />
Doğal kaynakları: Kömür, titanyum, doğal gaz, hidro enerji, tantal, grafit<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %4<br />
daimi ekinler: %0<br />
otlaklar: %56<br />
ormanlık arazi: %18<br />
diğer: %22 (1993 verileri)<br />
Sulanan arazi: 1,200 km² (2000 verileri)<br />
Doğal afetler: Kuraklıklar, su baskınları, yok edici siklonlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 21,669,278 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %1.3 (2001 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 139.2 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 36.45 yıl<br />
erkeklerde: 37.25 yıl<br />
kadınlarda: 35.62 yıl (2001 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 4.82 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %13.22 (1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 1.2 milyon(1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 98,000 (1999 verileri)<br />
Ulus: Mozambikli<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Yerel kabile grupları %99.66 (Shangaan, Chokwe, Manyika, Sena, Makua ve diğerleri), Avrupalılar %0.06, Avrupa-Afrikalı karışımı %0.2, Hintliler %0.08<br />
Din: Yerel inançlar %50, Hıristiyan %30, Müslümanlar %20<br />
Diller: Portekizce (resmi), yerel lehçeler<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %47.8<br />
erkekler: %63.5<br />
kadınlar: %32.7 (2003 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Mozambik Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Mozambik Yerel tam adı: Republica de Mocambique<br />
yerel kısa şekli: Mocambique<br />
eski adı: Portekiz Doğu Afrikası<br />
Yönetim biçimi: Cumhuriyet<br />
Başkent: Maputo<br />
İdari bölümler: 10 bölge; Cabo Delgado, Gaza, Inhambane, Manica, Maputo, Nampula, Niassa, Sofala, Tete, Zambezia<br />
Bağımsızlık günü: 25 Haziran 1975 (Portekiz'den)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 25 Haziran (1975)<br />
Anayasa: 30 Kasım 1990<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), C, CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), SADC, UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNHCR (BM Mülteciler Yüksek Komiserliği), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi 19.1 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %3.8 (2000 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %44<br />
endüstri: %19<br />
hizmet: %37 (1999 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %11.4 (2000 verileri)<br />
İş gücü: 7.4 milyon (1997 verileri)<br />
İşsizlik oranı: tarım %81, endüstri %6, hizmet %13 (1997 verileri)<br />
Endüstri artış oranı: %21 (1997 verileri)<br />
Endüstri: Gıda, içecek, kimyasallar, petrol ürünleri, tekstil, çimento, cam, asbest, tütün<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %7.2 (1999)<br />
Elektrik üretimi: 2.3 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik tüketimi: 307 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik ihracatı: 1.9 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik ithalatı: 68 milyon kWh (1999)<br />
Tarım ürünleri: Pamuk, fındık, şekerkamışı, çay, manyok, mısır, hindistancevizi, tropikal meyveler, sığır eti, kümes hayvanı<br />
İhracat: 390 milyon &#36; (f.o.b., 2000 verileri)<br />
İhracat ürünleri: karidesler %40, maun, pamuk, şeker, narenciye, kereste (2000)<br />
İhracat ortakları: AB %27, Güney Afrika %26, Zimbabve 1%5, Hindistan %12, ABD %5, Japonya %4 (1999 verileri)<br />
İthalat: 1.4 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, mineral ürünler, kimyasallar, metaller, gıda maddeleri, tekstil (2000)<br />
İthalat ortakları: Güney Afrika %44, AB %16, ABD %6.5, Japonya %6.5, Pakistan %3, Hindistan %3 (1999 verileri)<br />
Dış borç tutarı: 1.4 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
Para birimi: Metical (MZM)<br />
Para birimi kodu: MZM<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 65,354 (2000)<br />
Telefon kodu: 258<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 13, FM 16, kısa dalga 12 (2000)<br />
Radyolar: 730,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (2000)<br />
Televizyonlar: 67,600 (2000)<br />
Internet kısaltması: .mz<br />
Internet servis sağlayıcıları: 8 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 6,250 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 3,131 km (1994)<br />
Karayolları: 30,400 km (1996)<br />
Su yolları: 3,750 km<br />
Boru hatları: Ham petrol 306 km; petrol ürünleri 289 km<br />
Limanları: Beira, Inhambane, Maputo, Nacala, Pemba, Quelimane<br />
Hava alanları: 168 (2000 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Moritanya]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-669.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:56:30 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-669.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzey Afrika'da, batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Batı Sahra, kuzeydoğuda Cezayir, doğuda ve güneyde Mali, güneybatıda Senegal ile çevrilidir.<br />
Coğrafi konumu:	20 00 Kuzey enlemi, 12 00 Batı boylamı<br />
Haritadaki konumu: Afrika<br />
Yüzölçümü: 1,030,700 km²<br />
Sınırları: toplam: 5,074 km<br />
sınır komşuları: Cezayir 463 km, Mali 2,237 km, Senegal 813 km, Batı Sahra 1,561 km<br />
Sahil şeridi: 754 km<br />
İklimi: Moritanya`nın iklimi sıcak ve güneydeki belli yöreler dışında kuraktır. Ülkenin güneyinde Sahra iklimi görülür.<br />
Arazi yapısı: Ülke topraklarının büyük bölümü Sahra`nın batı ucunu oluşturan çöllerle kaplıdır. Bunun dışında kıyı ovaları ve kayalıklar ve adatepeler mevcuttur.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Sebkha de Ndrhamcha 3 m<br />
en yüksek noktası: Kediet Ijill 910 m<br />
Doğal kaynakları: Demir, alçıtaşı, balık, bakır, fosfat, elmas, altın<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %0<br />
daimi ekinler: %0<br />
otlaklar: %38<br />
ormanlık arazi: %4<br />
diğer: %58 (1993 verileri)<br />
Sulanan arazi: 490 km² (1993 verileri)<br />
Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar, rüzgarlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 3,129,486 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %2.93 (2001 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 76.7 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 51.14 yıl<br />
erkeklerde: 49.06 yıl<br />
kadınlarda: 53.29 yıl (2001 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 6.22 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.8 (2000 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 6,600 (1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 610 (1999 verileri)<br />
Ulus: Moritanyalı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Maur/siyah karışımı %40, Maur %30, siyah ırk %30<br />
Din: Müslüman %100<br />
Diller: Hasaniya Arapça (resmi), Pular, Soninke, Wolof (resmi), Fransızca<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %51.2<br />
erkekler: %59.5<br />
kadınlar: %43.4 (2000 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Moritanya İslam Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Moritanya<br />
Yerel tam adı: Al Jumhuriyah al Islamiyah al Muritaniyah<br />
yerel kısa şekli: Muritaniyah<br />
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet<br />
Başkent: Nuakşot<br />
İdari bölümler: 12 bölge ve 1 başkent; Adrar, Assaba, Brakna, Dakhlet Nouadhibou, Gorgol, Guidimaka, Hodh Ech Chargui, Hodh El Gharbi, Inchiri, Nouakchott, Tagant, Tiris Zemmour, Trarza<br />
Bağımsızlık günü: 28 Kasım 1960 (Fransa'dan)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 28 Kasım (1960)<br />
Anayasa: 12 Temmuz 1991<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), AMU (Arap Magrep Birliği), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), NAM, OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 5.4 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %5 (2000 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %25<br />
endüstri: %31<br />
hizmet: %44 (1997)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %4.5 (2000 verileri)<br />
İş gücü: 750,000 (1999)<br />
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %47, hizmet %39, endüstri %14<br />
İşsizlik oranı: %23 (1995 verileri)<br />
Endüstri: Balık, demir, alçıtaşı<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %2.2 (1999)<br />
Elektrik üretimi: 151 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik tüketimi: 140.4 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik ihracatı: 0 kWh (1999)<br />
Elektrik ithalatı: 0 kWh (1999)<br />
Tarım ürünleri: Hurma, darı, pirinç, mısır, büyükbaş hayvan, koyun<br />
İhracat: 333 milyon &#36; (1999)<br />
İhracat ürünleri: Demir, balık, altın<br />
İhracat ortakları: Japonya %18, Fransa %17, İtalya %16, İspanya %11 (1998)<br />
İthalat: 305 milyon &#36; (1999)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, petrol ürünleri, yatırım malları, gıda maddeleri, tüketim malları<br />
İthalat ortakları: Fransa %27, Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği) %9, Almanya %7, İspanya %7 (1998)<br />
Dış borç tutarı: 2.1 milyar &#36; (1999)<br />
Para birimi: Ouguiya (MRO)<br />
Para birimi kodu: MRO<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 26,000 (2000)<br />
Telefon kodu: 222<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 2, kısa dalga 1 (1998)<br />
Radyolar: 360,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997)<br />
Televizyonlar: 87,000 (1998)<br />
Internet kısaltması: .mr<br />
Internet servis sağlayıcıları: 5 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 3,500 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 750 km (1995)<br />
Karayolları: 7,660 km (1996)<br />
Limanları: Bogue, Kaedi, Nouadhibou, Nouakchott, Rosso<br />
Hava alanları: 26 (2000 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzey Afrika'da, batıda Atlas Okyanusu, kuzeyde Batı Sahra, kuzeydoğuda Cezayir, doğuda ve güneyde Mali, güneybatıda Senegal ile çevrilidir.<br />
Coğrafi konumu:	20 00 Kuzey enlemi, 12 00 Batı boylamı<br />
Haritadaki konumu: Afrika<br />
Yüzölçümü: 1,030,700 km²<br />
Sınırları: toplam: 5,074 km<br />
sınır komşuları: Cezayir 463 km, Mali 2,237 km, Senegal 813 km, Batı Sahra 1,561 km<br />
Sahil şeridi: 754 km<br />
İklimi: Moritanya`nın iklimi sıcak ve güneydeki belli yöreler dışında kuraktır. Ülkenin güneyinde Sahra iklimi görülür.<br />
Arazi yapısı: Ülke topraklarının büyük bölümü Sahra`nın batı ucunu oluşturan çöllerle kaplıdır. Bunun dışında kıyı ovaları ve kayalıklar ve adatepeler mevcuttur.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Sebkha de Ndrhamcha 3 m<br />
en yüksek noktası: Kediet Ijill 910 m<br />
Doğal kaynakları: Demir, alçıtaşı, balık, bakır, fosfat, elmas, altın<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %0<br />
daimi ekinler: %0<br />
otlaklar: %38<br />
ormanlık arazi: %4<br />
diğer: %58 (1993 verileri)<br />
Sulanan arazi: 490 km² (1993 verileri)<br />
Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar, rüzgarlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 3,129,486 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %2.93 (2001 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 76.7 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 51.14 yıl<br />
erkeklerde: 49.06 yıl<br />
kadınlarda: 53.29 yıl (2001 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 6.22 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %1.8 (2000 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 6,600 (1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 610 (1999 verileri)<br />
Ulus: Moritanyalı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Maur/siyah karışımı %40, Maur %30, siyah ırk %30<br />
Din: Müslüman %100<br />
Diller: Hasaniya Arapça (resmi), Pular, Soninke, Wolof (resmi), Fransızca<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %51.2<br />
erkekler: %59.5<br />
kadınlar: %43.4 (2000 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Moritanya İslam Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Moritanya<br />
Yerel tam adı: Al Jumhuriyah al Islamiyah al Muritaniyah<br />
yerel kısa şekli: Muritaniyah<br />
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet<br />
Başkent: Nuakşot<br />
İdari bölümler: 12 bölge ve 1 başkent; Adrar, Assaba, Brakna, Dakhlet Nouadhibou, Gorgol, Guidimaka, Hodh Ech Chargui, Hodh El Gharbi, Inchiri, Nouakchott, Tagant, Tiris Zemmour, Trarza<br />
Bağımsızlık günü: 28 Kasım 1960 (Fransa'dan)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 28 Kasım (1960)<br />
Anayasa: 12 Temmuz 1991<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, ACCT, ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), AMU (Arap Magrep Birliği), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ECOWAS (Batı Afrika Ekonomik Topluluğu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), NAM, OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WCL (Dünya Emek Konfederasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 5.4 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %5 (2000 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %25<br />
endüstri: %31<br />
hizmet: %44 (1997)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %4.5 (2000 verileri)<br />
İş gücü: 750,000 (1999)<br />
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %47, hizmet %39, endüstri %14<br />
İşsizlik oranı: %23 (1995 verileri)<br />
Endüstri: Balık, demir, alçıtaşı<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %2.2 (1999)<br />
Elektrik üretimi: 151 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik tüketimi: 140.4 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik ihracatı: 0 kWh (1999)<br />
Elektrik ithalatı: 0 kWh (1999)<br />
Tarım ürünleri: Hurma, darı, pirinç, mısır, büyükbaş hayvan, koyun<br />
İhracat: 333 milyon &#36; (1999)<br />
İhracat ürünleri: Demir, balık, altın<br />
İhracat ortakları: Japonya %18, Fransa %17, İtalya %16, İspanya %11 (1998)<br />
İthalat: 305 milyon &#36; (1999)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, petrol ürünleri, yatırım malları, gıda maddeleri, tüketim malları<br />
İthalat ortakları: Fransa %27, Benelux (Belçika, Hollanda, Lüksemburg Ekonomik Birliği) %9, Almanya %7, İspanya %7 (1998)<br />
Dış borç tutarı: 2.1 milyar &#36; (1999)<br />
Para birimi: Ouguiya (MRO)<br />
Para birimi kodu: MRO<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 26,000 (2000)<br />
Telefon kodu: 222<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 2, kısa dalga 1 (1998)<br />
Radyolar: 360,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997)<br />
Televizyonlar: 87,000 (1998)<br />
Internet kısaltması: .mr<br />
Internet servis sağlayıcıları: 5 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 3,500 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 750 km (1995)<br />
Karayolları: 7,660 km (1996)<br />
Limanları: Bogue, Kaedi, Nouadhibou, Nouakchott, Rosso<br />
Hava alanları: 26 (2000 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Montserrat]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-668.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:56:06 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-668.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Karayipler'de, Karayip Denizinde ada, Porto Riko'nun güneydoğu kısmında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 16 45 Kuzey enlemi, 62 12 Batı boylamı<br />
Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler<br />
Yüzölçümü: 102 km²<br />
Sınırları: 0 km<br />
Sahil şeridi: 40 km<br />
İklimi: tropikal<br />
Arazi yapısı: Volkanik adalar, genellikle dağlık arazi ve küçük kıyı ovaları yer alır.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m<br />
en yüksek noktası: Chances Tepesi 914 m<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20<br />
daimi ekinler: %0<br />
diğer: %80 (2005 verileri)<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 5,097 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %1.05 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 7.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.85 yıl<br />
erkeklerde: 76.67 yıl<br />
kadınlarda: 81.14 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 1.77 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)<br />
Ulus: Montserratlı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: beyaz, zenci<br />
Din: Anglikan, Methodist, Roma Katolikleri, Pentecostal, Yedinci Gün Adventist, diğer Hıristiyan mezhepleri<br />
Dil: İngilizce<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %97<br />
erkekler: %97<br />
kadınlar: %97 (1970 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Montserrat<br />
Bağımsızlık durumu: İngiltere'ye bağlı denizaşırı topraklardandır.<br />
Başkent: Plymouth<br />
İdari bölümler: 3 bölge; Saint Anthony, Saint Georges, Saint Peter's<br />
Bağımsızlık günü: yok (İngiltere'ye bağlı denizaşırı topraklardandır.)<br />
Milli bayram: Kraliçe II Elizabeth'in doğum günü, Haziran ayının ikinci Cumartesi (1926)<br />
Hukuk sistemi: İngiliz hukuku<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), WCL<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 29 milyon &#36; (2002 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme oranı: %-1 (2002 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %1.2<br />
endüstri: %23.1<br />
hizmet: %75.7 (1999 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.6 (2002)<br />
İş gücü: 4,521 (2000)<br />
İşsizlik oranı: %6 (1998 verileri)<br />
Endüstri: Turizm, rom, tekstil, elektronik aletler<br />
Elektrik üretimi: 2 milyon kWh (2003) <br />
Elektrik tüketimi: 1.86 milyon kWh (2003) <br />
Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003)<br />
Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003)<br />
Tarım ürünleri: Lahana, havuç, salatalık, domates, soğan, biber, canlı hayvanlar<br />
İhracat: 700,000 &#36;(2001)<br />
İhracat ürünleri: Elektronik komponentler, plastik torbalar, giyim eşyaları, acı biber, büyükbaş hayvanlar<br />
İhracat ortakları: ABD, Antigua ve Barbuda (2004)<br />
İthalat: 17 milyon &#36;(2001) <br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, gıda maddeleri, sanayi malları, yakıt<br />
İthalat ortakları: ABD, İngiltere, Trinidad ave Tobago, Japonya, Kanada (2004)<br />
Dış borç tutarı: 8.9 milyon &#36; (1997)<br />
Para birimi: Doğu Karayip Doları (XCD)<br />
Para birimi kodu: XCD<br />
Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 4,000 (1997)<br />
Telefon kodu: 1664<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 2, kısa dalga 0 (1998)<br />
Radyolar: 7,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997)<br />
Televizyonlar: 3,000 (1997)<br />
Internet kısaltması: .ms<br />
Internet servis sağlayıcıları: 17 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 0 km<br />
Karayolları: 227 km (2003)<br />
Su yolları: yok<br />
Limanları: Plymouth, Little Bay, Carr's Bay<br />
Hava alanları: 2 (2006 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Karayipler'de, Karayip Denizinde ada, Porto Riko'nun güneydoğu kısmında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 16 45 Kuzey enlemi, 62 12 Batı boylamı<br />
Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler<br />
Yüzölçümü: 102 km²<br />
Sınırları: 0 km<br />
Sahil şeridi: 40 km<br />
İklimi: tropikal<br />
Arazi yapısı: Volkanik adalar, genellikle dağlık arazi ve küçük kıyı ovaları yer alır.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m<br />
en yüksek noktası: Chances Tepesi 914 m<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20<br />
daimi ekinler: %0<br />
diğer: %80 (2005 verileri)<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 5,097 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %1.05 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 7.19 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.85 yıl<br />
erkeklerde: 76.67 yıl<br />
kadınlarda: 81.14 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 1.77 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)<br />
Ulus: Montserratlı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: beyaz, zenci<br />
Din: Anglikan, Methodist, Roma Katolikleri, Pentecostal, Yedinci Gün Adventist, diğer Hıristiyan mezhepleri<br />
Dil: İngilizce<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %97<br />
erkekler: %97<br />
kadınlar: %97 (1970 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Montserrat<br />
Bağımsızlık durumu: İngiltere'ye bağlı denizaşırı topraklardandır.<br />
Başkent: Plymouth<br />
İdari bölümler: 3 bölge; Saint Anthony, Saint Georges, Saint Peter's<br />
Bağımsızlık günü: yok (İngiltere'ye bağlı denizaşırı topraklardandır.)<br />
Milli bayram: Kraliçe II Elizabeth'in doğum günü, Haziran ayının ikinci Cumartesi (1926)<br />
Hukuk sistemi: İngiliz hukuku<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), WCL<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 29 milyon &#36; (2002 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme oranı: %-1 (2002 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %1.2<br />
endüstri: %23.1<br />
hizmet: %75.7 (1999 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.6 (2002)<br />
İş gücü: 4,521 (2000)<br />
İşsizlik oranı: %6 (1998 verileri)<br />
Endüstri: Turizm, rom, tekstil, elektronik aletler<br />
Elektrik üretimi: 2 milyon kWh (2003) <br />
Elektrik tüketimi: 1.86 milyon kWh (2003) <br />
Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003)<br />
Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003)<br />
Tarım ürünleri: Lahana, havuç, salatalık, domates, soğan, biber, canlı hayvanlar<br />
İhracat: 700,000 &#36;(2001)<br />
İhracat ürünleri: Elektronik komponentler, plastik torbalar, giyim eşyaları, acı biber, büyükbaş hayvanlar<br />
İhracat ortakları: ABD, Antigua ve Barbuda (2004)<br />
İthalat: 17 milyon &#36;(2001) <br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, gıda maddeleri, sanayi malları, yakıt<br />
İthalat ortakları: ABD, İngiltere, Trinidad ave Tobago, Japonya, Kanada (2004)<br />
Dış borç tutarı: 8.9 milyon &#36; (1997)<br />
Para birimi: Doğu Karayip Doları (XCD)<br />
Para birimi kodu: XCD<br />
Mali yıl: 1 Nisan - 31 Mart<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 4,000 (1997)<br />
Telefon kodu: 1664<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 2, kısa dalga 0 (1998)<br />
Radyolar: 7,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997)<br />
Televizyonlar: 3,000 (1997)<br />
Internet kısaltması: .ms<br />
Internet servis sağlayıcıları: 17 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 0 km<br />
Karayolları: 227 km (2003)<br />
Su yolları: yok<br />
Limanları: Plymouth, Little Bay, Carr's Bay<br />
Hava alanları: 2 (2006 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Monako]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-667.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:55:37 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-667.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Batı Avrupa'da, Akdeniz kıyısında, Fransa'nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Avrupa<br />
Yüzölçümü: 1.95 km²<br />
Sınırları: toplam: 4.4 km<br />
sınır komşuları: Fransa 4.4 km<br />
Sahil şeridi: 4.1 km<br />
İklimi: Akdeniz iklimi<br />
Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m<br />
en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m<br />
Doğal kaynakları: yok<br />
Coğrafi not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See'den sonra)<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 32,965 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl<br />
erkeklerde: 75.85 yıl<br />
kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)<br />
Ulus: Monakolu<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21<br />
Din: Roma Katolikleri %90<br />
Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği<br />
kısa şekli : Monako<br />
Yerel tam adı: Principaute de Monaco<br />
yerel kısa şekli: Monaco<br />
Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi<br />
Başkent: Monako<br />
Bağımsızlık günü: 1419<br />
Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım<br />
Anayasa: 17 Aralık 1962<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon &#36; (2000 verileri)<br />
İş gücü: 41,110 (2004)<br />
İşsizlik oranı: %3.1 (1998)<br />
Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları<br />
Tarım ürünleri: yok<br />
Para birimi: Euro (EUR)<br />
Para birimi kodu: EUR<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002)<br />
Telefon kodu: 377<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998)<br />
Radyolar: 34,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998)<br />
Televizyonlar: 25,000 (1997)<br />
Internet kısaltması: .mc<br />
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 1.7 km<br />
Karayolları: 50 km (2001)<br />
Su yolları: yok<br />
Limanları: Monako]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Batı Avrupa'da, Akdeniz kıyısında, Fransa'nın güneyinde, İtalya sınırında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 43 44 Kuzey enlemi, 7 24 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Avrupa<br />
Yüzölçümü: 1.95 km²<br />
Sınırları: toplam: 4.4 km<br />
sınır komşuları: Fransa 4.4 km<br />
Sahil şeridi: 4.1 km<br />
İklimi: Akdeniz iklimi<br />
Arazi yapısı: Tepelikli, engebeli, kayalıklı<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Akdeniz 0 m<br />
en yüksek noktası: Agel Tepesi 140 m<br />
Doğal kaynakları: yok<br />
Coğrafi not: Dünyanın ikinci en küçük bağımsız devleti (Holy See'den sonra)<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 32,965 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %0.4 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: 7.68 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 5.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.69 yıl<br />
erkeklerde: 75.85 yıl<br />
kadınlarda: 83.74 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 1.76 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)<br />
Ulus: Monakolu<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Fransız %47, Monakolu %16, İtalyan %16, diğer %21<br />
Din: Roma Katolikleri %90<br />
Diller: Fransızca (resmi), İngilizce, İtalyanca, Monakoca<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Monako Prensliği<br />
kısa şekli : Monako<br />
Yerel tam adı: Principaute de Monaco<br />
yerel kısa şekli: Monaco<br />
Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi<br />
Başkent: Monako<br />
Bağımsızlık günü: 1419<br />
Milli bayram: Ulusal Gün , 19 Kasım<br />
Anayasa: 17 Aralık 1962<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 870 milyon &#36; (2000 verileri)<br />
İş gücü: 41,110 (2004)<br />
İşsizlik oranı: %3.1 (1998)<br />
Endüstri: Turizm, inşaat, küçük çaplı endüstri ve tüketim malları<br />
Tarım ürünleri: yok<br />
Para birimi: Euro (EUR)<br />
Para birimi kodu: EUR<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 33,700 (2002)<br />
Telefon kodu: 377<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM NA, kısa dalga 8 (1998)<br />
Radyolar: 34,000 (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 5 (1998)<br />
Televizyonlar: 25,000 (1997)<br />
Internet kısaltması: .mc<br />
Internet servis sağlayıcıları: 2 (2000)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 1.7 km<br />
Karayolları: 50 km (2001)<br />
Su yolları: yok<br />
Limanları: Monako]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Moldova]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-666.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:55:15 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-666.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Doğu Avrupa'da, Romanya'nın kuzeydoğusunda yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 29 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Doğu Avrupa<br />
Yüzölçümü: 33,843 km²<br />
Sınırları: toplam: 1,389 km<br />
sınır komşuları: Romanya 450 km, Ukrayna 939 km<br />
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)<br />
İklimi: Sert olmayan kışlar, sıcak yazlar<br />
Arazi yapısı: İnişli çıkışlı stepler, Karadeniz'in güneyinde aşamalı yokuşlar.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Nistru (Dnister) Nehri 2 m<br />
en yüksek noktası: Dealul Balanesti 430 m<br />
Doğal kaynakları: Linyit, fosfatlar, alçıtaşı, işlenebilir toprak<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %54.52<br />
daimi ekinler: %8.81<br />
diğer: %36.67 (2005 verileri)<br />
Sulanan arazi: 3,000 km² (2003 verileri)<br />
Doğal afetler: Toprak kaymaları<br />
Coğrafi not: Kara ile çevrili<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 4,320,748 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: -0.23 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 38.38 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.65 yıl<br />
erkeklerde: 61.61 yıl<br />
kadınlarda: 69.88 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 1.85 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5,500 (2001 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 300 den az (2001 verileri)<br />
Ulus: Moldovalı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Moldovalı/Romen %78.2, Ukraynalı %8.4, Rus %5.8, Gagauz %4.4, Bulgar %1.9, diğer %1.3 (2004 verileri)<br />
Din: Doğu Ortodoksları %98, Museviler %1.5, Baptistler %0.5 (2000)<br />
Diller: Moldovaca (resmi), Rusça, Gagauzca<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %99.1<br />
erkekler: %99.6<br />
kadınlar: %98.7 (2003 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Moldova Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Moldova<br />
Yerel tam adı: Republica Moldova<br />
eski: Moldavia Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti<br />
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet<br />
Başkent: Kişinev<br />
Bağımsızlık günü: 27 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ağustos (1991)<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 8.971 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %4.6 (2006 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %21.5<br />
endüstri: %22<br />
hizmet: %56.5 (2006)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %14.1 (2006 verileri)<br />
İş gücü: 1.339 milyon (2006)<br />
İşsizlik oranı: %7.3 ( 2006)<br />
Endüstri: Gıda, tarım makineleri, beyaz eşya, şeker, bitkisel yağ, ayakkabı, tekstil<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %6.9 (2006 verileri)<br />
Elektrik üretimi: 1.229 milyar kWh (2005)<br />
Elektrik tüketimi: 4.203 milyar kWh (2005)<br />
Elektrik ihracatı: 130 milyon kWh (2005)<br />
Elektrik ithalatı: 2.9 milyar kWh (2005)<br />
Tarım ürünleri: Sebze, meyve, şarap, üzüm, şeker pancarı, ayçiçeği çekirdeği, tütün, sığır eti, süt<br />
İhracat: 1.02 milyar &#36; (2006)<br />
İhracat ürünleri: Gıda maddeleri, şarap, tütün, tekstil, ayakkabı, makine<br />
İhracat ortakları: Rusya %32.9, Romanya %10.6, Almanya %4.5, Ukrayna %9.5, İtalya %12.7, Beyaz Rusya %6.7 (2005)<br />
İthalat: 2.65 milyar &#36; (2006)<br />
İthalat ürünleri: Mineral ürünler ve yakıt, makine ve parça, kimyasallar, tekstil<br />
İthalat ortakları: Rusya %11.7, Romanya %11.2, Ukrayna %20.9, Almanya %8.3, İtalya %6.6, Türkiye %4.1 (2005) <br />
Dış borç tutarı: 2.142 milyar &#36; (2006)<br />
Para birimi: Moldova Leusu (MDL)<br />
Para birimi kodu: MDL<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 929,400 (2005)<br />
Telefon kodu: 373<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 2, FM 29, kısa dalga 3 (2004)<br />
Radyolar: 3.22 milyon (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 40 (2004)<br />
Televizyonlar: 1.26 milyon (1997)<br />
Internet kısaltması: .md<br />
Internet servis sağlayıcıları: 2 (1999)<br />
Internet kullanıcıları: 406,000 (2005)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 1,138 km (2005)<br />
Karayolları: 12,733 km (2004)<br />
Su yolları: 424 km (2005)<br />
Boru hatları: doğal gaz 606 km (2006)<br />
Limanları: yok<br />
Hava alanları: 12 (2006 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Doğu Avrupa'da, Romanya'nın kuzeydoğusunda yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 47 00 Kuzey enlemi, 29 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Doğu Avrupa<br />
Yüzölçümü: 33,843 km²<br />
Sınırları: toplam: 1,389 km<br />
sınır komşuları: Romanya 450 km, Ukrayna 939 km<br />
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)<br />
İklimi: Sert olmayan kışlar, sıcak yazlar<br />
Arazi yapısı: İnişli çıkışlı stepler, Karadeniz'in güneyinde aşamalı yokuşlar.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Nistru (Dnister) Nehri 2 m<br />
en yüksek noktası: Dealul Balanesti 430 m<br />
Doğal kaynakları: Linyit, fosfatlar, alçıtaşı, işlenebilir toprak<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %54.52<br />
daimi ekinler: %8.81<br />
diğer: %36.67 (2005 verileri)<br />
Sulanan arazi: 3,000 km² (2003 verileri)<br />
Doğal afetler: Toprak kaymaları<br />
Coğrafi not: Kara ile çevrili<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 4,320,748 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %0.28 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: -0.23 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 38.38 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 65.65 yıl<br />
erkeklerde: 61.61 yıl<br />
kadınlarda: 69.88 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 1.85 çocuk/1 kadın (2006 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.2 (2001 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 5,500 (2001 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 300 den az (2001 verileri)<br />
Ulus: Moldovalı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Moldovalı/Romen %78.2, Ukraynalı %8.4, Rus %5.8, Gagauz %4.4, Bulgar %1.9, diğer %1.3 (2004 verileri)<br />
Din: Doğu Ortodoksları %98, Museviler %1.5, Baptistler %0.5 (2000)<br />
Diller: Moldovaca (resmi), Rusça, Gagauzca<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %99.1<br />
erkekler: %99.6<br />
kadınlar: %98.7 (2003 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Moldova Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Moldova<br />
Yerel tam adı: Republica Moldova<br />
eski: Moldavia Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti<br />
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet<br />
Başkent: Kişinev<br />
Bağımsızlık günü: 27 Ağustos 1991 (Sovyetler Birliğinden ayrıldı)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü, 27 Ağustos (1991)<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), CIS (Bağımsız Devletlerin Topluluğu), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PFP (Barış için Ortaklık), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 8.971 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %4.6 (2006 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %21.5<br />
endüstri: %22<br />
hizmet: %56.5 (2006)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %14.1 (2006 verileri)<br />
İş gücü: 1.339 milyon (2006)<br />
İşsizlik oranı: %7.3 ( 2006)<br />
Endüstri: Gıda, tarım makineleri, beyaz eşya, şeker, bitkisel yağ, ayakkabı, tekstil<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %6.9 (2006 verileri)<br />
Elektrik üretimi: 1.229 milyar kWh (2005)<br />
Elektrik tüketimi: 4.203 milyar kWh (2005)<br />
Elektrik ihracatı: 130 milyon kWh (2005)<br />
Elektrik ithalatı: 2.9 milyar kWh (2005)<br />
Tarım ürünleri: Sebze, meyve, şarap, üzüm, şeker pancarı, ayçiçeği çekirdeği, tütün, sığır eti, süt<br />
İhracat: 1.02 milyar &#36; (2006)<br />
İhracat ürünleri: Gıda maddeleri, şarap, tütün, tekstil, ayakkabı, makine<br />
İhracat ortakları: Rusya %32.9, Romanya %10.6, Almanya %4.5, Ukrayna %9.5, İtalya %12.7, Beyaz Rusya %6.7 (2005)<br />
İthalat: 2.65 milyar &#36; (2006)<br />
İthalat ürünleri: Mineral ürünler ve yakıt, makine ve parça, kimyasallar, tekstil<br />
İthalat ortakları: Rusya %11.7, Romanya %11.2, Ukrayna %20.9, Almanya %8.3, İtalya %6.6, Türkiye %4.1 (2005) <br />
Dış borç tutarı: 2.142 milyar &#36; (2006)<br />
Para birimi: Moldova Leusu (MDL)<br />
Para birimi kodu: MDL<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 929,400 (2005)<br />
Telefon kodu: 373<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 2, FM 29, kısa dalga 3 (2004)<br />
Radyolar: 3.22 milyon (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 40 (2004)<br />
Televizyonlar: 1.26 milyon (1997)<br />
Internet kısaltması: .md<br />
Internet servis sağlayıcıları: 2 (1999)<br />
Internet kullanıcıları: 406,000 (2005)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 1,138 km (2005)<br />
Karayolları: 12,733 km (2004)<br />
Su yolları: 424 km (2005)<br />
Boru hatları: doğal gaz 606 km (2006)<br />
Limanları: yok<br />
Hava alanları: 12 (2006 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Moğolistan]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-665.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:54:50 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-665.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzey Asya'da, Çin ve Rusya arasında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Asya<br />
Yüzölçümü: 1.565 milyon km²<br />
Sınırları: toplam: 8,161.9 km<br />
sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km<br />
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)<br />
İklimi: Çöl, kıtasal<br />
Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 m<br />
en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m<br />
Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7<br />
daimi ekinler: %0<br />
otlaklar: %81<br />
ormanlık arazi: %11.4<br />
diğer: %1.9 (1993 verileri)<br />
Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri)<br />
Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar<br />
Coğrafi not: Kara ile çevrili<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 3,041,142 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl<br />
erkeklerde: 62.14 yıl<br />
kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri)<br />
Ulus: Moğol<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998)<br />
Din: Tibet Budist Lamaizm'i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998)<br />
Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999)<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %97<br />
erkekler: %98<br />
kadınlar: %97.5 (2000)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan<br />
yerel adı: Mongol Uls<br />
eski adı: Dış Moğolistan<br />
Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti<br />
Başkent: Ulan Batur<br />
İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhangay, Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhangay, Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, Uvs<br />
Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin'den)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921)<br />
Anayasa: 12 Şubat 1992<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 4.7 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %-1 (2000 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %36<br />
endüstri: %22<br />
hizmet: %42 (2000 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %7.6 (1999)<br />
İş gücü: 1.3 milyon (1999)<br />
Endüstri: İnşaat malzemeleri, madencilik, yiyecek içecek, hayvansal ürünler<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %2.4 (2000 verileri)<br />
Elektrik üretimi: 2.671 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik tüketimi: 2.767 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik ihracatı: 80 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik ithalatı: 363 milyon kWh (1999)<br />
Tarım ürünleri: Buğday, arpa, patates, ekinler, koyun, keçi, sığır, deve, at<br />
İhracat: 454.3 milyon &#36; (1999)<br />
İhracat ürünleri: Bakır, canlı hayvan, hayvansal ürünler, kaşmir, yün, deri, metaller<br />
İhracat ortakları: Çin %60, ABD %20, Rusya %9, Japonya %2 (2000 verileri)<br />
İthalat: 510.7 milyon &#36; (1999)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, yakıt, gıda maddeleri, endüstriyel tüketim malları, kimyasallar, yapı malzemeleri, şeker, çay<br />
İthalat ortakları: Rusya %33, Çin %21, Japonya %12, Güney Kore %10, ABD %4 (1999)<br />
Dış borç tutarı: 760 milyon &#36; (2000 verileri)<br />
Para birimi: Togrog/tugrik (MNT<br />
Para birimi kodu: MNT<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 104,100 (1999)<br />
Telefon kodu: 976<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 7, FM 9, kısa dalga 4 (2001)<br />
Radyolar: 155,900 (1999)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 4 (1999)<br />
Televizyonlar: 168,800 (1999)<br />
Internet kısaltması: .mn<br />
Internet servis sağlayıcıları: 5 (2001)<br />
Internet kullanıcıları: 10,000 - 15,000 (2001)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 1,815 km (2001)<br />
Karayolları: 3,387 km (2000)<br />
Su yolları: 400 km (1999)<br />
Limanları: yok<br />
Hava alanları: 34 (2000 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzey Asya'da, Çin ve Rusya arasında yer alır.<br />
Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 105 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Asya<br />
Yüzölçümü: 1.565 milyon km²<br />
Sınırları: toplam: 8,161.9 km<br />
sınır komşuları: Çin 4,676.9 km, Rusya 3,485 km<br />
Sahil şeridi: 0 km (kara ile çevrili)<br />
İklimi: Çöl, kıtasal<br />
Arazi yapısı: Geniş çöl ve yarı çöllükler, çimenlerle kaplı stepler, batı ve güneybatıda dağlar<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Hoh Nuur 518 m<br />
en yüksek noktası: Nayramadlin Orgil (Huyten Orgil) 4,374 m<br />
Doğal kaynakları: Petrol, bakır, molibden, tungsten, fosfat, kalay, nikel, volfram, altın, gümüş, demir<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.7<br />
daimi ekinler: %0<br />
otlaklar: %81<br />
ormanlık arazi: %11.4<br />
diğer: %1.9 (1993 verileri)<br />
Sulanan arazi: 800 km² (1993 verileri)<br />
Doğal afetler: Toz ve kar fırtınaları, otlak ve orman yangınları, kuraklıklar<br />
Coğrafi not: Kara ile çevrili<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 3,041,142 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Nüfus artış oranı: %1.47 (2001 verileri)<br />
Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 53.5 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.26 yıl<br />
erkeklerde: 62.14 yıl<br />
kadınlarda: 66.5 yıl (2001 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 2.39 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01 den az (1999 verileri)<br />
HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 100 den az (1999 verileri)<br />
Ulus: Moğol<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Moğol %85, Türk %7, Tungusic %4.6, diğer %3.4 (1998)<br />
Din: Tibet Budist Lamaizm'i %96, Muslüman, Şamanizm ve Hıristiyan %4 (1998)<br />
Diller: Moğolca %90, Türkçe, Rusça (1999)<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %97<br />
erkekler: %98<br />
kadınlar: %97.5 (2000)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Gelenkes adı: Moğolistan<br />
yerel adı: Mongol Uls<br />
eski adı: Dış Moğolistan<br />
Yönetim biçimi: Çok Partali Sosyalist Cumhuriyeti<br />
Başkent: Ulan Batur<br />
İdari bölümler: 18 bölge ve 3 belediye; Arhangay, Bayanhongor, Bayan-Olgiy, Bulgan, Darhan, Dornod, Dornogovi, Dundgovi, Dzavhan, Erdenet, Govi-Altay, Hentiy, Hovd, Hovsgol, Omnogovi, Ovorhangay, Selenge, Suhbaatar, Tov, Ulaanbaatar, Uvs<br />
Bağımsızlık günü: 11 Temmuz 1921 (Çin'den)<br />
Milli bayram: Bağımsızlık günü /İhtilal Günü, 11 Temmuz (1921)<br />
Anayasa: 12 Şubat 1992<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ARF (diyalog partneri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ASEAN (gözlemci), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), NAM, OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UPU (Dünya Posta Birliği), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 4.7 milyar &#36; (2000 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %-1 (2000 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %36<br />
endüstri: %22<br />
hizmet: %42 (2000 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %7.6 (1999)<br />
İş gücü: 1.3 milyon (1999)<br />
Endüstri: İnşaat malzemeleri, madencilik, yiyecek içecek, hayvansal ürünler<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %2.4 (2000 verileri)<br />
Elektrik üretimi: 2.671 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik tüketimi: 2.767 milyar kWh (1999)<br />
Elektrik ihracatı: 80 milyon kWh (1999)<br />
Elektrik ithalatı: 363 milyon kWh (1999)<br />
Tarım ürünleri: Buğday, arpa, patates, ekinler, koyun, keçi, sığır, deve, at<br />
İhracat: 454.3 milyon &#36; (1999)<br />
İhracat ürünleri: Bakır, canlı hayvan, hayvansal ürünler, kaşmir, yün, deri, metaller<br />
İhracat ortakları: Çin %60, ABD %20, Rusya %9, Japonya %2 (2000 verileri)<br />
İthalat: 510.7 milyon &#36; (1999)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve parça, yakıt, gıda maddeleri, endüstriyel tüketim malları, kimyasallar, yapı malzemeleri, şeker, çay<br />
İthalat ortakları: Rusya %33, Çin %21, Japonya %12, Güney Kore %10, ABD %4 (1999)<br />
Dış borç tutarı: 760 milyon &#36; (2000 verileri)<br />
Para birimi: Togrog/tugrik (MNT<br />
Para birimi kodu: MNT<br />
Mali yıl: Takvim yılı<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 104,100 (1999)<br />
Telefon kodu: 976<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 7, FM 9, kısa dalga 4 (2001)<br />
Radyolar: 155,900 (1999)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 4 (1999)<br />
Televizyonlar: 168,800 (1999)<br />
Internet kısaltması: .mn<br />
Internet servis sağlayıcıları: 5 (2001)<br />
Internet kullanıcıları: 10,000 - 15,000 (2001)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 1,815 km (2001)<br />
Karayolları: 3,387 km (2000)<br />
Su yolları: 400 km (1999)<br />
Limanları: yok<br />
Hava alanları: 34 (2000 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mısır]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-664.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:54:21 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-664.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzeydoğu Afrika ülkelerinden olan Mısır, kuzeyden Akdeniz, doğudan Kızıldeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batıdan Libya ile çevrilidir.<br />
Coğrafi konumu: 27 00 Kuzey enlemi, 30 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Afrika<br />
Yüzölçümü: 1,001,450 km²<br />
Sınırları: toplam: 2,665 km<br />
sınır komşuları: Filistin 11 km, İsrail 266 km, Libya 1,115 km, Sudan 1,273 km<br />
Sahil şeridi: 2,450 km<br />
İklimi: Mayıs - Ekim ayları arası kadar sıcak bir yaz, Kasım - Nisan ayları arası serin bir kış olmak üzere genelde iki mevsim görülür. Çölde yazın sıcaklık gölgede her zaman 40 dereceyi geçer. Ancak gece sıcaklık, 15-18 derece kadardır. Sahra'dan gelip, Deltaya kadar uzanan hamsin rüzgarları genellikle bahar mevsiminde eserler. Kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar. Kıyı kesiminde Akdeniz iklim özelliği nedeniyle kışın yağış ortalaması 100-200mm. arasındadır.<br />
Arazi yapısı: 1280 km uzunluğundaki Nil Vadisi , Sudan sınırından Akdeniz'e kadar uzanarak doğu ve batı çöllerini birbirinden ayırır. Batı çölü hemen hemen yüzölçümünün 3/4 'ünü kaplar. Ortalama yükseklik 210-250 metre olmasına rağmen güneybatı ucunda , yüksek kayalıklı bölgede 2130m.'ye ulaşır.Bölgenin çoğu yeri taşlı çöllerden meydana gelmesine rağmen, yer yer kumluk ovalara da rastlanır. Plato görünümünde olan bölgenin çeşitli yerlerinde oluşan çökmeler sonucu yeraltı sularının yerleşmesine imkan veren sığ kuyular meydana gelmiştir.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Qattara Çukuru -133 m<br />
en yüksek noktası: Catherine Tepesi 2,629 m<br />
Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, fosfatlar, manganez, kireçtaşı, alçıtaşı, talk, asbest, kurşun, çinko<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.92<br />
sürekli ekinler: %0.5<br />
otlaklar: %0<br />
ormanlık arazi: %0<br />
diğer: %96.58 (2005 verileri)<br />
Sulanan arazi: 34,220 km² (2003 verileri)<br />
Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar, yaygın depremler, su baskınları, heyelanlar, volkanik aktivite, bahar mevsiminde esen hamsin rüzgarları kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 83,082,869 (Temmuz 2009 verileri) Nüfusun %45'i şehirlerde yaşamaktadır.<br />
Nüfus artış oranı: %1.75 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: -0.21 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 31.33 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.29 yıl<br />
erkeklerde: 68.77 yıl<br />
kadınlarda: 73.93 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 2.83 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri)<br />
Ulus: Mısırlı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Mısır halkının yaklaşık %91'ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların %91.5'i Müslüman, kalanı Hıristiyan'dır. İkinci önemli etnik unsur nüfusun %7'sini oluşturan Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı Hıristiyan'dır. Kıptilerin kendilerine özel bir dilleri vardır. Ancak bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır ve Kıptiler de Arapça konuşmaktadırlar. Kalan nüfusu Avrupalı Hıristiyan etnik unsurlarla, Nubiyalı, Beja, Arnavut, Berberi gibi değişik kökenlerden gelen Müslüman etnik unsurlar oluşturmaktadır.<br />
Din: Resmi din İslam'dır. Halkın %91'i Müslüman'dır. Kalan nüfusu Kıpti kökenli Ortodoks Hıristiyanlar (Kıptiler diğer Ortodokslardan farklı bir inanca sahiptirler), Rum kökenli Ortodokslar, Arap kökenli Maruni Hıristiyanlar ve çeşitli Avrupa ülkelerinden Mısır'a yerleşmiş olan Katolik ve Protestan Hıristiyanlar oluşturmaktadır. Müslümanların tamamına yakını Sünni, çoğunluğu Şafii, önemli bir kısmı da Hanefi'dir.<br />
Diller: Resmi dili Arapça'dır. Halkın tamamına yakını Arapça konuşur. Bazı küçük etnik unsurlar kendi aralarında mahalli dillerini konuşurlar.<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %71.4<br />
erkekler: %83<br />
kadınlar: %59.4 (2005 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Mısır Arap Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Mısır<br />
Yerel tam adı: Jumhuriyat Misr al-Arabiyah<br />
yerel kısa şekli: Misr<br />
eski adı: Birleşik Arap Cumhuriyeti (Suriye ile birlikte)<br />
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet<br />
Başkent: Kahire<br />
İdari bölümler: 26 eyalet; Ad Daqahliyah, Al Bahr al Ahmar, Al Buhayrah, Al Fayyum, Al Gharbiyah, Al Iskandariyah, Al Isma'iliyah, Al Jizah, Al Minufiyah, Al Minya, Al Qahirah, Al Qalyubiyah, Al Wadi al Jadid, Ash Sharqiyah, As Suways, Aswan, Asyut, Bani Suwayf, Bur Sa'id, Dumyat, Janub Sina', Kafr ash Shaykh, Matruh, Qina, Shamal Sina', Suhaj<br />
Bağımsızlık günü: 28 Şubat 1922 (İngiltere'den)<br />
Milli bayram: İhtilal günü, 23 Temmuz (1952)<br />
Anayasa: Ülke 11 Eylül 1971'de yürürlüğe konan anayasayla yönetilmektedir.<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, ACC, ACCT, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), MONUC (BM Kongo Operasyonu), NAM, OAPEC (Arap Petrol İhracatçısı Ülkeler Örgütü), OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNAMSIL (BM Sierra Leone Misyonu), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNITAR (BM Eğitim Araştırma Enstitüsü), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNMOP (BM Prevlaka Gözlem Misyonu), UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
Ekonomiye genel bakış: Mısır ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayanır. Tarım daha çok Nil vadisinde yapılmaktadır. Tarım ürünlerinden ve hayvancılıktan elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı %20'dir. Çalışan nüfusun %40'ı bu sektörlerde iş görmektedir. Üretilen tarım ürünlerinin başında pamuk gelir. Bunun yanı sıra tahıl ve çeşitli sebzeler de üretilmektedir. Balıkçılık da yaygındır. Mısır'da demir, fosfat, manganez, çinko ve altın cevheri gibi bazı madenler çıkarılmaktadır. Maden gelirleri gayri safi yurtiçi hasılanın %2'sini oluşturur. Bir miktar da petrol üretilmektedir. Orman ürünlerinden de belli oranda yararlanılmaktadır. Mısır tarihi eser yönünden oldukça zengin bir ülkedir. Kahire'deki Amr ibnu As, Hz. Hüseyin, Sultan Hasan, Ezher, Tulunoğlu, İmam Şafii, Mehmed Ali Paşa camileri ve piramitler başta gelen tarihi eserlerdendir. Kahire'de çok sayıda antik ve İslâmi eserin sergilendiği müzeler mevcuttur. Bütün bu tarihi zenginlikler Mısır'a çok sayıda turist çekmektedir. Dış ticaretindeki açığın bir kısmını turizm gelirleriyle kapatmaktadır.<br />
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 328.1 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme oranı: %5.7 (2006 verileri)<br />
GSYİH - sektörlere göre: tarım: %14.7<br />
endüstri: %35.5<br />
hizmet: %49.8 (2006)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %6.5 (2006)<br />
İş gücü: 21.8 milyon (2006 verileri)<br />
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %32, hizmet %51, endüstri %17 (2001)<br />
İşsizlik oranı: %10.3 (2001 verileri)<br />
Endüstri: Sanayi kuruluşlarının başında gıda maddesi, meşrubat ve sigara üretimiyle ilgili kuruluşlar gelmektedir. İkinci sırada tekstil ve deri fabrikalarıyla konfeksiyon atölyeleri gelir. Mısır'da üretilen pamuğun önemli bir kısmı kendi fabrikalarında işlenmektedir. Bunun yanı sıra demir çelik, inşaat, elektrik donanımı, bazı mekanik aletler üretimi, madeni ve toprak eşya üretimi, kimya, mobilya, kâğıt, ilaç, plastik vs. sektörleriyle ilgili sanayi kuruluşları da bulunmaktadır.<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %5.1 (2006 verileri)<br />
Elektrik üretimi: 91.72 milyar kWh (2004)<br />
Elektrik tüketimi: 84.49 milyar kWh (2004)<br />
Elektrik ihracatı: 1 milyar kWh (2004)<br />
Elektrik ithalatı: 200 milyon kWh (2004) <br />
Tarım ürünleri: Pamuk, pirinç, mısır, buğday, fasulye, meyve, sebze, büyükbaş hayvan, su bufalosu, koyun ve keçi<br />
İhracat: 24.22 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
İhracat ürünleri: Ham petrol, petrol ürünleri, pamuk, tekstil, metal sanayi, kimyasallar<br />
İhracat ortakları: ABD %13, İtalya %9.2, İspanya %7.7, Suriye %5.5, Fransa %4.9, Almanya %4.8, Suudi Arabistan %4.7, Birleşik Krallık %4 (2005)<br />
İthalat: 35.86 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve araç gereçler, gıda maddeleri, kimyasallar, ağaç ürünleri, yakıt<br />
İthalat ortakları: ABD %10.5, Almanya %7, Çin %6.4, Fransa %6.3, İtalya %5.7, Suudi Arabistan %4.8 (2005)<br />
Dış borç tutarı: 29.59 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
Para birimi: Mısır Lirası (EGP)<br />
Para birimi kodu: EGP<br />
Mali yıl: 1 Temmuz - 30 Haziran<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 10,396,100 (2005)<br />
Telefon kodu: 20<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 42 , FM 14, kısa dalga 3 (1999)<br />
Radyolar: 20.5 milyon (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 98 (1995)<br />
Televizyonlar: 7.7 milyon (1997)<br />
Internet kısaltması: .eg<br />
Internet servis sağlayıcıları: 50 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 5 milyon (2005)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 5,063 km (2005)<br />
Karayolları: 92,370 km (2004)<br />
Su yolları: 3,500 km<br />
Boru hatları: Ham petrol 1,171 km; petrol ürünleri 596 km; doğal gaz 460 km<br />
Limanları: İskenderiye, Al Ghardaqah, Aswan, Asyut, Bur Safajah, Damietta, Marsa Matruh, Said Limanı, Suez<br />
Hava alanları: 88 (2006 verileri)<br />
Helikopter alanları: 3 (2006 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Kuzeydoğu Afrika ülkelerinden olan Mısır, kuzeyden Akdeniz, doğudan Kızıldeniz ve Filistin, güneyden Sudan, batıdan Libya ile çevrilidir.<br />
Coğrafi konumu: 27 00 Kuzey enlemi, 30 00 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Afrika<br />
Yüzölçümü: 1,001,450 km²<br />
Sınırları: toplam: 2,665 km<br />
sınır komşuları: Filistin 11 km, İsrail 266 km, Libya 1,115 km, Sudan 1,273 km<br />
Sahil şeridi: 2,450 km<br />
İklimi: Mayıs - Ekim ayları arası kadar sıcak bir yaz, Kasım - Nisan ayları arası serin bir kış olmak üzere genelde iki mevsim görülür. Çölde yazın sıcaklık gölgede her zaman 40 dereceyi geçer. Ancak gece sıcaklık, 15-18 derece kadardır. Sahra'dan gelip, Deltaya kadar uzanan hamsin rüzgarları genellikle bahar mevsiminde eserler. Kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar. Kıyı kesiminde Akdeniz iklim özelliği nedeniyle kışın yağış ortalaması 100-200mm. arasındadır.<br />
Arazi yapısı: 1280 km uzunluğundaki Nil Vadisi , Sudan sınırından Akdeniz'e kadar uzanarak doğu ve batı çöllerini birbirinden ayırır. Batı çölü hemen hemen yüzölçümünün 3/4 'ünü kaplar. Ortalama yükseklik 210-250 metre olmasına rağmen güneybatı ucunda , yüksek kayalıklı bölgede 2130m.'ye ulaşır.Bölgenin çoğu yeri taşlı çöllerden meydana gelmesine rağmen, yer yer kumluk ovalara da rastlanır. Plato görünümünde olan bölgenin çeşitli yerlerinde oluşan çökmeler sonucu yeraltı sularının yerleşmesine imkan veren sığ kuyular meydana gelmiştir.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Qattara Çukuru -133 m<br />
en yüksek noktası: Catherine Tepesi 2,629 m<br />
Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, demir, fosfatlar, manganez, kireçtaşı, alçıtaşı, talk, asbest, kurşun, çinko<br />
Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %2.92<br />
sürekli ekinler: %0.5<br />
otlaklar: %0<br />
ormanlık arazi: %0<br />
diğer: %96.58 (2005 verileri)<br />
Sulanan arazi: 34,220 km² (2003 verileri)<br />
Doğal afetler: Periyodik kuraklıklar, yaygın depremler, su baskınları, heyelanlar, volkanik aktivite, bahar mevsiminde esen hamsin rüzgarları kuru ve kavurucu karakterde olup, sık sık kum ve toz fırtınaları oluştururlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 83,082,869 (Temmuz 2009 verileri) Nüfusun %45'i şehirlerde yaşamaktadır.<br />
Nüfus artış oranı: %1.75 (2006 verileri)<br />
Mülteci oranı: -0.21 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini)<br />
Bebek ölüm oranı: 31.33 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini)<br />
Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.29 yıl<br />
erkeklerde: 68.77 yıl<br />
kadınlarda: 73.93 yıl (2006 verileri)<br />
Ortalama çocuk sayısı: 2.83 çocuk/1 kadın (2001 tahmini)<br />
HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri)<br />
Ulus: Mısırlı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Mısır halkının yaklaşık %91'ini Araplar oluşturmaktadır. Arapların %91.5'i Müslüman, kalanı Hıristiyan'dır. İkinci önemli etnik unsur nüfusun %7'sini oluşturan Kıptilerdir. Kıptilerin tamamı Hıristiyan'dır. Kıptilerin kendilerine özel bir dilleri vardır. Ancak bugün artık Kıptice konuşan kalmamıştır ve Kıptiler de Arapça konuşmaktadırlar. Kalan nüfusu Avrupalı Hıristiyan etnik unsurlarla, Nubiyalı, Beja, Arnavut, Berberi gibi değişik kökenlerden gelen Müslüman etnik unsurlar oluşturmaktadır.<br />
Din: Resmi din İslam'dır. Halkın %91'i Müslüman'dır. Kalan nüfusu Kıpti kökenli Ortodoks Hıristiyanlar (Kıptiler diğer Ortodokslardan farklı bir inanca sahiptirler), Rum kökenli Ortodokslar, Arap kökenli Maruni Hıristiyanlar ve çeşitli Avrupa ülkelerinden Mısır'a yerleşmiş olan Katolik ve Protestan Hıristiyanlar oluşturmaktadır. Müslümanların tamamına yakını Sünni, çoğunluğu Şafii, önemli bir kısmı da Hanefi'dir.<br />
Diller: Resmi dili Arapça'dır. Halkın tamamına yakını Arapça konuşur. Bazı küçük etnik unsurlar kendi aralarında mahalli dillerini konuşurlar.<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %71.4<br />
erkekler: %83<br />
kadınlar: %59.4 (2005 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi tam adı: Mısır Arap Cumhuriyeti<br />
kısa şekli : Mısır<br />
Yerel tam adı: Jumhuriyat Misr al-Arabiyah<br />
yerel kısa şekli: Misr<br />
eski adı: Birleşik Arap Cumhuriyeti (Suriye ile birlikte)<br />
Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet<br />
Başkent: Kahire<br />
İdari bölümler: 26 eyalet; Ad Daqahliyah, Al Bahr al Ahmar, Al Buhayrah, Al Fayyum, Al Gharbiyah, Al Iskandariyah, Al Isma'iliyah, Al Jizah, Al Minufiyah, Al Minya, Al Qahirah, Al Qalyubiyah, Al Wadi al Jadid, Ash Sharqiyah, As Suways, Aswan, Asyut, Bani Suwayf, Bur Sa'id, Dumyat, Janub Sina', Kafr ash Shaykh, Matruh, Qina, Shamal Sina', Suhaj<br />
Bağımsızlık günü: 28 Şubat 1922 (İngiltere'den)<br />
Milli bayram: İhtilal günü, 23 Temmuz (1952)<br />
Anayasa: Ülke 11 Eylül 1971'de yürürlüğe konan anayasayla yönetilmektedir.<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ABEDA, ACC, ACCT, AfDB (Afrika Kalkınma Bankası), AFESD (Arap Ülkeleri Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Fonu), AL, AMF (Arap Ülkeleri Para Fonu), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CAEU (Arap Ülkeleri Ekonomik Anlaşmalar Konseyi), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECA (Birleşmiş Milletler Afrika Ekonomik Komisyonu), ESCWA (Birleşmiş Milletler Batı Asya Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-15, G-19, G-24, G-77, IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IDB (İslam Kalkınma Bankası), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), IHO (Uluslararası Hidrografi Örgütü), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Inmarsat (Uluslararası Denizcilik Uydu Teşkilatı), Intelsat (Uluslararası Telekomünikasyon ve Uydu Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), IOM (Uluslararası Göçmen Teşkilatı), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), MINURSO (BM Bati Sahra Referandum Misyonu), MONUC (BM Kongo Operasyonu), NAM, OAPEC (Arap Petrol İhracatçısı Ülkeler Örgütü), OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OAU (Afrika Birliği Teşkilatı), OIC (İslam Konferansı Örgütü), OSCE (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü), PCA (Daimi Hakemlik Mahkemesi), UN (Birleşmiş Milletler), UNAMSIL (BM Sierra Leone Misyonu), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), UNIDO (Endüstriyel Kalkınma Örgütü), UNITAR (BM Eğitim Araştırma Enstitüsü), UNMIBH (BM Bosna Hersek Misyonu), UNMIK (BM Kosova Geçici Yönetimi), UNMOP (BM Prevlaka Gözlem Misyonu), UNOMIG (BM Gürcistan Gözlem Misyonu), UNRWA (BM Filistin Mültecileri Yardım Komisyonu), UNTAET (BM Doğu Timor Geçiş Yönetimi), UPU (Dünya Posta Birliği), WFTU (Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü), WToO (Dünya Turizm Örgütü), WTrO (Dünya Ticaret Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
Ekonomiye genel bakış: Mısır ekonomisi tarım, hayvancılık ve turizme dayanır. Tarım daha çok Nil vadisinde yapılmaktadır. Tarım ürünlerinden ve hayvancılıktan elde edilen gelirin gayri safi yurtiçi hasıladaki payı %20'dir. Çalışan nüfusun %40'ı bu sektörlerde iş görmektedir. Üretilen tarım ürünlerinin başında pamuk gelir. Bunun yanı sıra tahıl ve çeşitli sebzeler de üretilmektedir. Balıkçılık da yaygındır. Mısır'da demir, fosfat, manganez, çinko ve altın cevheri gibi bazı madenler çıkarılmaktadır. Maden gelirleri gayri safi yurtiçi hasılanın %2'sini oluşturur. Bir miktar da petrol üretilmektedir. Orman ürünlerinden de belli oranda yararlanılmaktadır. Mısır tarihi eser yönünden oldukça zengin bir ülkedir. Kahire'deki Amr ibnu As, Hz. Hüseyin, Sultan Hasan, Ezher, Tulunoğlu, İmam Şafii, Mehmed Ali Paşa camileri ve piramitler başta gelen tarihi eserlerdendir. Kahire'de çok sayıda antik ve İslâmi eserin sergilendiği müzeler mevcuttur. Bütün bu tarihi zenginlikler Mısır'a çok sayıda turist çekmektedir. Dış ticaretindeki açığın bir kısmını turizm gelirleriyle kapatmaktadır.<br />
GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 328.1 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme oranı: %5.7 (2006 verileri)<br />
GSYİH - sektörlere göre: tarım: %14.7<br />
endüstri: %35.5<br />
hizmet: %49.8 (2006)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %6.5 (2006)<br />
İş gücü: 21.8 milyon (2006 verileri)<br />
Sektörlere göre işgücü dağılımı: tarım %32, hizmet %51, endüstri %17 (2001)<br />
İşsizlik oranı: %10.3 (2001 verileri)<br />
Endüstri: Sanayi kuruluşlarının başında gıda maddesi, meşrubat ve sigara üretimiyle ilgili kuruluşlar gelmektedir. İkinci sırada tekstil ve deri fabrikalarıyla konfeksiyon atölyeleri gelir. Mısır'da üretilen pamuğun önemli bir kısmı kendi fabrikalarında işlenmektedir. Bunun yanı sıra demir çelik, inşaat, elektrik donanımı, bazı mekanik aletler üretimi, madeni ve toprak eşya üretimi, kimya, mobilya, kâğıt, ilaç, plastik vs. sektörleriyle ilgili sanayi kuruluşları da bulunmaktadır.<br />
Endüstrinin büyüme oranı: %5.1 (2006 verileri)<br />
Elektrik üretimi: 91.72 milyar kWh (2004)<br />
Elektrik tüketimi: 84.49 milyar kWh (2004)<br />
Elektrik ihracatı: 1 milyar kWh (2004)<br />
Elektrik ithalatı: 200 milyon kWh (2004) <br />
Tarım ürünleri: Pamuk, pirinç, mısır, buğday, fasulye, meyve, sebze, büyükbaş hayvan, su bufalosu, koyun ve keçi<br />
İhracat: 24.22 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
İhracat ürünleri: Ham petrol, petrol ürünleri, pamuk, tekstil, metal sanayi, kimyasallar<br />
İhracat ortakları: ABD %13, İtalya %9.2, İspanya %7.7, Suriye %5.5, Fransa %4.9, Almanya %4.8, Suudi Arabistan %4.7, Birleşik Krallık %4 (2005)<br />
İthalat: 35.86 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
İthalat ürünleri: Makine ve araç gereçler, gıda maddeleri, kimyasallar, ağaç ürünleri, yakıt<br />
İthalat ortakları: ABD %10.5, Almanya %7, Çin %6.4, Fransa %6.3, İtalya %5.7, Suudi Arabistan %4.8 (2005)<br />
Dış borç tutarı: 29.59 milyar &#36; (2006 verileri)<br />
Para birimi: Mısır Lirası (EGP)<br />
Para birimi kodu: EGP<br />
Mali yıl: 1 Temmuz - 30 Haziran<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 10,396,100 (2005)<br />
Telefon kodu: 20<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 42 , FM 14, kısa dalga 3 (1999)<br />
Radyolar: 20.5 milyon (1997)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 98 (1995)<br />
Televizyonlar: 7.7 milyon (1997)<br />
Internet kısaltması: .eg<br />
Internet servis sağlayıcıları: 50 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 5 milyon (2005)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 5,063 km (2005)<br />
Karayolları: 92,370 km (2004)<br />
Su yolları: 3,500 km<br />
Boru hatları: Ham petrol 1,171 km; petrol ürünleri 596 km; doğal gaz 460 km<br />
Limanları: İskenderiye, Al Ghardaqah, Aswan, Asyut, Bur Safajah, Damietta, Marsa Matruh, Said Limanı, Suez<br />
Hava alanları: 88 (2006 verileri)<br />
Helikopter alanları: 3 (2006 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Mikronezya]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-663.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:53:58 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-663.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Okyanusya, Kuzey Pasifik Okyanusunda adalar grubu.<br />
Coğrafi konumu: 6 55 Kuzey enlemi, 158 15 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Okyanusya<br />
Yüzölçümü: 702 km²<br />
Yüzölçümü: 0 km<br />
Sahil şeridi: 6,112 km<br />
İklimi: tropikal<br />
Arazi yapısı: Yüksek dağlar ve alçak araziler, mercan atolları yer alır, Pohnpei, Kosrae ve Truk'da volkanik birikintiler vardır.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m<br />
en yüksek noktası: Dolohmwar (Totolom) 791 m<br />
Doğal kaynakları: Ormanlar, deniz ürünleri, denizin derinliklerinde mineraller<br />
Doğal afetler: tufanlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 107,434 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Ulus: Mikronezyalı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Dokuz etnik Mikronezya ve Polinezya grubu.<br />
Din: Roma Katolikleri %50, Protestan %47, diğer %3<br />
Diller: İngilizce, Trukca, Pohnpeica , Yapece, Kosraece<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %89<br />
erkekler: %91<br />
kadınlar: %88 (1980 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi adı: Mikronezya devleti<br />
eski adı: Ponape, Truk ve Yap Bölgesi<br />
Yönetim biçimi: Anayasal hükümet<br />
Başkent: Palikir<br />
İdari bölümler: 4 bölge; Chuuk (Truk), Kosrae, Pohnpei, Yap<br />
Bağımsızlık günü: 3 Kasım 1986 (ABD yönetiminden ayrıldı)<br />
Milli bayram: Anayasa Günü, 10 Mayıs (1979)<br />
Anayasa: 10 Mayıs 1979<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), Sparteca, SPC (Güney Pasifik Komisyonu), SPF, UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 277 milyon &#36; (2002 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %0.3 (2005 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %28.9<br />
endüstri: %15.2<br />
hizmet: %55.9 (2004 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.2 (2005)<br />
İşsizlik oranı: %22 (2000 verileri)<br />
Endüstri: Turizm, inşaat, balık, ağaç, inci<br />
Tarım ürünleri: Karabiber, tropikal meyveler, sebzeler, hindistancevizi, manyok, ttalı patates, domuz, tavuk<br />
İhracat: 14 milyon &#36; (2004 verileri)<br />
İhracat ürünleri: Balık, giyim eşyaları, muz, karabiber<br />
İhracat ortakları: Japonya, ABD, Guam<br />
İthalat: 132.7 milyon &#36; (2004 verileri)<br />
İthalat ürünleri: Gıda, sanayi malları, makine ve parçaları, meşrubat<br />
İthalat ortakları: ABD, Japonya, Avustralya<br />
Dış borç tutarı: 60.8 milyon &#36; (2005 verileri)<br />
Para birimi: ABD Doları (USD)<br />
Para birimi kodu: USD<br />
Mali yıl: 1 Ekim - 30 Eylül<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 12,400 (2005)<br />
Telefon kodu: 691<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 5, FM 1, kısa dalga 0 (2004)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 3 (2004)<br />
Internet kısaltması: .fm<br />
Internet servis sağlayıcıları: 1 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 14,000 (2005)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 0 km<br />
Karayolları: 240 km (1996)<br />
Su yolları: yok<br />
Limanları: Colonia (Yap), Kolonia (Pohnpei), Lele, Moen<br />
Hava alanları: 6 (2006 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Okyanusya, Kuzey Pasifik Okyanusunda adalar grubu.<br />
Coğrafi konumu: 6 55 Kuzey enlemi, 158 15 Doğu boylamı<br />
Haritadaki konumu: Okyanusya<br />
Yüzölçümü: 702 km²<br />
Yüzölçümü: 0 km<br />
Sahil şeridi: 6,112 km<br />
İklimi: tropikal<br />
Arazi yapısı: Yüksek dağlar ve alçak araziler, mercan atolları yer alır, Pohnpei, Kosrae ve Truk'da volkanik birikintiler vardır.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m<br />
en yüksek noktası: Dolohmwar (Totolom) 791 m<br />
Doğal kaynakları: Ormanlar, deniz ürünleri, denizin derinliklerinde mineraller<br />
Doğal afetler: tufanlar<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 107,434 (Temmuz 2009 verileri)<br />
Ulus: Mikronezyalı<br />
Nüfusun etnik dağılımı: Dokuz etnik Mikronezya ve Polinezya grubu.<br />
Din: Roma Katolikleri %50, Protestan %47, diğer %3<br />
Diller: İngilizce, Trukca, Pohnpeica , Yapece, Kosraece<br />
Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler<br />
toplam nüfusta: %89<br />
erkekler: %91<br />
kadınlar: %88 (1980 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Resmi adı: Mikronezya devleti<br />
eski adı: Ponape, Truk ve Yap Bölgesi<br />
Yönetim biçimi: Anayasal hükümet<br />
Başkent: Palikir<br />
İdari bölümler: 4 bölge; Chuuk (Truk), Kosrae, Pohnpei, Yap<br />
Bağımsızlık günü: 3 Kasım 1986 (ABD yönetiminden ayrıldı)<br />
Milli bayram: Anayasa Günü, 10 Mayıs (1979)<br />
Anayasa: 10 Mayıs 1979<br />
Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), AsDB (Asya Kalkınma Bankası), ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IMF (Uluslararası Para Fonu),Intelsat, IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ITU (Uluslararası Telekomünikasyon Birliği), OPCW (Kimyasal Silahları Yasaklama Organizasyonu), Sparteca, SPC (Güney Pasifik Komisyonu), SPF, UN (Birleşmiş Milletler), UNCTAD (Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı), UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü), WHO (Dünya Sağlık Örgütü), WMO (Dünya Meteoroloji Örgütü)<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
GSYİH:	 Satınalma Gücü paritesi - 277 milyon &#36; (2002 verileri)<br />
GSYİH - reel büyüme: %0.3 (2005 verileri)<br />
GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %28.9<br />
endüstri: %15.2<br />
hizmet: %55.9 (2004 verileri)<br />
Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %2.2 (2005)<br />
İşsizlik oranı: %22 (2000 verileri)<br />
Endüstri: Turizm, inşaat, balık, ağaç, inci<br />
Tarım ürünleri: Karabiber, tropikal meyveler, sebzeler, hindistancevizi, manyok, ttalı patates, domuz, tavuk<br />
İhracat: 14 milyon &#36; (2004 verileri)<br />
İhracat ürünleri: Balık, giyim eşyaları, muz, karabiber<br />
İhracat ortakları: Japonya, ABD, Guam<br />
İthalat: 132.7 milyon &#36; (2004 verileri)<br />
İthalat ürünleri: Gıda, sanayi malları, makine ve parçaları, meşrubat<br />
İthalat ortakları: ABD, Japonya, Avustralya<br />
Dış borç tutarı: 60.8 milyon &#36; (2005 verileri)<br />
Para birimi: ABD Doları (USD)<br />
Para birimi kodu: USD<br />
Mali yıl: 1 Ekim - 30 Eylül<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Kullanılan telefon hatları: 12,400 (2005)<br />
Telefon kodu: 691<br />
Radyo yayın istasyonları: AM 5, FM 1, kısa dalga 0 (2004)<br />
Televizyon yayını yapan istasyonlar: 3 (2004)<br />
Internet kısaltması: .fm<br />
Internet servis sağlayıcıları: 1 (2000)<br />
Internet kullanıcıları: 14,000 (2005)<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Demiryolları:	 0 km<br />
Karayolları: 240 km (1996)<br />
Su yolları: yok<br />
Limanları: Colonia (Yap), Kolonia (Pohnpei), Lele, Moen<br />
Hava alanları: 6 (2006 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Midway Adaları]]></title>
			<link>http://www.forumumuz.net/thread-662.html</link>
			<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 10:53:31 +0200</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.forumumuz.net/thread-662.html</guid>
			<description><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Okyanusya'da, Kuzey Pasifik Okyanusunda atol.<br />
Coğrafi konumu: 28 12 Kuzey enlemi, 177 22 Batı boylamı<br />
Haritadaki konumu: Okyanusya<br />
Yüzölçümü: 6.2 km²<br />
Sınırları: 0 km<br />
Sahil şeridi: 15 km<br />
İklimi: subtropikal, doğudan esen rüzgarların etkisiyle değişiklikler görülür.<br />
Arazi yapısı: Alçak, deniz seviyesine yakın.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m<br />
en yüksek noktası: 13 m<br />
Doğal kaynakları: Kara ve suda yaşayan vahşi doğa<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 Sürekli sakin yok. (Temmuz 2009 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Midway Adaları<br />
Bağımsızlık durumu: ABD'ye bağımlı topraklardandır.<br />
Hukuk sistemi: ABD hukuku<br />
Bayrak: ABD bayrağı<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
Ekonomiye genel bakış: Midway ekonomisi doğayi korumak için adada faaliyet gösteren bir takım hizmetlerden oluşur. Gıda ve gerekli bütün ürünler ithal edilir.<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Telefon kodu: 808<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Su yolları: yok<br />
Boru hatları: 7.8 km<br />
Limanları: Sand Adası<br />
Hava alanları: 3 (2006 verileri)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Coğrafi Verileri<br />
<br />
Konum:	 Okyanusya'da, Kuzey Pasifik Okyanusunda atol.<br />
Coğrafi konumu: 28 12 Kuzey enlemi, 177 22 Batı boylamı<br />
Haritadaki konumu: Okyanusya<br />
Yüzölçümü: 6.2 km²<br />
Sınırları: 0 km<br />
Sahil şeridi: 15 km<br />
İklimi: subtropikal, doğudan esen rüzgarların etkisiyle değişiklikler görülür.<br />
Arazi yapısı: Alçak, deniz seviyesine yakın.<br />
Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m<br />
en yüksek noktası: 13 m<br />
Doğal kaynakları: Kara ve suda yaşayan vahşi doğa<br />
<br />
<br />
Nüfus Bilgileri<br />
<br />
Nüfus:	 Sürekli sakin yok. (Temmuz 2009 verileri)<br />
<br />
<br />
Yönetimi<br />
<br />
Ülke adı: Midway Adaları<br />
Bağımsızlık durumu: ABD'ye bağımlı topraklardandır.<br />
Hukuk sistemi: ABD hukuku<br />
Bayrak: ABD bayrağı<br />
<br />
<br />
Ekonomik Göstergeler<br />
<br />
Ekonomiye genel bakış: Midway ekonomisi doğayi korumak için adada faaliyet gösteren bir takım hizmetlerden oluşur. Gıda ve gerekli bütün ürünler ithal edilir.<br />
<br />
<br />
İletişim Bilgileri<br />
<br />
Telefon kodu: 808<br />
<br />
<br />
Ulaşım ve Taşımacılık<br />
<br />
Su yolları: yok<br />
Boru hatları: 7.8 km<br />
Limanları: Sand Adası<br />
Hava alanları: 3 (2006 verileri)]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
